Belçika'da yüksek hızlı tren hattının üzerine inşa edilen 3,2 kilometrelik beton tünelin çatısı, 16 bin güneş paneliyle kaplı. Paneller, demiryolunun elektrik sisteminin bulunduğu çatıda herhangi bir delik açılmadan, ağırlıklarıyla sabitleniyor. 2011'den bu yana faaliyet gösteren sistem, yılda yaklaşık 3. 300 megavat-saat elektrik üretiyor.
Bir tünelin üzerine güneş panelleri yerleştirmek ilk bakışta tuhaf bir fikir gibi görünebilir. Belçika'nın Antwerp kentinin hemen kuzeyinde, Hollanda sınırına uzanan yüksek hızlı tren hattı, 2011 yılından bu yana güneş enerjisi üreten bir yapının içinden geçiyor.
Üstelik buradaki "tünel", başlangıçta yer altında bulunan geleneksel bir demiryolu tüneli değil.
Brasschaat ve Schoten kasabalarından geçen HSL 4 yüksek hızlı tren hattının üzerine inşa edilen 3,2 kilometreden uzun beton bir yapıdan söz ediliyor. Dışarıdan bakıldığında bir tünelden çok, dünyanın en uzun otoparklarından birini andıran bu yapının düz çatısı, daha sonra güneş enerjisi üretimi için kullanılmaya başlandı.
Belçika'nın demiryolu altyapısından sorumlu Infrabel, yapıyı 2000'li yıllarda HSL 4 hattının inşası sırasında oluşturdu. Böylece, altında demiryolunun elektrik sisteminin bulunduğu ve gün boyunca güneş ışığı alan yaklaşık 50 bin metrekarelik düz bir beton yüzey ortaya çıktı.
2011 yılında Infrabel ile güneş enerjisi geliştiricisi Enfinity, bu alanı her biri 245 watt gücünde yaklaşık 16 bin güneş paneliyle kapladı. Böylece aktif bir yüksek hızlı tren hattı, aynı zamanda üzerinde güneş enerjisi santrali bulunan bir yapının altından geçmeye başladı.
Projenin o dönemki maliyeti 15,6 milyon euro olarak açıklanmıştı. İki kasaba ve iki yerel finans kuruluşunun yanı sıra demiryolu işletmecisi de projeye katkıda bulundu.
Projenin en dikkat çekici ayrıntılarından biri, panellerin beton çatıya delinerek monte edilmemiş olması.
Paneller, ağırlıklarıyla yerinde duran balastlı taşıyıcı sistemlerin üzerine yerleştirildi. Böylece montaj sırasında beton çatının delinmesine veya bağlantı elemanlarıyla zarar görmesine gerek kalmadı.
Bu yöntem, yalnızca montajı kolaylaştırmak için tercih edilmedi. Çünkü çatının altında yüksek hızlı tren hattı ve demiryolunun elektrik sistemleri bulunuyor.
Beton yüzeyde açılacak herhangi bir delik, ilerleyen dönemde su sızıntısına neden olabilir ve bu da doğrudan demiryolu altyapısı açısından ciddi bir sorun yaratabilirdi. Balast sistemi ise panelleri sabit tutarken çatının su geçirmezliğinin korunmasına olanak sağladı.
Panellerin montajına 2010 yazında başlandı ve sistem yaklaşık 12 hafta içinde tamamlandı. İlk aşamada üretilen elektrik, demiryolunun kendi elektrik sistemlerine aktarıldı.
6 Haziran 2011'de, sistemin ürettiği elektrikten yararlanan ilk tren Antwerp'ten Hollanda sınırına doğru hareket etti. Böylece yolcular, başlarının yalnızca birkaç metre üzerinde bulunan güneş panellerinin ürettiği elektrikle çalışan bir tren yolculuğunun parçası oldu.
Proje o dönemde Avrupa'da demiryolu altyapısının güneş enerjisi üretimi amacıyla kullanılmasının ilk örneklerinden biri olarak tanıtıldı.
Projenin açılışı sırasında Enfinity yetkilisi Steven De Tollenaere, yerinde üretilen elektriğin kullanılmasının enerji kayıplarını ve taşıma maliyetlerini azaltacağını belirtmişti.
Üretilen elektrik yalnızca trenlerin hareket etmesi için kullanılmıyor. Infrabel'in verilerine göre sistem yılda yaklaşık 3. 300 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu enerji, trenlerin yanı sıra hat boyunca sinyalizasyon sistemleri, aydınlatma ve istasyonların ısıtılması gibi ihtiyaçlarda da kullanılabiliyor.
Projenin açılışı sırasında ortaklar, üretilen enerjinin yılda yaklaşık 4 bin trenin tamamen güneş enerjisiyle çalışmasına eşdeğer olduğunu açıklamıştı. Ancak bu rakam 2011'deki lansman sırasında yapılan bir hesaplamaya dayanıyor ve güncel tren trafiğini göstermiyor.
2010'ların başında hayata geçirilen birçok gösterişli güneş enerjisi projesi zaman içinde beklentileri karşılayamazken, Belçika'daki bu sistem aradan geçen yaklaşık 15 yıla rağmen hâlâ demiryolu altyapısının bir parçası olarak faaliyet gösteriyor.
Infrabel'in sürdürülebilirlik bilgileri arasında Antwerp'teki güneş enerjisi tüneli hâlâ 16 bin panel ve yıllık 3. 300 megavat-saat üretim kapasitesiyle yer alıyor.
Bununla birlikte, güneş panellerinin zaman içinde verim kaybetmesi nedeniyle sistemin bugün ilk kurulduğu günkü miktarda elektrik ürettiğini söylemek mümkün değil. Paneller genellikle yıllar içinde kademeli olarak performans kaybeder. Infrabel ise tesisin yıllara göre gerçek üretim verilerini kamuya açık şekilde paylaşmıyor.
Dolayısıyla 3. 300 megavat-saat rakamı, tesisin güncel yıllık üretiminden ziyade Infrabel tarafından verilen üretim kapasitesini veya referans değerini ifade ediyor olabilir.
Belçika'daki proje, zaman içinde demiryolu altyapısının güneş enerjisi üretiminde kullanılabileceğini gösteren örneklerden biri haline geldi.
Sonraki yıllarda İsviçre'de aktif bir demiryolu hattının rayları üzerine güneş panelleri yerleştirilirken, Frankfurt'ta bir pist boyunca binlerce dikey güneş modülü kullanıldı. Bavyera'da ise bir otoyolun üzerine güneş panellerinden oluşan bir gölgelik inşa edildi.
Belçika'daki projenin en önemli farkı ise yeni bir alan oluşturmak yerine zaten mevcut olan bir altyapının değerlendirilmiş olması.
HSL 4 hattı için inşa edilen beton yapı zaten oradaydı. Güneş enerjisi projesi için esas olarak panellerin ve bunları taşıyacak sistemin kurulması yeterli oldu.
Bu nedenle Antwerp yakınlarındaki güneş enerjisi tüneli, demiryolu altyapısının yalnızca ulaşım amacıyla değil, aynı zamanda enerji üretimi için de kullanılabileceğini gösteren dikkat çekici bir örnek olarak varlığını sürdürüyor.
Infrabel'in güncel sürdürülebilirlik bilgilerinde de tesis, 16 bin güneş paneli ve yılda yaklaşık 3. 300 megavat-saat üretim değerleriyle demiryolunun yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olarak gösterilmeye devam ediyor.
