Evren nasıl başladı, karanlık madde aslında nedir ve kuantum dünyasında hangi yorum gerçeğe daha yakın? Modern fiziğin en temel sorularının büyük bölümünde bugün hala kesin bir cevap bulunmuyor. 1. 600’den fazla fizikçinin katıldığı geniş kapsamlı yeni bir araştırma da bilim dünyasındaki bu görüş ayrılıklarını rakamlarla ortaya koydu.
Çalışmaya aktif araştırmacıların yanı sıra fiziği yakından takip eden bilim meraklıları da katıldı. Sonuçlar, bazı teorilerin diğerlerinden daha fazla destek gördüğünü ancak temel konuların hiçbirinde ezici bir fikir birliğinin oluşmadığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 68’i Büyük Patlama’yı evrenin sıcak ve son derece yoğun bir durumda bulunduğu dönem olarak kabul ediyor. Ancak aynı grup, bunun zamanın tam olarak o noktada başladığı anlamına gelmediğini düşünüyor.
Evrenin neden büyük ölçekte homojen göründüğünü açıklamak için geliştirilen kozmik enflasyon modeli ise yüzde 51 destek aldı. Katılımcıların geri kalanı döngüsel evren modelleri veya farklı fiziksel açıklamalar üzerinde duruyor.
Karanlık madde tarafında tablo daha da parçalı. Hiçbir teori açık biçimde öne çıkmazken fizikçilerin yüzde 21’i, farklı açıklamaların bir araya geldiği karma bir modelin daha olası olduğunu düşünüyor.
Evrenin giderek hızlanan genişlemesini açıklamak için kullanılan karanlık enerji konusunda da ortak bir yaklaşım söz konusu değil. Katılımcıların yüzde 24’ü kozmolojik sabit seçeneğini desteklerken yüzde 26’sı zaman içinde değişebilen bir alan modeline daha yakın duruyor.
Evrenin genişleme hızını ölçen farklı yöntemlerin birbirinden farklı sonuçlar vermesiyle ortaya çıkan Hubble Gerilimi konusunda ise çok sayıda fizikçi herhangi bir görüş belirtmedi. Bu durum, sorunun henüz yeterince netleşmediğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Kuantum fiziğinde yüzde 36 ile Kopenhag Yorumu en fazla desteği alan yaklaşım oldu. Karadeliklerin merkezinde ne olduğuna ilişkin soruda ise katılımcıların yüzde 41’i içeri düşen maddenin tekillikte ezildiğini düşünüyor.
Evrenin temel fiziksel sabitlerinin neden tam olarak bugün ölçülen değerlere sahip olduğu sorusu da görüş ayrılıklarının en belirgin olduğu başlıklardan biri. Katılımcıların yüzde 25’inden fazlası bu değerlerin daha derin bir açıklaması olmayabileceğini ve doğrudan kabul edilmesi gereken temel gerçekler olabileceğini savunuyor. Yaklaşık yüzde 20’lik bir kesim ise yaşamın ortaya çıkmasına izin veren çoklu evren modellerini daha olası buluyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu genel tablo, modern fiziğin en yerleşik görünen alanlarında bile kesin cevapların sınırlı olduğunu gösteriyor. En yaygın kabul gören açıklamalar dahi çoğu başlıkta güçlü bir çoğunluğa ulaşamıyor ve fiziğin sınırındaki temel sorular açık kalmaya devam ediyor.
