CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiye20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü: “Sağlık
🇹🇷 Türkiye

20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü: “Sağlıklı bir gülüş lüks değil, haktır"

Evrensel·🕐 2 sa önce·👁 0 görüntülenme
20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü: “Sağlıklı bir gülüş lüks değil, haktır"
Dünya Ağız Sağlığı Günü’nde yayımlanan değerlendirmeler, ağız-diş sağlığının küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ortaya koydu. Uzmanlar, eşitsizliklerin derinleştiğine dikkat çekti.

Fotoğraf: Caroline LM/Unsplash Gamze Burcu Gül Diş Hekimi Ankara- Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI) tarafından 20 Mart, “Dünya Ağız Sağlığı Günü” olarak kabul edilmiştir. 2011 yılında Birleşmiş Milletler, bulaşıcı olmayan hastalıklara ilişkin deklarasyonunda ağız sağlığının ölümcül kronik hastalıklarla aynı risk faktörlerini paylaştığını tescil etmiş; hükümetleri ve politika yapıcıları ortak bir yaklaşım geliştirmeye çağırmıştır. FDI'nın 20 Mart'ı “Dünya Ağız Sağlığı Günü” olarak resmileştirmesi de bu çağrının hemen ardından, 2013 yılında gerçekleşmiş ve bugün 200'ü aşkın ülkede çeşitli etkinliklerle ağız-diş sağlığı konusunda farkındalık yaratmanın amaçlandığı bir güne dönüşmüştür.Bu yıl FDI, üç yıldır sürdürdüğü "Mutlu Bir Ağız" kampanyasını "Mutlu Bir Ağız, Mutlu Bir Yaşam" temasıyla tamamlıyor. İlk yıl ağız sağlığının genel beden sağlığıyla, geçen yıl ruh sağlığıyla bağlantısı ele alındı; bu yıl ise odak daha da genişliyor: Ağız sağlığı, yaşamın her evresinde -bebeklikten yaşlılığa- kaliteli bir hayatın hem koşulu hem de göstergesi olarak tanımlanıyor.Dünya Sağlık Örgütü sağlığı, sadece hastalık ve sakatlığın yokluğu değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlarken ağız sağlığının da bu bütünün ayrılmaz parçası olduğunu belirtir. Örneğin dişeti hastalıkları ile kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, solunum yolu enfeksiyonları ve erken doğum arasındaki ilişki artık tartışmasız biçimde kanıtlanmış durumdadır. Ağız bölgesindeki bir iltihap tüm vücuda yayılabilir, tek başına diş ağrısı bile beslenmeden uyku düzenine kadar her şeyi bozar. Ağrıyla yaşayan, konuşmaktan ve gülmekten çekinen insanın sosyal dünyası da daralır, özgüveni de.Dünyada yaklaşık 3,5 milyar insan çürükten diş eti hastalığına, erken diş kaybından ağız kanserlerine uzanan geniş bir yelpazede ciddi sağlık riski altında. Böylesine yaygın bir sorunun "bireysel ihmal" kategorisine sıkıştırılması artık mümkün değil. Bu yükün eşit dağılmadığını da biliyoruz. Gelir düzeyi düştükçe ağız hastalıklarının görülme sıklığı ve ağırlığı artıyor. Toplum sağlığının önünde en önemli engellerden biri olan yoksulluk, sağlıklı beslenmeyi de imkânsız kılıyor. Yoksul haneler tek tip, dengesiz, şeker ve işlenmiş karbonhidrat ağırlıklı beslenmek zorunda kalıyor. Vitamin, mineral, protein ve lif yönünden zayıf bu beslenme biçimi çürüğün zeminini hazırlarken, çocuğun okul çantasındaki ekmek de bu tablonun sessiz bir göstergesi oluyor. Oysa özellikle okul öncesi dönem, hem sağlıklı beslenme alışkanlığının hem de ağız hijyeninin kazandırılması açısından en kritik evredir.Yüksek gelirli ülkelerde son on yıllarda diş çürüğü oranları aşağı çekilebilmişken orta ve düşük gelirli ülkelerde çürük, hâlâ en yaygın kronik hastalık olmayı sürdürüyor.Türkiye'de tablo hep ağır: Sağlık alanında kamusal koruyucu hizmetler zayıflarken özel sektör hızla büyüyor, tedavi maliyetleri milyonlarca insanın erişemeyeceği rakamlara ulaşıyor. İşsizlik nedeniyle sosyal güvencesi olmayan aileler kamu hizmetlerinden de yararlanamıyor; diş fırçası, diş macunu gibi en temel malzemelere bile erişemeyen haneler var. Büyük kentlerde dahi yaşanılan semte göre derin bir uçurum söz konusuyken Anadolu'nun pek çok ilinde hekim yokluğu ve yetersiz klinik altyapı da mevcut eşitsizlikleri derinleştiriyor.İşçi, ağrısını erteleyip vardiyasına giriyor; çünkü izin hakkı yok, devlet hastanesine gidecek vakit yok, tedavi ücretlerini karşılayacak nakit yok. Kadın, bakım emeğinin girdabında kendi sağlığını en sona bırakıyor. Çocuk, okul taramasının yapılmadığı bir sistemde ilk çürüğünü fark etmeden büyüyor. Bunlar bireysel tercihler değil; eşitsizlik düzeninin kaçınılmaz sonuçları.Oysa ağız hastalıklarının büyük çoğunluğu önlenebilir. Bunun için önce bakış açısını değiştirmek gerekiyor: Nasıl sağlıklı ve yeterli gıdaya erişim bir sosyal yardım değil, temel insan hakkı ise ağız-diş sağlığı hizmetleri de bir piyasa ürünü değil, kamunun güvence altına alması gereken bir haktır.Çözüm, parçalı, geçici müdahalelerle değil, bütüncül bir yaklaşımla mümkün. Her şeyden önce kapsamlı bir ulusal ağız diş sağlığı politikasına ihtiyaç var; bu politikanın merkezine çocuklar alınmalı, koruyucu uygulamalar önceliklendirilmeli. Bunun için yalnızca diş hekimleri değil, tüm sağlık çalışanları, pediatristler, hemşireler, öğretmenler, ebeveynler, okullar, fakülteler ve ilgili bakanlıklar işbirliği içinde çalışmalı. Çocuğa dokunan herkes bu sürecin parçası olmalı. Okullarda ücretsiz ve sağlıklı bir öğün yemek, düzenli diş taramaları, beslenme eğitimi lüks değil, çocuk sağlığına ve halk sağlığına yapılan en verimli yatırımlardır.Yetişkinler ve yaşlılar için de düzenli muayene ve erken müdahale olanakları devlet tarafından sağlanmalı, ağız sağlığı tütün ürünleriyle mücadele programlarına entegre edilmeli, birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmeli ve bölgesel eşitsizlikleri gidermek üzere hekim dağılımı nüfusa göre planlanmalıdır.DSÖ'nün 2021 Küresel Ağız Sağlığı Stratejisi de hükümetleri tam olarak buna çağırıyor: Ağız sağlığını temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz parçası olarak ulusal politika düzeyinde güvence altına almaya.Sağlıklı bir gülüş lüks değil, ağrısız bir ağız ayrıcalık değil. Bunlar, herkesin, gelir düzeyinden, yaşadığı kentten, işinden, mesleğinden bağımsız, doğuştan sahip olduğu sağlık hakkının en somut, en gündelik biçimleri. Bu hak piyasanın insafına, hükümetlerin politika tercihine, ekonomik konjonktüre bırakılamaz. Var olan eşitsizlikleri ortadan kaldırıp toplumun ağız-diş sağlığı göstergelerini iyileştirecek olan, yılda birkaç defa yapılan farkındalık kampanyaları değil; koruyucu hekimliği merkeze alan, halkçı ve kamucu bir sağlık anlayışıdır.Fotoğraf: Jingming Pan/Unsplashİçerik yükleniyor...İçerik yükleniyor...İçerik yükleniyor...Fotoğraf: Wikimedia Commonsİçerik yükleniyor...Fotoğraf: DHAİçerik yükleniyor...Fotoğraf: MAİçerik yükleniyor...

Kaynak: EvrenselOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler