ABD’ye rağmen şov devam ediyor
Dünyanın en büyük şovu Dünya Kupası; coğrafi sınırları ve hayal güçlerini zorlayan devasa bir ortaklıkla 11 Haziran'da başladı. İlk hafta geride kalırken spor sayfalarını dolduran taktik analizlerin ve bol gollü istatistiklerin arkasında, bambaşka bir turnuva yaşanıyor. 2022'de Katar'da her şeyin bir metro mesafesinde olduğu o steril, yapay laboratuvar ortamından sonra, bu kez karşımızda tam anlamıyla bir kaos panayırı var. ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliğindeki bu devasa organizasyon, acayip tezatlar, bürokratik skandallar ve yeşil sahanın sınırlarını aşan insan hikayeleri yazdı bile... İşte parlak spot ışıklarının arkasında kalan, turnuvanın gerçek yüzü... HOLLYWOOD KONFORU BİR ADIM ÖNDE Turnuvanın omurgasını, futbol tarihinin en büyük iki efsanesinin kariyerlerinin son demlerinde yaptıkları taban tabana zıt tercihler oluşturuyor. Bu tercihler, turnuvanın ilk haftasında hemen faturasını kesti. 2023 yılından bu yana ABD'de Inter Miami kulübünde forma giyen Lionel Messi, adeta kendi evinde oynuyor. Arjantin'in Cezayir'i 3-0 yendiği maçta Messi, üç yıldır ABD'de oynamanın getirdiği atmosfer konforunu arkasına aldı. Bu erken gövde gösterisi, onun Amerikan rüyasını ve kariyerinin son demlerindeki konforlu saha üstünlüğünü tüm dünyaya ilan etti ve Arjantin'in Dünya Şampiyonu apoletini vermeye niyeti olmadığını gösterdi. 2023'ün hemen başında kapısını açtığı Suudi Arabistan (Al-Nassr) çöllerinde 3.5 yıldır milyarlarca dolarlık bir projenin yüzü olan Cristiano Ronaldo ise Portekiz'le turnuvaya kötü start verdi. Demokratik Kongo'nun savunma duvarına çarpıp çaresiz kalması, acı bir gerçeği fısıldadı: Çölün temposundan çıkıp bu acımasız atletizm arenasına girmek, ışıltılı bir Amerikan rüyası yaşamak kadar kolay değil. Gerçi bu bir turnuva, umarım Ronaldo bu satırları yazdığıma beni pişman etmez. PASAPORTUN KADAR KONUŞ! FIFA her fırsatta futbolun sınırları kaldırdığından, halkları birleştirdiğinden bahseder durur. Ancak bu kez ev sahiplerinin katı göçmenlik bürokrasisi, futbolun o pembe küreselleşme yalanını havalimanı kapılarında paramparça etti. Sahada Filistin Milli Takımı yoktu ancak Filistin Futbol Federasyonu Başkanı Jibril Rajoub, FIFA'nın karar mekanizmasındaki üst düzey diplomatik konumu nedeniyle organizasyonun göbeğindeydi. Meksika ayağındaki açılış maçına katılmasına rağmen, turnuvanın ABD etabına geçmek istediğinde vize engeline takıldı. İLLA BİR HOLLYWOOD SENARYOSU YAZACAKLAR Uruguaylı Vozinha da vize sorunu yüzünden annesi Ana Candida Evora'yı Dünya Kupası'na getiremedi. ABD'li yetkililer, yarın Uruguay maçına 40 yaşındaki kalecinin annesini yetişebilmesi için vize sürecini hızlandırdı. ABD Kongre Üyesi Hakeem Jeffries, "Hiçbir anne, çocuğunun tarih yazışına tanıklık etme fırsatını kaçırmamalı" dedi. İlla bir Hollywood senaryosu yazacaklar ya! Turnuva başladıktan sonra yaşanan en absürt olayda ise İranlı Mehdi Torabi'nin tek girişlik vizesi, takım kamp için Meksika sınırına geçtiği an yandı ve yıldız oyuncu sınırda mahsur kalmıştı. Infantino'dan itiraf ELİMİZDEN BİR ŞEY GELMİYOR! Tüm bu bürokratik krizler ve havalimanı skandalları patlak verdiğinde, futbolun mutlak hakimi rolündeki, ABD Başkanı Trump'ın yakın dostu FIFA Başkanı Infantino'nun düştüğü aciz durum ise turnuvanın en büyük fiyaskosu oldu. Dünya futbolunu yöneten isim, "FIFA olarak vize süreçlerini kolaylaştırmak için her şeyi yaptık ancak son karar her zaman ilgili devletlerin göçmenlik makamlarınındır. Bu konuda elimizden bir şey gelmiyor" demekle yetindi. Bu demeç, milyarlarca dolarlık devasa FIFA imparatorluğunun, bir havalimanı gümrük memurunun mührü karşısında nasıl hiçleştiğinin resmi belgesi oldu. Kupanın delileri HIRSIZLAR, YILANLAR VE BİELSA! Turnuvanın en sürreal asayiş olayı İngiltere'nin başına geldi. Kansas City'deki kamp merkezinde güvenlik zafiyetinden yararlanan hırsızlar, futbolcuların maç kramponlarını ve malzemelerini çaldı. İngilizlerin bu malzeme çaldırma huyu aslında genetik! Futbol tarihinin en büyük skandallarından biri yine İngiltere'de yaşanmış, 1966 Dünya Kupası öncesi sergilenen bizzat kupanın kendisi (Jules Rimet Kupası) Londra'da çalınmıştı. O dönem Dünya Kupası'nı Pickles adlı bir köpek çalılar arasında bulmuştu; bakalım İngiliz futbolcuların kramponlarını hangi kahraman bulacak? ZEHİRLİ YILAN NÖBETİ San Diego'da kamp kuran İsviçre ve Kuzey Karolina'yı seçen Norveç, antrenman sahalarının çevresinde bölgenin en zehirli çıngıraklı yılanlarının olduğunu öğrenince şoke oldu. Futbolcular antrenmana çıkmadan önce teknik ekip sahada yılan taraması yaptı.BEN MODEL DEĞİLİM! Uruguay'ın hocası Marcelo Bielsa, FIFA'nın zorunlu tuttuğu resmi portre çekimlerinde kameraya bakmayı reddedip, elleri cebinde kafasını yere eğerek poz verdi. Basın toplantısında, "Ben model değilim. Neden aşağı baktığımı açıklamak zorunda değilim. Bir sınırı olmalı bu işlerin!" diyerek tavrının sebebini açıkladı. Karşımızda lojistik olarak yorucu, bürokratik olarak acımasız ama bir o kadar da renkli bir Amerikan panayırı var. Aslında tam olarak başkan Donald Trump'ın tarzı değil mi bu? Şov tüm hızıyla devam ediyor, faturayı kimin ödeyeceğini ise zaman gösterecek. TRİBÜNLERDE RENK CÜMBÜŞÜ Dünya Kupası'nın ilk haftası, organizasyon tarihinin en yüksek seyirci ortalamalarından bazılarına sahne oldu. ABD'de karşılaşmaların oynandığı NFL stadyumlarının kapasitesi 75 ila 85 bin kişi arasında değişiyor. Bu nedenle 60-70 bin kişinin takip ettiği bir maç bile birçok ülkedeki büyük spor organizasyonlarının toplam seyircisinden daha yüksek rakamlara karşılık geliyor. Ancak ABD'deki Dünya Kupası'nı özel kılan yalnızca rakamlar değil. Yüzyıllardır göç alan bir ülke olan ABD, bugün dünyanın hemen her milletinden insanın yaşadığı dev bir mozaik. Bu nedenle tribünlerde yalnızca Amerikan bayrakları değil; Meksika, Brezilya, Arjantin, Fas, Türkiye, Gana, Japonya ve daha onlarca ülkenin renkleri yan yana görülebiliyor. Birçok karşılaşmada ev sahibi takım kadar göçmen toplulukların desteğini arkasına alan ülkeler de kendilerini adeta kendi evlerinde hissediyor. Üç ülkeye yayılan 2026 Dünya Kupası, futbolun ötesinde bir anlam taşıyor. Farklı dilleri konuşan, farklı kültürlerden gelen on binlerce insan aynı tribünde buluşuyor, aynı gole seviniyor, aynı hayal için şarkı söylüyor. Belki de bu yüzden Dünya Kupası hâlâ dünyanın en büyük spor organizasyonu değil; insanlığın ortak duygularda buluşabildiğini hatırlatan en güçlü sahnelerden biri.Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
