Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Zonguldak’taki halk buluşmasında gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Anahtar Parti’nin çözüm önerilerini anlatan Yavuz Ağıralioğlu, şunları söyledi:
"Bakıyorum, AK Parti’nin kurmayları sahada. Seçim sath-ı mailinde böyle oluyor. AK Parti genel başkan yardımcıları, Cumhurbaşkanı yardımcıları, milletvekilleri, AK Parti’nin politik olarak sözcüleri bir memleket hayalinden bahsetmek için sahaya çıkarılmışlar. Cevdet Yılmaz Bey Osmaniye’de konuşmuş, Kürşad Bey başka bir vilayette konuşmuş, Mustafa Şen Bey başka bir yerde konuşmuş... Herkes bir memleket idealinden bahsediyor. Kimisi ‘Terörsüz Türkiye’yi anlatıyor, kimisi enflasyonla mücadele programını anlatıyor. İktidar kurmaylarını dinleyince durum şudur: Her şey yolunda! İktidarın kurmaylarını dinleyince, anlattıklarına bakınca memlekette sorun yok. İktidar cenahını duyunca memleketin tek sorunu Cumhuriyet Halk Partisi yahut Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılanlar, CHP’li belediyeler. Onların durduğu yerden memleket böyle görünüyor. ‘Bu memleketin bütün parasını muhalefet yedi, bu muhalefetin de belediyeleri yedi. Bu belediyeler o parayı yemeselerdi bizim enflasyonla, faizle işimiz olmayacaktı.’ Herhalde böyle bir algı teröristlerle müyesser olunuyordu. 'Biz bu teröristleri terörist olmaktan çıkarırsak memleketin sorunlarını çözeceğiz. Yolsuzluğu da bu belediyeler yapıyor, sadece bu CHP’liler yaptığı için bunları da halledersek memlekette ekonomi düzelecek’ falan gibi bir algının iletişim mimarisi var anladığım kadarıyla. Çünkü konuşan herkes hiç kendisine bir şey değdirmiyor. Memleketin tek sorunu muhalefet iktidar cenahından öyle görünüyor."
Emeklilerin sorunlarına işaret eden Yavuz Ağıralioğlu, şöyle konuştu:
"2008 yılında emeklilikte düzenleme yaptınız. Yaptığınız düzenlemeden dolayı hakkının yendiğini düşünen milyonlarca emekli var. O düzenlemeyi yapmasaydınız en düşük emekli aylığı 40 bin lira olacaktı. Yatırdığı primle aldığı maaş arasındaki uçuruma kızanlar var. Ha bu sorunu söylüyorum, çözümü de şu: 2008 düzenlemesini kaldıracağız. Emeklilerimiz bağırıyor. ‘11 bin gün iş günü prim yatırdım, aldığım maaş bu; 3 bin 500 gün yatıranla hemen hemen yakın para alıyor’ diye bağırıyor. İşçi emeklisi ayrı bağırıyor, SSK emeklisi ayrı bağırıyor. ‘Biz emekli olduğumuz zaman maaşımızın üçte ikisini alıyorduk eskiden, dolayısıyla emekli olmaktan imtina etmiyorduk. Şimdi maaşımızın üçte birine yakınını alıyoruz’ diyorlar. 2002’den beri intibak yasası bekleniyor emeklilikte, çıkaracağız."
Anahtar Parti ‘Köprüleri, yolları millete satın’ diyor. Parayı zenginlere verdiğiniz zaman kazandıkları parayla beraber yurt dışına gidiyorlar. Bu memleketin sermayesinin memlekette kalmasının yolu da ‘milletin malı millette kalsın’ ile olur. Geziyorsunuz, atanamayan öğretmenler var, 400 bin kişi... Evlatlarımızın atanma süreçlerini kademeli olarak azaltacağız. Mülakata giriyorlar, eleniyorlar; mülakata girmeden evvel bir daha kursa gidiyorlar. Kursa gitmek için canları çıkıyor; ev işi yapıyor, çalışıyorlar. Kursu da bitiriyorlar, siyasetçilerin boyu kadar kitap bitiriyorlar. Atanamayan öğretmenlerin 400 bine varmış sayısını ihtiyacımıza göre planlayarak hak ettikleri mevkilerle onları buluşturacağız, söz veriyoruz. Okulları, bölümleri ihtiyaca göre açacaksınız, bu kadar yığılma olmayacak. İhtiyaca göre bölüm açacaksınız. Kamuda işçiler var; kadro bekleyen 138 bin kişi. Verin haklarını, vermiyorsunuz."
Üreticilerin sorunlarını anlatan Yavuz Ağıralioğlu, açıklanan taban fiyatlarının düşüklüğüne işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çiftçilerimiz bağırıyorlar, ‘Açıkladığınız taban fiyatının altında tüccara mahkûm oluyoruz. Benzine yetişemiyoruz, ilaca yetişemiyoruz, tohuma yetişemiyoruz, gübreye yetişemiyoruz. Biz tüccarın eline düştük. Açıkladığınız taban fiyatının altına düşmüş fiyattan satıyoruz, 16 lira açıklıyorsunuz, buğdayı 12 liraya satıyoruz. Çayı 170 TL’ye satıyoruz’ diyorlar. Anahtar Parti, bütün alımı Toprak Mahsulleri Ofisine yaptıracak. Girdi maliyetlerinin tamamını yükleniyoruz. Ürün destekli tarım programı uyguluyoruz; ürüne destek vereceğiz, çiftçiye değil. Bizzat ürünün kendisine, destek programının tamamında girdi maliyetlerini devlet ve tarım kredi kooperatifleri üzerinden üstleniyoruz. Bütün alımı TMO’ya yaptıracağız, sonra tüccara verilecek olanı biz vereceğiz. Sübvanse değil, biz yapacağız devlet olarak. Yani girdi maliyetlerinin tamamını devlete, kooperatifler üzerinden üstlendiriyoruz. Siz alım açıklıyorsunuz, yüzde 25 alıyorsunuz; mecburen çiftçi tüccara mahkûm."
Mülakat mağdurlarının sorunlarına değinen Ağıralioğlu, "Mülakat adaletsizliği diye bir gündem var; mülakatı kaldırıyoruz. Mülakat kaldırılacak, gençler ayağa kalkacak" dedi.
Birden fazla maaş alanlara işaret eden Ağıralioğlu, "Üç maaş, beş maaş dönemine son veriyoruz. Her işe bir baş, her başa bir maaş dönemi geliyor. Bizim işimiz kolay; memleket bolluk içinde, bu bolluğu eşit dağıtacağız. Bir avuç zenginin bütün imkânlarını yediği memleketi 86 milyona yetebilecek hale getireceğiz. Faizciye yetebilen, etrafınızdaki üç beş zengine yetebilen, parası olup faize yatırmaya yetebilen bu memleketin imkânlarını alın teriyle yaşayanın yetebileceği hale getireceğiz" dedi.
Toplumda cezasızlık algısı olduğunu vurgulayan Ağıralioğlu, şöyle devam etti:
" ‘Yenidoğan Çetesi’ diye bir şey biliyorsunuz, bir ara kamuoyunu çok meşgul etmişti, çok büyük bölümü dışarı çıktı. Yani ‘Bırakın ölsünler, öldürelim’ falan diye konuşmaları, kayıtlara düşmüş aleni cinayet ifşası kabul edeceğiniz beyanları olanlar dışarı çıktılar. Kolon kesenler dışarı çıkıyor! Depremde onlarca insanın ölmesine sebep olanlar; yok 256 yılla, 276 yılla yargılanmışlar, 2 sene yatmışlar, çıkmışlar... Dışarı çıkarıyorsunuz! Siz bu memlekette bu kadar insanların ölümüne, bu kadar insanların bedel ödemesine sebep olanlara cezasızlık duygusu yaşatacak şekilde böyle şeyler yaparsanız devlete olan bağlılığı ayakta tutamazsınız. O yüzden cezayla suçu eşitleyecek düzenleme gelecek."
Anahtar Parti, Türk siyasetinin önümüzdeki dönem hazırlandığı mesuliyetini tek tek böyle hecelemeye hazırlanıyor. Yani ne yapacağız, nasıl yapacağız, hangi düzenlemelerle memleketi ayağa kaldıracağımızın hazırlığını yapıyoruz. Seçim beyannamesi sayarsanız seçim beyannamesi... Millete söz veriyoruz; namus, şeref sözü veriyoruz. 1 Ekim’den itibaren meydanlarda Anahtar Parti’yi Türk milletinin ümit ufkuna tebrik edeceğiz. Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni iktidar namzeti olmak zorunda. İktidardakiler yapabileceklerini yaptılar; ellerinde her şeyi yapma imkânı varken bize bu karneyi sundular. Bu karne, imkânı olan bir memleketin mecburiyeti değildir. Bu, kaynakları yanlış yönetilmiş bir memleketin önüne düşmüş fakirliktir. Kaynaklarını israf ettiniz, planlamadınız, yanlış harcadınız; yanlış harcadığınız için bizi yüksek enflasyon ve faizle karşı karşıya bıraktınız.
Sizin süslü cümleleriniz arasında biz şöyle sorunlar yaşıyoruz: Evlat evlendiremiyoruz, çocuk okutamıyoruz, kreşe evlat gönderemiyoruz, kiraya yetemiyoruz, misafir ağırlayamıyoruz, düğüne gidip takı takamıyoruz, içtiğimiz çayları saymaya başladık! Bir çocuk yarıştan 3-4 yaşında kopuyor, ondan sonra da hiç kapatamıyor o mesafeyi. O yüzden çocuklara o yaşlarda kavuşacak bir devlet eli vardır; o devlet eli Anahtar Parti’nin iradesindedir. Çocuklarımıza ücretsiz yemek tesis edeceğiz. Devlet kreş yapacak. Bu Özel Tüketim Vergisi memlekette hazinenin en büyük gelir kapısıdır, vatandaşın cebinden parayı almanın en makul yoludur. Bu makul seviyelere çekilmezse 3 milyonluk bir arabayı 8 milyona, 1 milyonluk bir arabayı 3 milyona alıyorsunuz. 30 bin liralık bir telefonu 90 bin liraya alıyorsunuz. Bu kadar vergiyi vatandaşınıza yükleyip bize yaşattığınız şey yüzde 40 enflasyon, yüzde 35’ler faiz falandır. Bu şartlarda yaşatıyorsunuz. Parayı biz veriyoruz, borcu biz ödüyoruz, açığı biz kapatıyoruz. Bu yağma düzenine son vereceğiz.
HSK’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısı başta olmak üzere adalet mekanizmasını, hukuk sistemini hem hızlandıracağız hem de siyasetin gölgesinden kurtaracağız, söz veriyoruz. Hakimlerle davaları birleştireceğiz, mecburuz buna. Zamanında bitmemiş davaları hakimlerin siciline işleyeceğiz. Hukuku hızlandıracağız. Objektif bir mekanizma çalışır hale getirmeliyiz ki hukuk hızla adil ve objektif çalışan bir mekanizma olsun. Bilirkişilerin yazdığı raporların mahkemede savunulabilir hale gelmesini sağlayacağız, mecburuz buna. Hukuk standartlarının meşalesi olacak şekilde yeniden düzenleyeceğiz. Yani uzun tutukluluk diye bir süreç yaşıyoruz; Bu demokrasimizin, hukukumuzun ayıbıdır. Böyle memlekete dışarıdan yatırım gelmez kardeşim! Kendi memleketinizde uzun tutukluluk, soruşturmanın gizliliği, lekelenmeme hakkı, mahkeme karar verene kadar insanların masumiyeti diye hukukun kabul ettiği genel prensipler vardır ve bunları ihlal ettiğiniz için bu memlekette hukuk, huzur kalmamıştır. Siyaseti bu belirsizlik hakkından kurtaracağız.
Çocuklarımızın umudu olacaktınız, milletinizin umudu olacaktınız; Öcalan’ın umudu olmaktan bahsediyorsunuz! Bize ev yapacaktınız, herkesin başını koyacağı bir ev vaadiniz vardı; Öcalan’a villa yapıyorsunuz! İnsanlar mezarlarda büyüyorlar, çocuklarını mezarlarda büyütüyorlar; evlatları şehit olmuş evlatlarının kardeşlerini mezarlıklarda büyütüyorlar. Hala mezarlıklarda nöbet bekleyen anneler, babalar var. Siz Öcalan’ın yaşam şartlarını bahçesinde gezebileceği, nefes alabileceği, huzurlu bir villada yaşayabileceği diye tarif ederek konuşmalar yapıyorsunuz! Bu arada villa diye mezar bahçelerinde evlat büyütenler var. 40 yıldır ‘villa’ dediğiniz şey mezar bahçesidir, çocukların mezarıdır! Hiç utanmıyorsunuz! Teröre karşı hassasiyetimiz var, teröristlere karşı muhataplığınızın sınırlarını çizin diye uyarılarımız var. Utanmadan bize de ‘terörist’ deme hazırlığındasınız! Biz güya terörden medet umuyormuşuz! Milletimizi 2023 seçimlerinde fakirliğe razı ettiniz. Milletiniz fakirliğe razı oldu, yüksek enflasyon ve işsizliğe razı oldu geçen sene. Niye? Dediniz ki: ‘Aman ha, bu Kemal Kılıçdaroğlu, bu muhalefet, bölücülerle beraberler; bunlar Öcalan’ı Meclis’e getirecekler.’ Millet fakirliğe razı oldu, ‘Öcalan Meclis’e gelecek’ diye seçmeni korkuttunuz; muhalefet getirecek diye şikâyette bulundunuz. Şimdi ‘İsrail gelecek’ diye bizi Öcalan’a razı etmeye çalışıyorsunuz! Neymiş? Memleketi tek cephe yapmamız lazımmış, Kürtlerle bir cephe olmamız lazımmış, o yüzden Öcalan’a bu işi yaptırmamız lazımmış... Laflara bak laflara! İsrail bu topraklara gelecek de bizi Öcalan’ın iradesi kurtaracaksa siz devlet diye neyi yönettiniz be? Neyi yönettiniz?"
