Almanya'da hafta sonunda iki eyalette yapılan seçimler siyasette deprem etkisi yaratırken, Başbakan Friedrich Merz üzerinde istifa baskısı artıyor.
Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), aşırı sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) kazandığı Mecklenburg-Vorpommern'de tarihinin en kötü sonucunu alıp baraj altında kalırken, Sol Parti'nin kazandığı Berlin'de de iktidarını kaybetti.
Alman basınında yapılan yorumlarda, CDU'nun seçim hezimetinin ne anlama geldiği, olası sonuçları ve Başbakan Merz'in koltuğunu koruyup koruyamayacağı irdeleniyor.
Süddeutsche gazetesi yorum sütununda, seçmenlerin oylarıyla "ne öne çıkan bir kişiliğe, ne de etkileyici bir mesaja sahip olanlara acımasız bir mesaj verdiği" belirtiliyor.
Yazıda, CDU'nun tarihinde ilk kez bir eyalette, yüzde 5 barajını aşamamış olması için "Bu, devleti ayakta tutan bu partinin daha önce hiç yaşamadığı bir aşağılanmadır. Dolayısıyla CDU artık kendi gölgesinden ibarettir. İki hafta içinde Saksonya-Anhalt'ta ve muhtemelen Berlin'de, iktidar sorumluluğunu kaybetti ve Mecklenburg-Vorpommern'de marjinal bir partiye dönüştü" deniliyor.
Ancak yorumda, bundan tek başına Merz'in sorumlu tutulamayacağı vurgulanıyor ve şu görüş aktarılıyor: "Bu kısmen, nadiren empatik ya da çekici bir tavır sergileyen Friedrich Merz'ten kaynaklanıyor. Ama bir nedeni de, başbakanını sürekli sorgulayan ve ona bir 'kaybeden' imajı yükleyen partinin kendisidir."
Merz'in seçim akşamı kamuoyu önüne çıkarak, Almanya'nın Avrupa'da istikrarın garantörü olarak sarsılmaması gerektiğini hatırlatmakta haklı olduğuna işaret edilen yazıda, "Ancak CDU'nun başbakana daha ne kadar süre destek vereceği belirsiz. Almanya'da eyalet seçimleri, daha sonra kimsenin kontrol altına alamayacağı bir siyasi dinamik tetikleyebilir" ifadesine yer veriliyor.
Spiegel'ın internet sitesinde yayımlanan yorumda, artan Rusya kaynaklı hibrit tehditlere ve küresel enerji arzının kontrolden çıkmasına yol açabilecek İran savaşına dikkat çekilerek, Federal Hükümetin artık ülkeyi yönetmeye odaklanması gerektiği vurgulanıyor.
Bu yıl için öngörülen üç eyalet seçiminin geride bırakılmış olunduğuna işaret edilen yazıda, seçim sonuçları için "Berlin'de acilen yeni bir başlangıca ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Halkın bazı kesimlerinde güvensizlik ve öfke büyük" görüşü aktarılıyor.
"Başbakan Merz ve koalisyonu artık Almanya'da reformları hayata geçirme, ülkeyi krizlere dayanıklı hâle getirme imkânına sahip. Siyasi liderler derin bir nefes almalı ve asıl işlerine, yani ülkeyi iyi yönetmeye odaklanmalı. Koalisyon içinde daha az kavga etmeli, toplumu birbirine karşı kışkırtmak yerine, ülkeyi bir arada tutacak adil uzlaşmalar sağlamalılar" deniliyor.
Eyalet seçim sonuçlarının doğal olarak Merz'in başbakanlığının sorgulanmasına yol açtığına işaret edilen yazıda "Parti içindeki bazı güçler başbakanı değiştirmek istiyorsa, onları suçlamak mümkün değil. Ancak bunu hemen ve açıkça yapmalılar" mesajının ardından, Almanya'da siyasi istikrarın önemine vurgu yapılıyor.
"Avrupa Birliği'nin en önemli ülkesi olan Almanya, böylesi bir uluslararası ortamda siyasi açıdan istikrarlı ve güvenilir kalmalı" uyarısının yer aldığı yorumda, Merz'in "kötü sonuçları sineye çekme, yerini mücadele etmeden bırakmama niyetini açıkça ilan ettiğine" dikkat çekiliyor.
Merz'in artık ancak bir geçiş süreci başbakanı olarak görülebileceğine işaret eden Spiegel yorumunda, "onun ülke ya da partisi için kalıcı bir çözüm olmadığı" vurgulanıyor ve şu mesaj veriliyor:
"Merz bir geçiş süreci başbakanı. Bu açıdan bakıldığında, örneğin parti başkanlığını Kuzey Ren-Vestfalya'nın yalnızca 51 yaşındaki genç başbakanı Hendrik Wüst'e devrederek bir kuşak değişimini kısa süre içinde başlatması kendisi için akıllıca olabilir. Belki Wüst, bugün popülistlerin peşinden giden genç seçmenleri yeniden demokratik siyasetin saflarına kazanmada daha başarılı olur."
Bild gazetesinin "Merz ve CDU'nun seçim fiyaskosu" başlıklı yorumunda ise Başbakan Merz'in başarısızlığı ile rakiplerini güçlendiren lider haline geldiği eleştirisi yer alıyor.
"Kendi partisini giderek daha da dibe sürükleyen bir lider, sonunda istemeden de olsa, aslında zayıflatmak istediği partilerin destekçisi haline gelir" ifadelerine yer verilen yorumda, Merz'in daha seçim sonuçları belli olmadan basın karşısına çıkarak görevine devam edeceğini açıklamasının akıllıca olduğu, bu yolla liderlik tartışmalarını önlenmeye çalıştığı belirtiliyor.
Ancak bu stratejinin, sorunları çözmeyeceğine vurgu yapılan yorumda, tıpkı kısa bir süre önce Alman Milli Takımı'nda olduğu gibi kaptanlık, değişiminin önemli olduğu belirtilerek şu ifadelere yer veriliyor:
"Devam eden başarısızlık, elbette lider konumundaki kişinin sorgulanması için bir nedendir. Bu, ekonomi için geçerli. Spor için geçerli. Ve siyaset için de geçerli."
Handelsblatt gazetesinin yorumuna göre, eyalet seçimlerinin asıl kaybedeni Başbakan Merz ve yazıda "Seçim sonuçları aynı zamanda onun politikasına ve muhtemelen başbakan olarak kendisine yönelik bir hesaplaşma" deniliyor.
"Eskiden CDU, bir halk partisi olarak nesilleri birbirine bağlardı. Bugün ise gençler tamamen hayal kırıklığına uğramış durumda. Çünkü başbakan, onların gözünde zaten karara bağlanmış olan 63 yaşında emeklilik uygulamasını, hiçbir gerekçe olmaksızın ortadan kaldırmak istiyor gibi görünüyor" görüşüne yer verilen yorumda, Merz'in vadettiği, ancak daha hayata geçirilmeyen, geçen sene olumlu olarak algılanan, gelinen noktada ise "yılın en kötü kelimesi seçilmesi ihtimalinin güçlendiğine" işaret edilen reformlara dikkat çekiliyor.
"Bu ülkede reformlara heves nasıl yeniden canlandırılacak?" sorusunun gündeme taşındığı yorumda, Almanya'nın yeniden durgunluğa sürüklenme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu uyarısı yapılıyor.
Görevde kalmakta ve reformları hayata geçirmekte ısrarlı olduğunu duyuran Merz'in çetin bir sınav vermek zorunda olduğu şu ifadelerle aktarılıyor:
"Şimdi, onun kendi deyimiyle 'felaketten' gerçekten ders çıkaracak mı, yoksa sadece parti başkanı ve başbakan olarak kalmak için zaman kazanmaya mı çalışıyor, göreceğiz."
