CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeAlman basınından Mekke Anlaşması analizi
🇹🇷 Türkiye

Alman basınından Mekke Anlaşması analizi: 'Türkiye'nin hamlesi dünya dengelerini değiştiriyor'

Hürriyet·🕐 11 sa önce·👁 0 görüntülenme
Alman basınından Mekke Anlaşması analizi: 'Türkiye'nin hamlesi dünya dengelerini değiştiriyor'
Mekke Anlaşması; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı benzerine az rastlanır bir ittifakın parçası haline getirdi. Mekke İttifakı'nın yalnızca Orta Doğu ile sınırlı bir etkisi olmadığına dikkat çeken Alman basını, küresel düzenin büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirtti. Türkiye'nin dünyada güç geometrisini yeniden şekillendiren ittifak hamlesiyle küresel güç dengelerini değiştirdiği kaydedildi.

Güncelleme Tarihi: Eylül 15, 2026 11:31

Almanya merkezli News24 haber sitesi, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nı kapsamlı bir analizle değerlendirdi. Analizde, anlaşmanın basit bir savunma paktı olmanın ötesinde, küresel güç dengelerinin değiştiği bir dönemde bölgesel güçlerin kendi güvenlik mimarilerini kurma arayışının simgesi olduğu vurgulandı.

News24, Avrupa'da manşetler Ukrayna'daki savaş, ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabet veya iç siyasi krizler etrafında dönerken, ağustos başında Mekke'de Orta Doğu'nun güvenlik mimarisini temelden değiştirme potansiyeline sahip bir savunma anlaşması imzalandığını belirtti. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, olası bir saldırı durumunda karşılıklı yardımlaşma taahhüdünü de içeren daha yakın askeri işbirliği konusunda anlaştı.

Alman haber sitesi, Mekke Anlaşması'nın öneminin uluslararası düzende temel bir değişime işaret etmesinde yattığını belirtti. Analize göre üç ülke artık güvenliklerini giderek kendi çıkarlarını gözeten bölgesel güç merkezleri aracılığıyla organize ediyor.

Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (ortada) ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in Mekke'de bir araya geldiği zirvede imzalanmıştı.

BOĞAZLARDAN HİNT OKYANUSU'NA UZANAN STRATEJİK BÖLGE

Coğrafya, dünya politikasının sadece bir arka planı olarak kalmıyor. Fiziki harita, günümüzde gücü, etkiyi ve kırılganlığı belirleyen başlıca faktör konumunda. Haber sitesi, boğazlar ile Karadeniz'den Akdeniz'e erişimi kontrol eden Türkiye'nin Avrupa, Kafkaslar ve Orta Doğu arasında bir köprü oluşturduğuna dikkat çekti. Basra Körfezi ve Kızıldeniz arasında yer alan Suudi Arabistan, dünyanın en önemli enerji koridorlarından birini kontrol ediyor ve Babülmendep Boğazı çevresindeki istikrar üzerinde önemli bir etkiye sahip. Pakistan ise Hint Okyanusu'nu Güney Asya'ya bağlamakta, İran, Afganistan, Çin ve Hindistan ile sınır komşusu ve tek İslam nükleer gücü olarak ekonomik gücünün üzerinde bir askeri kapasiteyi elinde tutuyor.

Alman basını, bu üç devletin her birinin başka ülkelerde bulunmayan bir özelliğe sahip olduğunu belirtti. Üç ülke, birlikte Batı tipi kapalı bir askeri ittifak oluşturmuyor. Bunun yerine Avrupa boğazlarından Hint Okyanusu'na uzanan ve küresel enerji ve ticaret yollarının önemli bir bölümüne dokunan stratejik bir bölge oluşturuyorlar. News24, ittifakın askeri güç açısından ne kadar etkili olacağı sorusunun çok basitleştirilmiş bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Haber sitesine göre uluslararası politika sadece tümenler, uçak gemileri ve füzelerden ibaret değil; siyasi sinyaller de aynı derecede önemli.

Analizde, "Güçlerini birleştiren bu ülkeler algıları değiştiriyor. Algılar da dünyadaki siyasi kararları etkiliyor." ifadeleri kullanıldı.

News24'ün dikkat çektiği bir diğer nokta, anlaşmanın Mekke'de imzalanmış olmasının salt sembolik olmaktan çok daha büyük bir öneme sahip olması. Analizde, Mekke'nin İslam'ın en kutsal şehri olmasının yanı sıra muazzam siyasi etkiye sahip bir yer olduğu belirtildi. Mekke'de imzalanan bir savunma paktının sadece üç imzacıya yönelik olmadığı, tüm İslam dünyasına güvenliğin bundan böyle bölgenin içinden daha güçlü bir şekilde organize edilmesi gerektiği mesajını gönderdiği kaydedildi.

TÜRKİYE: STRATEJİK BAĞIMSIZLIK VE SİLAH SANAYİSİNDE YÜKSELİŞ

Alman haber sitesi, Batı tartışmalarında Ankara'nın genellikle yalnızca NATO üyeliği merceğinden değerlendirildiğini, gerçekte ise Türk dış politikasının uzun zamandır stratejik bağımsızlık politikasına evrildiğini belirtti. AB'deki durgunluk, NATO içindeki çatışmalar ve Orta Doğu'daki derin değişiklikler Ankara'yı dış politika seçeneklerini genişletmeye yöneltti.

Haber sitesine göre Türkiye şu anda aynı anda birçok masada oturuyor. News24, Türkiye'nin NATO üyesi olmaya devam ederken aynı zamanda BRICS ülkeleriyle, bölgesel örgütlerle ve yeni ekonomik ve güvenlik formatlarıyla daha yakın ilişkiler kurmayı hedefliyor.

Analizde, bazı Batılı gözlemcilere göre bunun çelişkili göründüğü ancak Türk bakış açısından basit bir mantığı yansıttığı ifade edilerek, "Çok kutuplu bir dünyada ortaklık çeşitliliği siyasi bağımlılığı azaltıyor." denildi.

News24, sıklıkla hafife alınan bir diğer faktörün Türk silah sanayisinin sadece birkaç yıl içinde önemli bir uluslararası oyuncuya dönüşmesi olduğunu vurguladı. Analize göre drone teknolojisi, havacılık, tank geliştirme ve gemi inşaatı artık sadece milli savunma araçları değil, aynı zamanda dış politika araçları haline geldi. Yeni ittifaklar; yeni pazarlar, ortak geliştirme projeleri ve daha geniş stratejik erişim imkanı sağlıyor. Haber sitesi ayrıca Türkiye'nin bölgesel ortamının temelden değiştiğini belirtti. News24'e göre Suriye'deki güç değişimi ve Türkiye'nin bölgede artan etkisi, Orta Doğu'daki denklemi değiştirdi.

Mekke Anlaşması'nın imzalanması, Pakistan'ın Lahore kentinde havai fişek gösterisiyle kutlanmıştı.

SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN'IN İTTİFAKTAKİ ROLÜ

Suudi Arabistan yıllardır derin bir stratejik dönüşüm geçiriyor. Riyad'da uzun zamandır ABD'nin güvenlik şemsiyesi neredeyse sarsılmaz bir güvenle kabul ediliyordu. News24, bu güvenin 2019'da Suudi petrol tesislerine yapılan saldırılardan sonra sarsılmaya başladığını belirtti. Riyad, saldırıların ardından en yakın ortaklıkların bile otomatik olarak güvenliği garanti etmediği sonucuna vardı. Buna ek olarak, Washington'ın önceliklerini giderek Asya'ya kaydırdığı izlenimini güçlendiren değişen ABD Orta Doğu politikalarının yarattığı belirsizlikler de vardı. Analizde, Veliaht Prens Muhammed bin Salman için güvenliğin bugün askeri savunmadan çok daha fazlasını ifade ettiği kaydedildi. Riyad'ın 2030 Vizyonu ekonomik istikrar gerektiriyor. Sanayi, turizm, yapay zeka ve altyapıya ayrılan milyarlarca dolarlık yatırımlar öngörülebilir bir bölgesel ortamı zorunlu kılıyor.

News24'e göre Pakistan ise Avrupa tartışmalarında sıklıkla iç krizlerine indirgeniyor. Ancak jeostratejik açıdan ülke, Asya'nın en önemli oyuncularından biri. Haber sitesi, Çin, Hindistan, Afganistan, İran ve Arap Denizi arasında yer almasının İslamabad'ı bölgesel güvenlik politikası için vazgeçilmez bir merkez haline getirdiğini ifade etti. Buna ek olarak, İslam ülkeleri arasındaki tek nükleer güç olması, Pakistan'ı eşsiz bir partnere dönüştürüyor. Analize göre Pakistan'a dış politikada ekonomik kapasitesinin çok ötesine uzanan bir değer kazandıran da tam olarak bu nükleer statü. Suudi Arabistan mali kaynaklara, Türkiye ise modern silah teknolojisine sahipken, Pakistan askeri caydırıcılık sağlıyor. Böylece her ortak, diğer ikisinin yeteneklerini tamamlıyor.

Mekke Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ilk toplantısını 31 Ağustos'ta İstanbul'da gerçekleştirmişti. Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Suudi Arabistan ve Pakistan'dan üst düzey yetkililer katılmıştı.

DEĞİŞEN DENGELER MEKKE ANLAŞMASI İLE SONUÇLANDI

News24'ün analizine göre Mekke Anlaşması'nın gerçek önemi, bölgesel güç dengelerindeki değişimler bağlamında ortaya çıkıyor. Analizde, anlaşmanın geleneksel güvenlik garantilerinin zayıfladığı ve bölgesel aktörlerin kendi güvencelerini oluşturmaya giderek daha fazla çalıştığı bir dünyaya verilen bir yanıt olduğu ifade edildi.

News24'e göre anlaşmayı gerekli kılan en önemli faktör, birçok Orta Doğu devletinin ABD'nin koşulsuz güvenlik garantisine olan inancının azalması oldu. On yıllarca bölgenin siyasi düzeni büyük ölçüde Washington'dan etkilendi. Haber sitesi, ABD'nin ticaret yollarını güvence altına aldığını, müttefiklerini koruduğunu ve herhangi bir gücün tek başına egemenlik kazanmasını engellediğini kaydetti. Ancak bu düzen çatlamaya başladı.

Analize göre son yıllarda ABD'nin Orta Doğu politikası değişen önceliklerle karakterize ediliyor. Washington bazen geri çekilme kararı alırken, bazen askeri müdahalede bulundu, bazen de diplomasi yoluyla yeni dengeler kurmaya çalıştı. Bu durum, birçok bölgesel aktörün ABD desteğinin hala değerli olmakla birlikte artık garanti olmadığını düşünmesine yol açtı.

Alman haber sitesi, Suudi Arabistan'ın bundan kendi sonuçlarını çıkardığını belirterek, "Riyad'dan gelen mesaj giderek şu yönde: Bir devlet yalnızca uzaktaki bir süper gücün korumasına güvenemez, kendi ağlarını kurmalı." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Mekke Anlaşması'na ilişkin, "Bölgesel sahiplenmenin ürünü" açıklamasını yapmıştı.

ÇOK KUTUPLU DÜNYADA ÇEŞİTLENDİRME STRATEJİSİ

News24'ün analizine göre Mekke Anlaşması'nın ardındaki stratejik mantık, üç ülkenin de güvenlik ve diplomasi ağlarını çeşitlendirme stratejisine dayanıyor. Analizde, birden fazla ortaklığa sahip devletlerin şantaja karşı daha az savunmasız olduğu ve daha esnek tepki verebildiği belirtildi. Bu nedenle Suudi Arabistan stratejik çeşitlendirme politikası izlediği ifade edildi. Suudi Arabistan, Washington ile işbirliğinin yanı sıra, Çin'e ekonomik açılım, İran ile diyalog ve şimdi de Türkiye ve Pakistan ile daha yakın güvenlik işbirliği politikalarını inşa etti.

Haber sitesine göre Mekke Anlaşması, daha büyük bir küresel eğilimin parçası olarak okunabilir. News24, uluslararası düzenin açıkça tek bir süper güç tarafından domine edildiği dönemin sona erdiğini kaydetti. Analizde, dünyanın çok kutuplu hale geldiği için otomatik olarak daha barışçıl hale gelmeyeceği, aksine birden fazla güç merkezinin genellikle daha fazla rekabet anlamına geldiği ifade edildi. Devletler artık kendilerini yalnızca sabit kamplara odaklamıyor. Ekonomik çıkarları güvenlik sorunlarıyla birleştiriyor ve birkaç yıl önce imkansız gibi görünen ortaklıklar kuruyorlar.

Analize göre Ankara, küresel denklemde kilit bir role sahip olmasıyla öne çıktı. Türkiye'nin eşsiz coğrafi konumunun, askeri ve diplomatik hamlelerle birleşince çok boyutlu bir güç merkezi ortaya çıkardığı kaydedildi.

'KÜRESEL GÜÇ GEOMETRİSİ DEĞİŞTİ'

News24'ün analizine göre Mekke Anlaşması otomatik olarak yeni bir süper gücün veya birleşik bir askeri bloğun ortaya çıkması anlamına gelmiyor. Analize göre ittifak, devletlerin kendi güvenliklerini giderek daha fazla organize etmeye çalıştığı bir dünyayı yansıtıyor. Mekke Anlaşması, sabit bloklar döneminden esnek güç koalisyonları dönemine geçişi simgeliyor.

Analizde, Mekke Anlaşması'nın gelecekte yeni bir bölgesel düzenin başlangıç aşaması olarak görülebileceği kaydedildi. Türkiye'nin, ittifak hamlesiyle küresel güç dengelerinin değişiminde öncü rol oynadığına dikkat çekildi.

News24'e göre bugünden itibaren bir şey zaten açıkça görülüyor; gücün geometrisi değişiyor. Birçok kişi hala Washington-Moskova veya Washington-Pekin gibi eski eksenlere bakarken, kıtaların, ticaret yollarının ve çıkarların kesiştiği yerlerde yeni etki alanları ortaya çıkıyor. Alman haber sitesi, Mekke'nin sadece yeni bir anlaşmanın yapıldığı yer değil, 21. yüzyıl dünya politikasının giderek geleneksel merkezlerin dışında şekillenmesinin bir sembolü olduğunu belirtti.

Kaynak: HürriyetOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler