Almanya'da federal hükümet, radikalleşme ve İslamcı terörle mücadele için on maddelik eylem planı hazırladı.
Almanya'nın attığı bu adımın arka planında, geçen Temmuz ayında Berlin'deki Onur Yürüyüşü etkinliğine yönelik İslamcı saldırıyatıyor.
Plan, radikalleşme ve İslamcı terörle daha verimli bir mücadele amacıyla hazırlandı.
Hükümet, özellikle bıçaklı saldırılarla gerçekleştirilen tehlikeli adam yaralamayı ağır suç kategorisine almak istiyor. Bıçakla insanlara saldıranlar bundan böyle en az bir yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.
Ayrıca, şu anda üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilen anayasaya aykırı ve terör örgütlerine ait propaganda araçlarının yayılması suçu, dernekler kanunu kapsamına giren grupları da kapsayacak şekilde genişletilecek.
Hükümet, gençlik ceza hukukuna özel bir önem veriyor. Bundan böyle ertelenmiş cezalarda toplum çıkarı daha fazla dikkate alınacak. Ayrıca genç yetişkinlerde, yani 18-21 yaş arasındakilerde zorunlu yurt ikameti ve radikalleşme karşıtı kurs kararları artırılacak.
Bu yaş grubunda ayrıca, gençlik ceza hukukunun uygulanması kararda gerekçelendirilmek zorunda olacak. Ayrıca uzmanlaşmış gençlik jüri mahkemeleri oluşturulacak.
Ayrıca adli makamlar, sanıkların tehlike potansiyeline ilişkin güvenlik makamlarının elindeki tüm bilgilerle daha iyi donatılacak. Bu, örneğin şüphelilerin radikalleşme eğilimine ilişkin değerlendirmeleri kapsıyor.
Önlemler arasında, tehlikeli görülen kişileri gözlemlemek için elektronik kelepçenin "çok daha yoğun" kullanılması da yer alıyor.
Şu anda eyaletlerin ilgili polis yasalarında düzenlenen önleyici gözaltı konusunda "federal düzeyde ve eyaletlerde birleşik, etkili standartlar" hedefleniyor. Bu önlemin daha sık devreye girmesi öngörülüyor.
Eyalet polis teşkilatlarına trafik verilerini saklama yetkisi de verilecek. Bu verilerle şüphelilerin, ülke içindeki hareketlerinin ve ilişkilerinin daha iyi tespit edilmesi hedefleniyor.
Terör örgütleri için bağış toplayanlar veya aktaranlar hâlihazırda suç işlemiş sayılıyor. Ancak bunun için, söz konusu kişilerin terör örgütleri ile bağlantılarının kanıtlanması gerekiyor. Bundan böyle, terör amaçlı bağış toplama, terör gruplarıyla temas kurulmadan veya para aktarılmadan önce de suç kapsamına alınacak.
Ayrıca dış ülkelerden mali yardımlara daha fazla odaklanılacak. Hükümet, dernekler kanununda yapılacak bir değişiklikle, yabancı derneklere bundan böyle 10 bin euro üzerindeki mali yardımları açıklama zorunluluğu getiriyor.
Hükümet, İslamcılıkla mücadele için federal ve eyalet yönetimlerinin ortak çalışmasını öngörüyor ve bu önleyici faaliyetlerde özellikle Müslüman cemaatinin katkısına güveniyor. Radikalleşme süreci giderek artan oranda internet üzerinden gerçekleştiği için hükümet, platformların aşırılıkçı içerikler konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi için de çaba gösteriyor.
Bu bağlamda, radikalleşme karşıtı programlar eyaletlerle birlikte değerlendirilecek ve federal yönetim, eyaletler ve belediyeler arasındaki bilgi alışverişi geliştirilecek.
Alman Yargıçlar Birliği (DRB) on maddelik plandan memnuniyet duyduğunu bildirdi.
DRB Genel Müdürü Sven Rebehn, planın "hukuk devleti sınırlarını aşmadan halkın korunmasını iyileştiren anlamlı önlemleri bir araya getirdiğini" belirtti.
Ceza hukukundaki boşlukların kapatıldığını ve mahkemelerin gençlik davalarında olanaklarının genişletildiğini dile getiren Rebehn, diğer yandan bunun yeterli olmadığını, daha sert yasaları etkili bir şekilde uygulayabilecek daha güçlü bir yargıya ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Plan, Avrupa Ortodoks Hahamlar Konferansı Başkanı Başhaham Pinchas Goldschmidt tarafından memnuniyetle karşılandı.
Goldschmidt Münih'te yaptığı açıklamada, "Diğer ülkelerin ve Avrupa Birliğinin bu planı ciddiyetle karşılamasını ve kendilerine örnek almasını umuyoruz" dedi.
Federal hükümetin, Avrupa'daki Yahudilerin kendilerini güvende hissetmediği bir dönemde kararlı tutum sergilediğini dile getiren Goldschmidt, "Tehlikeli kişilerin gözetim altında tutulması ve özellikle terörün finansmanının engellenmesi sadece Almanya'da değil, tüm Avrupa'da gerekli tedbirlerdir. Özellikle İran ve vekilleri tarafından gerçekleştirilebilecek saldırı tehlikesi artıyor" ifadelerini kullandı.
Almanya'nın tanınmış kadın hakları savunucularından Seyran Ateş ise on maddelik planın yetersiz olduğunu savundu.
Almanya Redaksiyon Ağı'nın (RND) konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Ateş, "Genel olarak federal hükümetin Berlin Onur Yürüyüşü'ne düzenlenen İslamcı saldırıdan ders çıkarmasını olumlu karşılıyorum. Diğer yandan tartışmada bence hâlâ ikinci ve en az bunun kadar önemli bir boyut eksik: İslamcılıkla sadece, bir ideoloji somut bir saldırı tehlikesine dönüştüğünde mücadele etmemeliyiz" dedi.
Okullarda, din eğitiminde, sosyal medyada ve Müslüman topluluklar içinde çok daha kararlı bir önleyici politikaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Seyran Ateş, İslamcı radikalleşmenin bıçak, araba ya da saldırı planıyla değil, insanlara özgürlükçü toplumu, kadın-erkek eşitliğini, dini çeşitliliği ve demokratik temel değerleri reddetmeyi öğretmeyle başladığını ifade etti.
