CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaAlmanya'da ayrımcılık alarmı: Başvurular
🌍 Dünya

Almanya'da ayrımcılık alarmı: Başvurular tarihi zirvede

DW Türkçe·🕐 48 dk önce·👁 2 görüntülenme
Almanya'da ayrımcılık alarmı: Başvurular tarihi zirvede
Almanya'da ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle danışmanlık talep edenlerin sayısı hızla artıyor. Federal Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman, hükümetin reform planlarının yetersiz kaldığını savunuyor.

Almanya'da 2025 yılında ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi'ne başvuranların sayısı şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştı. Federal Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman, bu nedenle mağdurlar için daha güçlü hukuki imkânlar ve daha fazla destek hizmeti talep ediyor.Ataman, 2025 yılı ayrımcılık raporunun bugün Berlin'de gerçekleştirilen tanıtımında yaptığı açıklamada, "Her insan yaşamının herhangi bir döneminde ayrımcılığa maruz kalabilir" dedi. Amacının "Almanya'daki herkes için gerekli korumayı sağlamak" olduğunu vurguladı.Rapora göre, geçen yıl Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi'ne toplam 13 bin 67 danışma başvurusu ulaştı. Bu sayı, 2024'e göre bin 662 daha fazla. Ayrıca koronavirüs pandemisi öncesindeki son yıl olan 2019'daki 4 bin 247 başvurunun üç katından fazla.Ataman'a göre bu rakam, buzdağının yalnızca görünen kısmını oluşturuyor. Birkaç ay önce açıklanan kapsamlı Sosyo-Ekonomik Panel (SOEP) araştırmasının sonuçlarına işaret eden Ataman, Almanya'da yaşayanların yüzde 13'ten fazlasının son 12 ay içinde ayrımcılığa uğradığını bildirdiğini hatırlattı. Bu oran ülke geneline uyarlandığında yaklaşık dokuz milyon kişiye karşılık geliyor.Bu kişilerin yalnızca küçük bir bölümü, 20 yıl önce kurulan Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi'ne başvuruyor. Kurum, Ağustos 2006'da yürürlüğe giren ve farklı türdeki ayrımcılıkları "önlemeyi ve ortadan kaldırmayı" amaçlayan Genel Eşit Muamele Yasası'nın (AGG) bir sonucu olarak kurulmuştu.Ataman'ın kurumuna yapılan başvuruların açık ara en büyük bölümünü ırkçılık ve etnik kökene dayalı ayrımcılık oluşturuyor.Bu kapsamda yapılan 4 bin 571 başvuru toplamın yüzde 43'üne denk geliyor. Dikkat çekici olan ise mutlak sayı artsa da bu oranın yıllardır neredeyse değişmemesi. Söz konusu oran 2024'te de yüzde 43, 2023'te ise yüzde 44'tü.Diğer başlıca ayrımcılık nedenlerinde de benzer bir tablo görülüyor. Engellilik veya kronik hastalıklar, 2025 yılında başvuruların yaklaşık yüzde 28'inde ayrımcılık nedeni olarak gösterildi. Bu oran 2024'te yüzde 27, 2023'te ise yüzde 25'ti. Cinsiyet veya cinsiyet kimliği ise 2025'te vakaların yaklaşık yüzde 22'sinde, 2024 ve 2023'te ise yüzde 24'ünde gerekçe olarak bildirildi.Irkçı ayrımcılığın günlük yaşamda ne anlama geldiğini, raporda yer verilen girişimci ve şirket yöneticisi Deborah Choi anlatıyor.Nijerya doğumlu olan, ABD'de büyüyen ve bugün Berlin'de yaşayan Choi, "Siyah bir kadın olarak ister bir girişim kuruyor olayım ister sadece Berlin sokaklarında yürüyor olayım, düzenli olarak ırkçılık ve cinsiyetçilikle karşılaşıyorum" diyor.Ancak ona göre ırkçılık "Almanya'ya özgü bir mesele değil, küresel bir sorun" konumunda.Federal Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu Ferda Ataman, bağımsız bir federal görevli. Siyaset bilimi eğitimi alan Ataman hükümete bağlı değil ve Almanya Başbakanı tarafından görevden alınamıyor. Kendisi, dönemin SPD, Yeşiller ve FDP'den oluşan koalisyon hükümetinin önerisi üzerine 2022 yazında Federal Meclis tarafından beş yıllığına seçilmişti.Ataman, CDU/CSU-SPD koalisyon hükümetinin hazırladığı Genel Eşit Muamele Yasası reformunu açık şekilde eleştiriyor.Bu düzenleme, 2006 tarihli yasanın ilk kapsamlı revizyonu niteliğinde. Söz konusu yasa, Angela Merkel'in ilk Almanya Başbakanlığı döneminde, büyük koalisyonun isteksizce devraldığı ancak uygulamak zorunda kaldığı bir önceki SPD-Yeşiller hükümetinin miraslarından biri olarak görülüyordu.Bu tarihsel arka plan, Ataman'ın mevcut çalışma koşullarına yönelik eleştirilerini anlamak açısından önemli. Ona göre, hem yetkiler hem de mali kaynaklar uzun süredir yetersiz.Ferda Ataman, Avrupa'daki diğer ülkelerin ayrımcılıkla mücadeleye Almanya'dan daha fazla yatırım yaptığını savunuyor. Örnek olarak Belçika'yı gösteren Ataman, bu ülkenin kişi başına bir euro, toplamda yaklaşık 10 milyon euroyu ayrımcılıkla mücadele kurumuna ayırdığını söyledi. Almanya ise 83 milyondan fazla nüfusa rağmen son dönemde yalnızca 10,4 milyon euro kaynak sağladı.Ancak Ataman için mali kaynaklardan daha önemli olan konu, yasanın içeriği. Buna göre ayrımcılığa uğrayan kişilerin hukuki yollara başvurabilmesi için tanınan sürenin uzatılması gerekiyor. Almanya'da bu süre şu anda iki ay. Hükümetin planına göre ise dört aya çıkarılacak.Ataman, birçok AB ülkesinde mağdurlara üç ila beş yıl süre tanındığını belirtiyor. Ona göre ancak bu kadar uzun bir sürede danışmanlık almak ve dava açma ihtimalini değerlendirmek mümkün olabilir.Federal Ayrımcılıkla Mücadele Sorumlusu, ayrımcılığın artık yalnızca insanlar tarafından değil, bilgisayar programları tarafından da yapılabildiğine dikkat çekiyor:"Bizi ayrımcılığa uğratan kişi değil de bir bilgisayar programıysa, yani yapay zeka veya bir algoritmaysa ne yapılacağını da düşünmemiz gerekiyor."Bir başka eleştiri noktası ise kamu kurumlarıyla ilgili. Mevcut yasaya göre ayrımcılığa uğrayan kişiler, devlet kurumlarına karşı dava açamıyor.Ataman buna karşı çıkıyor: "Devlet kendisini bunun dışında tutamaz."Ona göre devlet kurumları, kamu görevlileri veya resmî makamlar tarafından gerçekleştirilen ayrımcılık durumlarında da dava açılabilmeli.Ataman, yakında başlayacak parlamentodaki görüşmeler sırasında Federal Meclis'in hükümet tasarısında önemli değişiklikler yapmasını umuyor.Kendisinin, tasarı Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilmeden kısa süre önce bilgilendirildiğini ve sürece neredeyse hiç dahil edilmediğini de belirtiyor.Üç yılı aşkın süredir 120'den fazla kuruluşun yer aldığı "AGG Reformu Şimdi!" adlı ittifak da ayrımcılığa karşı daha güçlü yasal koruma talep ediyor.Ferda Ataman'a göre bu oluşum, toplumun "tüm çeşitliliğini" yansıtan ve daha önce benzeri görülmemiş bir ittifak niteliği taşıyor.Ataman, son olarak şu benzetmeyi yapıyor:"Genel Eşit Muamele Yasası, Almanya'da medeni birlikte yaşamın trafik kuralları gibidir."Ona göre ayrımcılık her zaman var olacak. Bu nedenle trafikteki "sağdan gelenin geçiş önceliği vardır" kuralı gibi, toplumun birlikte yaşayabilmesi için de etkili ve bağlayıcı kurallara ihtiyaç duyuluyor.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler