Almanya'da şaşırtan tablo: İşçi oyları AfD'ye kaydı
Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Baden-Württemberg'in ardından Rheinland-Pfalz eyaletinde de oylarını iki kattan fazla artırarak batı eyaletlerindeki yükselişini sürdürdü. Geleneksel olarak doğu eyaletlerinde yüksek oy alan parti, daha iki hafta önce Baden-Württemberg'de yüzde 18,8 ile bir batı eyaletinde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy oranına ulaşmıştı.Parti, geçen Pazar günü Rheinland-Pfalz eyaletinde yapılan seçimlerde Baden-Württemberg'deki oy oranını da geçerek yüzde 19,5'e ulaştı.Eyalette en büyük hezimeti ise birinci parti konumundayken oyları yüzde 25,9'a düşen ve ikinciliğe gerileyen Sosyal Demokrat Parti (SPD) yaşadı. Yüzde 31 ile birinci olan Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU), SPD ile koalisyona gitmesi bekleniyor. Çünkü her iki parti de AfD ile iş birliğine kapıyı daha baştan kapatmıştı.Geleneksel olarak işçi sınıfının partisi konumundaki SPD'nin gerileyişi ile AfD'nin oylarını artırması tesadüf değil. Seçim sonuçlarının analizine göre, AfD işçi sınıfında en yüksek oya ulaşan parti oldu. Rheinland-Pfalz'da işçilerin yüzde 39'u AfD'ye oy verdi. İki hafta önce Baden-Württemberg seçimlerinde de parti, işçi sınıfının yüzde 37'sinden oy almıştı. AfD'nin yıllardır başarılı olduğu doğu eyaletlerinde bu oran yüzde 50'lere çıkıyor.Peki AfD işçi sınıfının haklarını savunmasıyla bilinen bir parti olmamasına, hatta neoliberal çizgisine rağmen işçilerden nasıl oy alabiliyor?Hohenheim Üniversitesi'nden iletişim uzmanı Frank Brettschneider, kamu yayıncısı SWR'deki analizinde, işçi sınıfındaki "işini kaybetme" ve "sosyal açıdan gerileme" endişesine dikkat çekerek AfD'nin bu kaygıları körüklediğini kaydetti.Dünyada art arda patlak veren savaşlar, iklim değişikliği ve yapay zeka da sadece işçi sınıfını değil tüm toplumları sınayan ve demokrasileri tehlikeye atan endişe kaynakları. Ve bu endişeler karşısında merkezdeki kökleşmiş partiler tarafından temsil edildiğini düşünen işçilerin sayısı yıllar içinde giderek azaldı.Dünyanın en eski ve en köklü geleneğe sahip partilerinden olan SPD, kısa aralıklar dışında yıllardır hızla kan kaybediyor. Kamuoyu araştırma enstitüsü Infratest dimap'ın analizine göre, Rheinland-Pfalz seçmeninin yüzde 71'i "SPD bugün artık net bir şekilde işçilerin tarafında durmuyor" ifadesine katılıyor.AfD bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. İletişim uzmanı Frank Brettschneider, partinin "Diğer partilerin yöneticileri halktan kopuk. Yukarıdakilerin sizin gerçek yaşamınızdan hiçbir haberi yok. Ama bizim var" gibi klişeleri başarıyla kullandığını ve bu söylemle kısmen de olsa karşılık bulduğunu belirtiyor.Ancak işçi sınıfının AfD'yi tercih etmesinde ekonomi ve sosyal güvenlik gibi konuların ön planda olmaması da dikkat çekiyor. Infratest dimap'ın analizine göre işçiler AfD'nin ekonomi politikaları, sosyal adalet ve istihdam yaratma gibi konularda önemli bir yetkinliğe sahip olmadığı görüşünde.AfD'nin seçim kampanyalarında hâkim konular olan iltica ve göç politikaları ile suçla mücadele, seçmenlerin gözünde daha önemli bir rol oynuyor gibi görünüyor. AfD kampanyalarında refah ya da kiraların ödenebilir seviyelere çekilmesi gibi konular hep göçle bağlantılı olarak işleniyor. Parti, göçmenlerin Almanların yaşam standartları açısından bir tehdit oluşturduğu iddiasıyla insanların sosyal açıdan geri konuma düşme korkularını kışkırtıyor.Halbuki iktisatçılar ve ekonomi araştırmaları tam tersine göçün Almanya'da refah toplumuna önemli katkı sunduğunu ortaya koyuyor.AfD, seçim programında Alman işçi sınıfına önemli somut vaatlerde de bulunmuyor. Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü (DIW) Başkanı Marcel Fratzscher, 2023 yılındaki analizinde "AfD'nin politikalarından en büyük zararı kendi seçmeninin göreceği" öngörüsünde bulunmuştu.Partinin "aşırı neoliberal bir ekonomi ve finans politikasını savunduğunu" belirten Fratzscher, parti programında yüksek gelirlilere vergi kolaylıkları ve devletin rolünün azaltılması gibi politikaların öne çıktığına işaret ediyor ve "Sosyal politikalar konusunda Federal Meclisteki partiler arasında sosyal ödeneklerden en güçlü kesinti talep eden parti AfD" diyor.AfD buna rağmen işçi sınıfına daha iyi ulaşabilmek için adımlar atıyor. Kendisine yakın Zentrum (Merkez) adlı sendika yoluyla yıllardır Almanya'nın büyük otomobil şirketlerinde iş yeri temsilciliklerine ayak basmayı hedefliyor. Çalışanları temsil eden iş yeri temsilcilikleri, Alman kamuoyundaki tartışmalarda dikkate alınan önemli bir konuma sahip.Alman sanayisinde sol eğilimli IG Metall sendikasına alternatif olarak ağırlık kazanmaya çalışan "Zentrum", henüz AfD'nin siyaset sahnesinde gösterdiği başarıyı iş yeri temsilciliklerinde gösterebilmiş değil. Sendika, Mercedes ya da Volkswagen gibi bazı otomobil şirketlerinde iş yeri temsilciliğine girmeyi başarsa da ülke genelinde IG Metall'e karşı kaydadeğer bir başarı elde edemedi.Ancak AfD'nin işçi sınıfında taraftar sayısını giderek artırdığı da bir gerçek. Sosyolog Klaus Dörr, işçi sınıfından oy kazanma yarışında sol partilerin kendine çekidüzen vermesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle sol partilerin işçi sınıfının gerçeklikleri ile daha güçlü bir şekilde özdeşleşmesi gerektiğine vurgu yapan Dörr, Berliner Zeitung'a verdiği demeçte, "Geri kazanılabilecek işçilerin oranının aslında hiç de küçük olmadığını düşünüyorum. Demokratik partilerin çalışanların sorunlarına ve gündemlerine eğilmesi gerekiyor" ifadesini kullandı.İşçi sınıfının gerçeklerinin bir parçası da, kendisini çalıştığı şirketle özdeşleştiren işçilerin sayısının giderek azalması. Bu durum, Volkswagen ve Mercedes gibi köklü büyük şirketler için de geçerli. Sosyolog Dörr, "Ancak insanların her yerde kendini özdeşleştirdiği bir şey varsa, o da örneğin vatandır. Sol partiler vatan kavramını AfD'nin elinden geri almalı" diyor.
