CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaEkonomiAmasra’da resimle buluşan bir hafıza
📈 Ekonomi

Amasra’da resimle buluşan bir hafıza

Ekonomim.com·🕐 4 sa önce·👁 0 görüntülenme
Amasra’da resimle buluşan bir hafıza
İş Sanat’ın “Anadolu Sergileri” rotası Amasra’da denizle ve tarihle buluştu. “Kıyıdan Bakmak” seçkisi, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin nadide eserlerini halkla buluştururken sadece tabloları değil, bir kentin hafızasını da ziyarete açtı.

Amasra’ya her gelişimde aynı manzaraya bakıyorum ama aynı şeyi görmüyorum. Çünkü bu kasaba yalnızca coğrafyasıyla değil, taşıdığı ve yavaş yavaş kaybettiği kimi değerlerle de okunması gereken bir yer. Fatih Sultan Mehmet’in “çeşm-i cihan” dediği o eşsiz görünüm hâlâ orada. Büyük Ada ile Boztepe’nin kurduğu doğal liman, Karadeniz’in sertliğine karşı sığınılacak bir alan yaratıyor. Rüzgâr hâlâ iyot kokusunu taşıyor. Bulutlar hâlâ denizi kurşuniye boyuyor. Müthiş bir günbatışı izleyebiliyorsunuz.Ama bu manzaranın içinde insanın kurduğu hayat, aynı dirençle varlığını sürdüremiyor. İşte bu yüzden Amasra’ya bakmak yetmiyor; onu anlamak gerekiyor.Türkiye İş Bankası’nın Anadolu Sergileri kapsamında Amasra’ya taşıdığı “Kıyıdan Bakmak” seçkisi, klasik anlamda bir sergi olmanın ötesine geçiyor. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi koleksiyonundan gelen ve aralarında Halil Paşa, Namık İsmail, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Afife Ecevit, Hulusi Mercan, Saime Belir ve Ercüment Kalmık gibi sanatçıların eserlerinin de yer aldığı seçki, içeride denizle kurulan estetik ilişkiyi anlatırken, dışarıda gerçek denizle, gerçek kıyıyla buluşuyor.Bu serginin arkasındaki kurumsal irade de ayrıca vurgulanmalı. İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten yönetiminde şekillenen bu yaklaşım, sanatı yalnızca merkezde tutmak yerine Anadolu ile buluşturmayı hedefleyen bilinçli bir kültür politikası olarak dikkat çekiyor.Yerel sahiplenme de dikkat çekiciydi: Amasra Kaymakamı Muhammed Çetin ve Belediye Başkanı Recai Çakır, bu tür kültürel buluşmaların ilçe için taşıdığı değerin farkında olan bir yaklaşım sergiliyordu. Sanatın yerel yönetimlerle birlikte hayat bulduğu örnekler, kültürel süreklilik açısından her zaman daha kalıcı izler bırakıyor.Bu sergiyi tek başına düşünmek eksik olur. “Kıyıdan Bakmak”, Anadolu Sergileri’nin süreklilik kazanan yolculuğunun bir halkası.Temmuz 2025’te Denizli’nin Çal ilçesinde başlayan bu yolculuk; Milas, Gelibolu, Kocatepe, Antakya, Midyat, Edremit, İznik, Pozcu ve Lüleburgaz gibi birçok noktada sanatseverlerle buluştu. Amasra, bu zincirin önemli duraklarından biri olarak, deniz temasıyla ayrı bir anlam taşıdı. Bu yolculuk burada bitmeyecek. Anadolu Sergileri’nin bir sonraki durağı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için hazırlanan özel bir seçkiyle 16–17 Mayıs tarihlerinde Samsun’un Çarşamba ilçesi olacak.Bu tercih, projenin yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda tarihsel ve simgesel bir bilinçle ilerlediğini de gösteriyor.Ercüment Kalmık- Liman, 1960, YağlıboyaSergiden çıkıp Çekiciler Sokağı’na yöneldiğinizde ise başka bir tabloyla karşılaşıyorsunuz. Bir zamanlar bu sokak başlı başına bir zanaat dünyasıydı. Ihlamur, şimşir, dişbudak, ceviz… Her ağaç başka bir ürüne, her usta başka bir hikâyeye dönüşürdü. Bugün ise o hikâyelerin büyük bölümü silinmiş durumda. Sokakta hâlâ üretim yapan neredeyse tek isim var: Babasından devraldığı ağaç oymacılığı mesleğini sürdüren Ali Usta. Onun elinde şekillenen birkaç ürün, geçmişten bugüne uzanan ince bir köprü gibi duruyor. Ali Usta’nın tezgâhından yükselen o tanıdık talaş kokusu, sokağın geri kalanına hâkim olan plastik ve vernik kokusuna karşı verilmiş asil bir savaş gibi. Eskiden ağacın damarlarını ezbere bilen ellerin yerini, şimdi barkod etiketlerini söken parmaklar almış. Bu sadece bir ticaret değişimi değil; Amasra’nın parmak izlerinin silinmesi, sokağın ruhunun anonimleşmesi.Dükkânların büyük kısmında artık ithal, özellikle Çin malı ürünlerin ağırlığı açıkça görülüyor. Bu yalnızca ekonomik bir dönüşüm değil; bir zanaat geleneğinin çözülmesi anlamına geliyor. Oysa Amasra’nın şimşir kaşıkları ve salata kâseleri yalnızca mutfak eşyası değildi. Yağı emen, kokuyu taşıyan, yaşayan nesnelerdi. İçlerinde hazırlanan Amasra salatası, bir yemek değil, bir kültür ifadesiydi.Amasra’da hâlâ direnen değerlerden biri de çöven ekmeği. Bu ekmek, aceleyle üretilebilecek bir ürün değil. 150 derecelik fırında, çöven kabında pişirilmesi gerekiyor. Bu yüzden günün her saatinde bulunmuyor. Fırına uğrayıp bu ekmeği bulduğunuzda aslında sadece bir ekmek almıyorsunuz; bir geleneğe temas ediyorsunuz. Yanına Karadeniz mezgiti, tekir balığı, Amasra salatası ve ardından manda yoğurduyla yapılan ballı tatlı eklendiğinde, bu kasabanın gastronomik hafızası bütünlüklü bir şekilde ortaya çıkıyor.Sergi alanında çocuklar için oluşturulan masalar, bu hikâyenin en sade ama en etkili bölümlerinden biriydi. Bu bir atölye değildi; daha doğal ve serbest bir karşılaşmaydı. Çocuklar, sergide gördükleri eserlerin çizimlerini boyuyor, kendi renklerini katıyordu. Sanat burada ulaşılmaz bir alan olmaktan çıkıyor; temas edilen, deneyimlenen ve kişiselleştirilen bir ifade biçimine dönüşüyordu.Elif Naci - Kayık, YağlıboyaAnadolu Sergileri’nin uluslararası ödüller kazanması önemli, ancak asıl değer Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi etrafında şekillenen bu yaklaşımın kendisinde yatıyor. Sanatı merkezden alıp Anadolu’ya taşımak, yalnızca bir organizasyon başarısı değildir; bu, bir kültür politikası. Amasra gibi bir yerde açılan bu sergi, iki gün süren bir etkinlikten ibaret değildi; bir temas noktasıydı.Bir çocuğun ilk kez bir tabloya dikkatle bakması, bir ziyaretçinin bir sanatçının adını ilk kez duyması, bir kasabanın kendi değerlerini yeniden fark etmesi… Bunların her biri, bu tür projelerin gerçek karşılığıdır.Amasra’da geçirdiğim 24 saat, bana bir kez daha şunu gösterdi:Bir yanda duvarda asılı tablolar, bir yanda Ali Usta’nın elinde yaşamaya çalışan zanaat, bir yanda fırından çıkan çöven ekmeği, bir yanda çocukların boyadığı çizimler… Hepsi aynı hikâyenin parçaları. “Kıyıdan Bakmak” sergisi, yalnızca denizi resmeden sanatçıları değil; aynı zamanda bugünün Amasra’sını da görmemizi sağlıyor. Ve eğer dikkatle bakarsanız, o sergide sadece sanat eserlerini değil, bir kasabanın geleceğini de görüyorsunuz.

Kaynak: Ekonomim.comOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler