Anthropic'in 81 bin kişilik araştırması: İnsanlar yapay zekadan ne istiyor, neden çekiniyor
Savaşın ortasında teselli arayan Ukraynalılar, yapay zekâ sayesinde iş yükü hafifleyince çocuklarını zamanında okuldan alabilen ebeveynler ya da kendi başına düşünmeyi yavaş yavaş unuttuğundan kaygı duyan İsrailli bir avukat… Anthropic, insanların yapay zekâdan ne beklediğini ve ondan nelerden korktuğunu ortaya koydu. Yapay zekâ şirketi 159 ülkeden 80 binden fazla kişiyle röportaj yaptı (kaynak İngilizce). Anthropic, bunun türünün şimdiye kadarki en büyük nitel araştırma projesi olduğunu söylüyor.Çalışmanın temel bulgusu, kullanıcılar açısından rahatsız edici bir gerçeği ve ikilemi ortaya koyuyor: İnsanların yapay zekâda en çok sevdiği şeyler, aynı zamanda en çok korku duydukları özellikler.“Işık ve gölge” sorunu olarak adlandırılan bu durum, insanların yapay zekâyı duygusal destek için değerli bulsalar da, ona bağımlı hâle gelmekten üç kat daha fazla korktuklarını gösteriyor. Birçok katılımcı, yapay zekânın kendileri için duygusal bir destek olduğunu; bunu bir ebeveynlerini kaybettikten sonra ya da savaş gibi olağanüstü durumlarda kullandıklarını anlattı. “Ben dilsizim ve bu metinden sese dönüştüren botu birlikte geliştirdik; böylece arkadaşlarımla, onların metin okumaya vakit ayırmasına gerek kalmadan neredeyse anlık biçimde iletişim kurabiliyorum. Hayalini kurduğum ama imkânsız sandığım bir şeydi,” diyor Ukrayna’da beyaz yakalı olarak çalışan bir kişi. Rapora göre, iş yerinde görevleri otomatikleştirmek için yapay zekâ kullanımı, teknolojinin en büyük kullanım alanlarından biri. Katılımcılar, bunun kendilerine daha önemli işlere odaklanma imkânı verdiğini söylüyor. Ancak yapay zekânın gerçekte neyi mümkün kılacağı sorulduğunda, verilen yanıt çoğunlukla “aileyle geçirilen zaman” oldu.Buna karşın teknoloji, bilişsel yetenekleri yitirme korkusu nedeniyle aynı zamanda iki ucu keskin bir kılıç olarak görülüyor. “Sözleşmeleri gözden geçirmek ve zaman kazanmak için yapay zekâ kullanıyorum… ama aynı anda şunu da düşünüyorum: Kendi başıma okuma yeteneğimi mi kaybediyorum? Düşünmek son kaleydi,” diye yazıyor, çalışmaya katılan avukatlardan biri. Çalışma, avukatların bu ikilemin her iki tarafına da özellikle açık olduğunu ortaya koydu; neredeyse yarısı, yapay zekânın güvenilmezliğini bizzat tecrübe etmiş. Öte yandan, karar alma süreçlerinde somut fayda gördüğünü bildiren meslek grupları arasında da başı çekiyorlar.Katılımcıların yaklaşık yüzde 11’i yapay zekâya dair hiçbir korkusu olmadığını söylerken, geri kalan yüzde 89 beş ana endişe sıraladı. Yapay zekâ kullanıcılarının en büyük korkularından biri, sohbet robotunun güvenilir olmamasıydı. Katılımcıların yüzde 27’si, yapay zekânın kötü ya da yanlış kararlar almasından endişe duyduğunu belirtirken, yalnızca yüzde 22’si iyileşmiş karar alma süreçlerini bir fayda olarak gösterdi.Kullanıcıların ikinci büyük endişesi, teknolojinin işler ve ekonomi üzerindeki etkisi (yüzde 22) ve bunun ücretlerde durgunluk ile artan eşitsizlik anlamına gelip gelmeyeceğiydi. Aynı oranda (yüzde 22), insan denetimi olmadan yapay zekânın karar vermesi ve insanların pasifleşmesi korkusu da öne çıktı. Dördüncü büyük kaygı, kullanıcıların eleştirel düşünme becerisini yitirmesi (yüzde 16), sonuncusu ise yapay zekânın düzenlenmemesi ve işler ters gittiğinde sorumluluğun kimde olduğunun belirsiz kalmasıydı (yüzde 15).Dünya genelinde katılımcıların yüzde 67’si yapay zekâya olumlu baktığını söylese de, bazı kıtalarda iyimserlik çok daha yüksek. Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Okyanusya’daki kullanıcılar; yönetişimdeki boşluklar, düzenleyici çerçevenin yetersizliği ve gözetim uygulamaları konusunda daha fazla endişe duyuyor.Buna karşılık Sahra Altı Afrika, Latin Amerika ve Güney Asya’da yapay zekâya yaklaşım çok daha olumlu. Kullanıcılar, bu teknolojinin iş kurmayı veya eğitime erişimi kolaylaştıran ekonomik bir eşitleyici olduğunu söylüyor. “Teknolojik açıdan dezavantajlı bir ülkedeyim ve çok fazla hataya tahammül edemem. Yapay zekâ sayesinde aynı anda siber güvenlik, kullanıcı deneyimi tasarımı, pazarlama ve proje yönetimi alanlarında profesyonel seviyeye ulaştım. Bu bir eşitleyici,” diyor Kamerunlu bir kullanıcı. Ancak Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Okyanusya’daki kullanıcılar, yönetişimdeki boşluklar, düzenleyici başarısızlık ve gözetim konusunda daha fazla kaygı taşıyor.Doğu Asya’da ise yapay zekâyı kimin kontrol ettiğine dair kaygı görece düşük; buna karşılık teknolojinin bilişsel körelmeye ne yaptığı konusunda ciddi endişe var. Genel eğilim, yapay zekânın hâlihazırda iş yerlerinde kullanıldığı daha zengin ülkelerde, insanların bu teknolojinin işlerini elinden alması konusunda daha kaygılı olması. Çünkü bunun örneklerini şimdiden görüyorlar. Daha yoksul ülkelerde ise yapay zekânın işlere etkisi daha az endişe kaynağı; zira yapay zekâ henüz iş yerlerine girmiş değil ve insanların çok daha acil ekonomik sorunları var. Anthropic, bulguların yapay zekâ sohbet botu Claude’u geliştirmeye devam ederken yol gösterici olacağını belirtti.
