CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaAntisemitizm tartışmaları: Elif Eralp ba
🌍 Dünya

Antisemitizm tartışmaları: Elif Eralp başbakan olabilecek mi?

DW Türkçe·🕐 40 dk önce·👁 1 görüntülenme
Antisemitizm tartışmaları: Elif Eralp başbakan olabilecek mi?
Berlin'de Sol Parti'nin adayı Elif Eralp'in zaferi, Türkiye kökenli seçmenler arasında yankı uyandırdı. Ancak Eralp'in başbakanlığı partisine yönelik antisemitizm eleştirileri sebebiyle tehlikeye girebilir.

Berlin'de eyalet seçimlerinden birinci çıkan Sol Parti'nin başbakan adayı Elif Eralp'in zaferi hem Türkiye kökenli seçmenler arasında hem de Alman siyasetinde geniş yankı uyandırdı. Bu sonuçla, Sol Parti Berlin'de ilk kez birinci siyasi güç olurken Eralp'in eyalette ilk Türkiye kökenli kadın başbakan olup olamayacağı henüz kesinlik kazanmadı.

Seçimde mutlak çoğunluğu sağlayamayan Sol Parti'nin koalisyon hükümeti için ihtiyaç duyduğu Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller'de, partiye yönelik antisemitizm suçlamalarının iş birliğinin önünde bir engel oluşturabileceği tartışılıyor. SDP de Yeşiller de Sol Parti'nin "antisemitizm sorununu" çözmediği sürece, koalisyon görüşmeleri yürütülmeyeceğini açıkça dile getiriyor.

Almanya'da Sol Parti'ye yönelik antisemitizm suçlamalarının ve tartışmaların yeniden gündeme gelmesinin nedeni ise partinin Berlin'deki etkinliklerinde yaşananlar.

Pazar akşamı Neukölln'deki seçim kutlamasına organize suçlar işlemekle suçlanan klan tipi suç örgütünün lideri Issa Remmo'nun oğlu Firas Remmo'nun katıldığının ortaya çıkması tepkiyle karşılandı. Elif Eralp, Remmo'nun davetli olmadığını belirterek partisinin suç yapılarıyla ilişkisinin olmadığını vurguladı.

Bunun yanı sıra İsrail karşıtı aktivist İbrahim İbrahim'in de Neukölln'deki seçim kutlamasına katıldığının anlaşılması tartışmalara neden oldu. İbrahim'in AB ve ABD'nin terör örgütleri listesinde yer alan Birleşik Filistin Ulusal Komitesi (PFLP) ile bağlantılı olduğu belirtiliyor. Parti yönetimi bu kişinin davetli olmadığını belirterek, bu ziyaretle ilişkisinin bulunmadığını açıkladı.

Sol Parti'nin Ağustos ayında Neukölln'deki bir seçim etkinliği, rapçi Dahabflex'in performansı nedeniyle eleştirilerin hedefi olmuştu. Etkinlikte söylenen şarkının Death to the IDF" (İsrail Savunma Kuvvetleri'ne ölüm) şeklindeki sözleriyle buna eşlik eden dans görüntüleri, partiye yönelik tepkilere yol açmıştı. Elif Eralp'in bu olayı kınayarak, insanlara yönelik şiddet ve ölüm çağrılarının kabul edilemez olduğunu söylemesi ise tepkileri yatıştırmaya yetmedi.

Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, Sol Parti'nin seçimi kazandığı belli olunca bundan "derin kaygı" duyduğunu belirtip, SPD ve Yeşillere bu partiyle koalisyon hükümeti kurmama çağrısı yaptı.

Sol Parti içindeki bazı kesimlerin İsrail karşıtı söylemleri benimsediği ve Filistin yanlısı bir tutum izlediği gerekçesiyle, parti uzun süredir antisemitizm suçlamaları ile karşı karşıya kalıyor. Antisemitizme göz yumulduğu veya bunun yeterince mücadele edilmediği gerekçesiyle eleştirilen parti yönetimi bu iddiaları reddediyor. Parti, Haziran ayında yapılan son kongresinde, İsrail'in Gazze'deki tutumunu "soykırım" olarak nitelendirmiş ancak iki devletli çözüme vurgu yapmış, antisemitizm ve Yahudi düşmanlığını açık bir şekilde kınamıştı.

Berlin'de seçimleri yakından takip eden Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) Sözcüsü Ayşe Demir, Sol Parti'ye yönelik antisemitizm suçlamalarının seçim öncesinde de gündemde olduğunu hatırlatarak "Bu durum, bize göre Sol Parti'nin kendi içinde çözüme kavuşturması gereken ciddi bir mesele" diyor.

Demir, ancak bu tartışmaların "Eralp'in Hükümet Eden Belediye Başkanı olmasını engellemeye dönük siyasi bir baskı aracına dönüştürülmesi olasıdır" değerlendirmesini de yapıyor.

Başkent Berlin hem eyalet hem de şehir statüsünde olduğu için, hükümetin liderliğini üstlenen kişi, eyalet başbakanı hem de kentin belediye başkanı olarak görev yapıyor. Bu nedenle de diğer belediye başkanları ve eyalet başbakanlarından farklı olarak Hükümet Eden Belediye Başkanı olarak tanımlanıyor.

Yapılan anketlere göre, Berlinli seçmenlerin çoğunluğu Sol Parti'nin antisemitizm sorunu olduğu görüşünde. Kamu yayıncısı ARD'nin kamuoyu araştırma şirketi infratest dimap'ın seçim günü yaptığı ankette "Sol Parti'de antisemit görüşlere fazla alan tanınıyor" ifadesini Berlinli seçmenlerin yüzde 47'si onaylarken, yüzde 32'si ise aksi yönde görüş belirtti.

Peki bu tartışmalar Türkiye kökenli seçmende nasıl karşılık buluyor? Türkiye kökenli derneklerin çatı örgütü olan TBB'nin sözcüsü Demir, bu soruya "Türkiye kökenliler arasında antisemitizm ile İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirilerin birbirine karıştırılmaması gerektiğini savunanların yanı sıra, bu suçlamaların Sol Parti'ye ve Eralp'e karşı siyasi bir araç olarak kullanıldığını düşünenler de var" sözleriyle yanıt veriyor.

2 milyon 487 bin 318 kayıtlı seçmenin bulunduğu Berlin'de, Sol Parti 468 bin 60 oy aldı. Seçim Araştırma Grubu'nun (Forschungsgruppe Wahlen) sandık çıkış anketine göre, Berlin'de yaşayan Müslüman seçmenlerin yüzde 51'i Sol Parti'ye oy verdi.

Berlin'de sayısı 60 bin ile 85 bin arasında olduğu tahmin edilen Türkiye kökenli seçmenlerin kaçının Sol Parti'ye oy verdiğini ortaya koyan bir anket ise bulunmuyor.

Ancak gözlemciler, Türkiye kökenli seçmenlerin tercihleri arasında Sol Parti'nin yükseldiğine dikkati çekiyor.

Uzun yıllardır Almanya'daki Türklerle çalışmalar yürüten politika ve strateji danışmanı Kenan Kolat, 2025 yılındaki federal seçimlerde de Sol Parti'ye bir yönelim görüldüğünü söylüyor. Seçim Araştırma Grubu'nun 2025 seçimlerinde yaptığı sandık çıkış anketlerini hatırlatan Kolat, buna göre Müslüman seçmenlerin yüzde 29'unun Sol Parti'yi, yüzde 28'inin SPD'yi tercih ettiğini kaydediyor. "Türk kökenli seçmen, tarihsel olarak hep haklarını savunan partilere oy vermiş. Bu uzun zaman tabii ki Sosyal Demokrat Parti'ydi, Yeşiller'di" diyen Kolat, şimdi seçmenin Sosyal Demokratlar yerine daha genç bir profil sergileyen, insanlarla daha iyi iletişim kuran Sol Parti'ye yönelmeye başladığını aktarıyor.

Berlin seçimlerinde bu yıl ilk kez oy verme yaşının düşürülmesi sonucu 16 ve 17 yaşındaki gençler de seçme hakkını kullandı. Infratest dimap'ın anketi Sol Parti'nin 2023 seçimlerine kıyasla oy oranını neredeyse ikiye katlamasında 35 yaş altındaki seçmenlerin rolünün büyük olduğunu gösteriyor. Bu ankete göre 25-35 yaş arasındaki seçmenlerin yüzde 49'u, 16-24 yaş arası seçmenlerin ise yüzde 43'ü oyunu Sol Parti'ye verdi. Kolat, Türkiye kökenli genç seçmenlerin de yoğun olarak Sol Parti'yi seçtiğini söylemenin mümkün olduğunu ifade ediyor.

Berlin'in doğusundaki Lichtenberg semtinde oturan sosyal pedagog İsmail Ünsal, klasik bir Sol Parti seçmeni olduğunu söylüyor. Elif Eralp'in partinin başbakan adayı olması nedeniyle "Bu sefer daha da sevinerek" oy verdiğini aktaran Ünsal, "Bu sefer çevreme de Elif'e oy vermelerini söyledim, eskiden söylemezdim. Elif çok sempatik bir insan, yani bizim çocukların kuşağından" diyor. Aile içindeki siyaset konuşmaları sonrasında kız kardeşi de bu seçimlerde ilk kez Sol Parti'ye oy vermiş. Ünsal, "Aslında Sol parti ilginç bir şey yaptı, yani Türkiyeli kadın bir aday çıkardı ve bu farklı bir ses getirdi. Bir de tabii Almanya için Alternatif'e (AfD) karşı Türkiye'li bir aday çıkarmaları gerçekten akıllıca bir durum oldu" yorumunu yapıyor.

Sekiz yıl önce İstanbul'dan Berlin'e taşınan, 2025 yılında Alman vatandaşlığına geçtikten sonra ilk kez oy kullanan Zeren Alpagut Barkana kendisinin de çevresindeki birçok Türk'ün de Sol Parti'ye oy verdiğini anlatıyor.

Barkana, Sol Parti'ye oy vermesinin nedenlerinden birinin Elif Eralp olduğunu söylüyor:

"Elif Eralp'le hayatımda hiç olmadığı kadar bir siyasetçiyle bağ kurabiliyorum. Göçmen kökenli, 40'lı yaşlarında bir kadın, anne ve sosyal politikaları destekleyen biri. Beni bu kadar iyi temsil edebilecek bir siyasetçiye bugüne kadar ne Türkiye'de ne de burada rastladığımı söyleyemem."

Barkana, bu partiyi seçmesinin bir diğer nedeninin ise AfD olduğunu anlatıyor:

"Oy verirken Sol Parti'yi tercih etmemin bir diğer sebebi de son zamanlarda yükselen AfD oyları ve özellikle Sachsen-Anhalt'tan gelen sonuç oldu. AfD oylarına bir tepki verilecekse, bu sesin ilk olarak Berlin'den yükselmesi gerektiğini düşündüm."

Eralp'ın kampanyası, yalnızca Türkiye kökenli olması nedeniyle değil, konut ve hayat pahalılığı gibi gündelik sorunlara odaklanması ve seçmene doğrudan ulaşması nedeniyle New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yle karşılaştırılıyor. Mamdani de 2025'teki seçim kampanyasında konut maliyetleri, kiralar ve hayat pahalılığına odaklanmış, kapı kapı yürütülen kampanyayla genç ve farklı göçmen topluluklarından seçmenlere ulaşmıştı.

Seçmenle iyi diyalog kurduğu gözlemlenen Eralp, kampanya süresince halktan biri olduğu mesajını verdi, "kiracı, hukukçu, anne" olduğunu ön planda tuttu. Eralp partisiyle birlikte kampanyasında Berlinlilerin en yakıcı sorunlarından biri haline gelen konut krizine odaklandı. Kentte yüksek kiralar ve uygun fiyatlı konut bulmanın giderek zorlaşması, Berlinlilerin en önemli şikayetleri arasında yer alıyor. Kiraları daha ödenebilir hale getireceğini vadeden Eralp'in sorunun çözümü için büyük emlak şirketlerinin kamulaştırılması gerektiğini savunması tartışma yaratıyor.

Kenan Kolat da Ayşe Demir de Eralp'in başarısındaki belirleyici unsurunun konut sorununa odaklanması olduğu görüşünde.

Demir, "Kapsayıcı ve sosyal politika odaklı yaklaşımı sayesinde, Alevilerden Kürtlere, dindarlardan seküler veya milliyetçi kesimlere kadar Türkiye kökenli toplumun farklı katmanlarından ortak bir destek almayı başardı" değerlendirmesini yapıyor.

Türk toplumunda yüksek kiralar ve sosyal güvencenin yeterli olmadığının dile getirildiğini aktaran Kolat, "Sol Parti toplumumuzun da önemli sorunlarına değinmek suretiyle seçmeni yakaladı" diyor.

Infratest dimap anketine göre, Berlinlilerin yüzde 37'si konut krizine en iyi çözümü Sol Parti'nin sunacağını düşünüyor. Büyük emlak şirketlerinin kamulaştırılması planına ise ankete katılanların sadece yüzde 37'si destek verirken, yüzde 51'i karşı çıkıyor.

Seçim sonrasında da kamulaştırma vaadinden vazgeçmeyecekleri mesajı veren Eralp ve Sol Parti'yi koalisyon görüşmelerinde bekleyen zorlu konulardan biri de kamulaştırma planları. SPD, emlak şirketlerinin kamulaştırması fikrine karşı çıkıyor. Ayşe Demir, Eralp'in başbakan olmasının önündeki asıl düğüm noktasının kamulaştırma meselesi olacağını düşünüyor. Demir, geri adım atılmazsa "Olası bir koalisyon için SPD'yi bu konuda ikna etmek oldukça zor olacaktır" yorumunu yapıyor.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler