CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaAraştırma: Türkiye emisyon artışında dün
🌍 Dünya

Araştırma: Türkiye emisyon artışında dünya birincisi

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 2 görüntülenme
Araştırma: Türkiye emisyon artışında dünya birincisi
Türkiye'nin sera gazı emisyonları 2025'te yüzde 4,2 arttı. COP31'e başkanlık edecek Türkiye, dünyanın en büyük 16 kirleticisi arasında en yüksek yıllık artışı kaydetti.

Türkiye bu yıl dünyanın en önemli iklim zirvesine başkanlık edecek. Ancak zirve öncesinde açıklanan yeni veriler, ülkenin sera gazı emisyonlarında ters yönde ilerlediğini gösteriyor.

Türkiye'nin sera gazı emisyonları 2025'te yüzde 4,2 artarak 610,8 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı. Bu, dünyanın en büyük 16 kirletici ülkesi içinde en yüksek oransal artış oldu.

Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin (JRC) Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerinden de yararlanarak hazırladığı rapora göre, emisyon artış hızında Türkiye'yi yüzde 2,7 ile Vietnam, yüzde 2,2 ile ABD ve yüzde 1,9 ile Kanada izledi. İran'ın emisyonları yüzde 1,7, Suudi Arabistan'ın ise yüzde 1,3 arttı.

Buna karşılık dünyanın en büyük kirleticilerinden altısı 2025'te emisyonlarını azalttı. Japonya'da yüzde 1,4, Avustralya'da yüzde 1,3, Brezilya'da yüzde 0,9, Avrupa Birliği'nde ve Hindistan'da yüzde 0,2, Rusya'da yüzde 0,1 düşüş kaydedildi.

Dünyanın en büyük emisyon kaynağı Çin'deki artış ise yüzde 0,1'de kaldı.

Türkiye'nin yüzde 4,2'lik emisyon büyümesi küresel artış oranının da oldukça üzerinde. Dünya genelinde sera gazı emisyonları aynı dönemde yüzde 0,7 arttı.

Raporla birlikte yayımlanan veriler, Türkiye'deki artışın 2025'e özgü olmadığını gösteriyor.

Türkiye'nin sera gazı emisyonları 1990'da yaklaşık 226 milyon ton karbondioksit eşdeğeriydi. Bu miktar 2005'te 320,1 milyon tona, Paris Anlaşması'nın kabul edildiği 2015'te 464,7 milyon tona yükseldi.

Emisyonlar 2023'te 562,2 milyon ton, 2024'te 586,4 milyon ton olarak hesaplandı. 2025'te ise 610,8 milyon tona çıktı. Sadece son bir yıldaki artış yaklaşık 24,4 milyon ton karbondioksit eşdeğerini buldu.

Türkiye'nin küresel sera gazı emisyonlarındaki payı da bu dönemde yüzde 1,1'e ulaştı.

JRC'nin ayrıntılı verilerine göre, başlıca sektörler içinde en yüksek oransal artış binalarda gerçekleşti. Binalardan kaynaklanan emisyonlar bir yılda yüzde 8'den fazla artarak yaklaşık 77 milyon ton karbondioksit eşdeğerine çıktı.

Sanayide yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonlar yaklaşık yüzde 5 artışla 85,3 milyon tona ulaştı. Elektrik ve ısı üretiminden kaynaklanan emisyonlar ise yüzde 4,5 büyümeyle 156,2 milyon tona çıktı.

Ulaştırmadan kaynaklanan emisyonlar yaklaşık yüzde 3,9 artarak 105,2 milyon ton oldu. Endüstriyel süreçlerdeki artış ise yaklaşık yüzde 3,8 seviyesinde hesaplandı.

Türkiye'nin emisyonunda en büyük pay elektrik ve ısı üretimine ait. Bu alan toplam emisyonların dörtte birinden fazlasını oluştururken ulaştırmanın payı yaklaşık yüzde 17, sanayide yakıt kullanımının payı yüzde 14, binaların payı ise yüzde 13'e yakın.

Toplam emisyonlardaki yükselişe kişi başına emisyon artışı da eşlik ediyor.

Türkiye'de kişi başına yıllık sera gazı emisyonu 1990'da yaklaşık 4,2 ton karbondioksit eşdeğeriydi. 2005'te 4,7 tona, 2015'te 5,9 tona yükseldi. 2024'te yaklaşık 6,8 ton olan kişi başına emisyon, 2025'te 7,1 tona çıktı.

Bu seviye dünya ortalamasının üzerinde. Rapora göre küresel kişi başına sera gazı emisyonu 2025'te 6,6 ton karbondioksit eşdeğeri oldu.

Türkiye'nin ekonomik üretim başına emisyonlarında ise uzun vadede düşüş var. Satın alma gücü paritesine göre her bin dolarlık ekonomik üretim başına emisyon 1990'daki yaklaşık 0,33 tondan 2025'te 0,19 tona geriledi.

Bu, Türkiye ekonomisinin bir birim ekonomik değer üretirken 1990'a göre daha az sera gazı saldığı anlamına geliyor. Ancak ekonomik üretim başına emisyon azalırken ülkenin toplam emisyonları yükselmeye devam ediyor.

2025'te bu göstergede de bozulma yaşandı. Türkiye'nin ekonomik üretim başına emisyonu bir önceki yıla göre yüzde 0,5 arttı.

Raporda Türkiye ekonomisinin satın alma gücü paritesine göre 2025'te yüzde 3,6 büyüdüğü tahmini yer aldı. Emisyonun ise aynı yıl yüzde 4,2 artması, emisyon artışının ekonomik büyümenin üzerine çıktığını gösteriyor.

Türkiye'deki hızlı yükseliş, küresel emisyonların da rekor kırdığı bir dönemde gerçekleşti.

Dünya genelinde sera gazı emisyonları 2025'te bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,7 artarak 54,1 milyar ton karbondioksit eşdeğeriyle yeni bir zirveye ulaştı.

Böylece 2009'daki küresel finans krizi ve COVID-19 salgınının yaşandığı 2020 dışında 21'inci yüzyıldaki yükseliş eğilimi sürdü.

Öte yandan dünya genelinde elektrik ve ısı üretiminden kaynaklanan emisyonlar yüzde 0,3 azaldı. Yine de bu alan, yaklaşık yüzde 30'luk payıyla küresel emisyonların en büyük kaynağı olmaya devam etti.

JRC raporu, mevcut küresel emisyon eğiliminin Paris Anlaşması'nın sıcaklık hedefiyle uyumlu olmadığını da vurguluyor. Raporda aktarılan Birleşmiş Milletler Çevre Programı hesaplamasına göre 1,5 dereceyle uyumlu patikaya girebilmek için küresel sera gazı emisyonlarının 2035'e kadar 2019 seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 55 azalması gerekiyor.

Küresel kirliliğin büyük bölümü az sayıdaki ekonomi üretiyor.

Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği, Rusya ve Endonezya 2025'te dünya sera gazı emisyonlarının yüzde 62'sinden sorumlu oldu.

Çin tek başına küresel emisyonların yüzde 29,5'ini oluşturuyor. Ancak ülkenin emisyonları 2025'te yalnızca yüzde 0,1 arttı. İkinci büyük emisyon kaynağı ABD'nin küresel payı yüzde 11,1. Emisyonları yüzde 2,2 artan ABD, 131,5 milyon tonla 2025'te en büyük mutlak artışı kaydetti.

Hindistan'ın emisyonları ise 2025'te yüzde 0,2 geriledi. Ülke buna rağmen dünya emisyonlarının yüzde 8,3'ünden sorumlu üçüncü büyük kirletici olmaya devam ediyor.

AB'nin 27 üyesinin emisyonları da yüzde 0,2 azaldı. Birliğin 2025'teki emisyonları 1990'a göre yüzde 35,6 daha düşük. Birlik üyesi Almanya ise tek başına küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 1,2'sinden sorumlu. Ancak AB toplamına dahil olduğu için JRC'nin 16 büyük emisyon kaynağı listesinde ayrıca yer almıyor.

Türkiye aynı 35 yıllık dönemde ters yönde ilerledi. Ülkenin emisyonları 1990 seviyesinin yaklaşık 2,7 katına çıktı.

Yeni verileri Türkiye açısından daha dikkat çekici hâle getiren unsur ise COP31.

Türkiye, 2026'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'e başkanlık edecek. Avustralya ise COP31 müzakerelerinde başkanlığı yürütecek.

JRC verilerinde iki ülke dünyanın büyük emisyon kaynakları arasında birbirine yakın seviyelerde bulunuyor. Türkiye'nin emisyonları 2025'te 610,8 milyon ton, Avustralya'nın emisyonları ise yaklaşık 578 milyon ton karbondioksit eşdeğeri.

Ancak son bir yıldaki yönleri farklı. Türkiye'nin emisyonları yüzde 4,2 artarken Avustralya'nın emisyonları yüzde 1,3 azaldı. Türkiye'nin artışı, ülkenin 2053 net sıfır hedefi açısından da önem taşıyor.

Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşu İklim Ağı'na göre, emisyonların hâlâ artıyor olması Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu bir emisyon azaltım politikasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

"Türkiye'nin COP31 başkanlığı döneminde iklim liderliği iddiasının hakkını vermesinin yolu, fosil yakıtlara dayalı yatırımları sonlandırmaktan ve emisyonları bugünden itibaren azaltmaktan geçiyor."

Ağ, kömürden çıkışın planlanması, fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması, yenilenebilir enerjinin doğayı ve yöre sakinlerini koruyacak şekilde yaygınlaştırılması ve adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. "Türkiye, emisyonlarını artıran politikalarla iklim krizine dirençli bir toplum yaratamaz" değerlendirmesinde bulunuyor.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler