CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana Sayfa›Dünya›Avrupa ekonomisinin yeni kabusu: Petrol …
🌍 Dünya

Avrupa ekonomisinin yeni kabusu: Petrol değil dizel

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 3 görüntülenme
Avrupa ekonomisinin yeni kabusu: Petrol değil dizel
ABD, ara seçimler öncesi fiyatları düşürmek için Avrupa'ya dizel stoklarını kullanıma açması için baskı yapıyor. Avrupa açısından dizel krizinin sonuçları ağır olabilir.

Petrol ve petrol ürünlerinin fiyatlarındaki yükseliş trendi devam ediyor. Özellikle dizel fiyatlarındaki artışın sonuçlarını herkes hissediyor. Benzin esas olarak otomobillerde kullanılan bir yakıt. Dizel ise ekonominin işlemesini sağlıyor, kamyonları, tarım makinelerini, inşaat araçlarını ve sanayi tesislerini çalıştırıyor.

Bu nedenle dizel kıtlığı ekonomiyi çoğu zaman benzin fiyatlarındaki artıştan daha sert etkiliyor. Nakliye maliyetleri yükseliyor. Makinelerin işletme giderleri artıyor. Şirketler de bu maliyetleri tüketicilere yansıtıyor. Sonuçta enflasyon yükseliyor ve yaşam maliyetleri üzerindeki baskı artıyor.

ABD hükümeti de bu nedenle 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde küresel fiyatları düşürmek için Avrupa Birliği (AB) ülkelerini dizel rezervlerini serbest bırakmaya çağırıyor. ABD'nin aksi halde Avrupa'yı dizel ihracatına yasak getirmekle tehdit ettiği iddia ediliyor. Avrupa ülkeleri bu adıma yanaşmasa da kulislerle 50 milyon varil dizel yakıtın serbest bırakılması üzerinde durulduğu belirtiliyor.

Peki dizel fiyatlarında yükseliş bu noktaya nasıl geldi? Avrupa stoklarını kullanıma açarsa bunun sonuçları neler olur?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin, dünyanın en büyük dizel üreticileri arasında yer alıyor. Çin, ürettiği dizelin büyük bölümünü kendi tüketiyor. ABD ise dünyanın en büyük dizel ihracatçısı.

ABD'de de dizel fiyatları yükseliyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'ne (EIA) göre haftalık ortalama fiyat şu anda galon (3,8 litre) başına 6,52 dolar (5,73 euro). Bir yıl önce fiyat 3,74 dolar, iki yıl önce ise 3,53 dolardı.

ABD Başkanı Donald Trump, bu artıştan Ukrayna'yı da sorumlu tutuyor. Trump kısa süre önce Ukrayna'ya Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması çağrısında bulundu ve bunun dizel kıtlığına neden olduğuna dikkat çekti.

Rusya, ABD'nin yanı sıra dünyanın en büyük dizel tedarikçilerinden biri. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, Rus rafinerileri 2022'den bu yana 15 kez saldırıya uğradı.

Bunun sonucunda Rusya'nın dizel üretimi 2025 seviyesinin yaklaşık yüzde 30 altında. Moskova, ülke içindeki arzı güvence altına almak amacıyla ihracat kısıtlamalarına başvurdu.

ABD bu açığı kapatmaya çalıştı ancak yeterli olmadı. Trump 22 Eylül'de ABD'nin de dizel ihracatını durdurmayı değerlendirdiğini açıkladı.

Bunun arkasında siyasi nedenler var: ABD, Kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesinde ülke içindeki fiyatları düşürmek istiyor. Enerji fiyatları çoktan seçim kampanyasının önemli konularından biri.

Enerji sektörünün büyük lobi kuruluşları ise planlara sert biçimde karşı çıkıyor. Birçok uzman, olası bir ihracat yasağının fiyatları kısa sürede düşürmeyeceği uyarısında bulunuyor. Dahası, böyle bir adım ABD'deki rafinerilerin üretimi azaltmasına yol açabilir. Bu durumda fiyatlar daha da yükselebilir.

ABD'nin dizel ihracatını durdurmasının Avrupa açısından sonuçları ağır olabilir. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel'in enerji uzmanı Georg Zachmann bunun nedenini şöyle açıklıyor:

"On yıllar boyunca uygulanan vergi avantajları, Avrupa'daki araç filosunu örneğin ABD'dekinden çok daha fazla dizele bağımlı hale getirdi."

"Bu nedenle AB'de benzin fazlası var ve bunu ihraç ediyor. Dizelde ise durum tam tersi: AB dizel ithal etmek zorunda."

Rakamlar da bunu doğruluyor. AB'deki binek otomobillerin yüzde 38'inden fazlası dizel motorlu. Brüksel merkezli Transport & Environment kuruluşunun analizine göre, yük taşımacılığı da dahil olmak üzere karayolu ulaşımı, toplam dizel ve gaz yağı tüketiminin yüzde 77'sini oluşturuyor.

Araştırmanın yazarı Juliette Egal, dizele olan bu güçlü bağımlılığın, sürücüleri ve şirketleri fiyat şoklarına karşı oldukça savunmasız hale getirdiğini vurguluyor.

Rakamlar oldukça net: İsrail ve ABD'nin İran ile savaşı başlattığı 28 Şubat 2026 öncesiyle karşılaştırıldığında, AB'deki sürücüler bugün 50 litrelik bir depo için ortalama 30 euro daha fazla ödüyor. Almanya'daki ortalama bir kamyonun haftalık yakıt maliyeti ise 236 euro arttı.

Fiyat artışının AB ekonomisine toplam maliyeti günde 270 milyon euro. Bunun 203 milyon eurosu yalnızca dizelden kaynaklanıyor. Savaşın başlamasından bu yana karayolunda kullanılan dizelden kaynaklanan ek maliyetler 40 milyar euroya ulaştı.

ABD'nin Teksas eyaletindeki Houston'da bulunan Rice Üniversitesi'nden enerji uzmanı Skip York'a göre kısa vadede belirleyici olan bir unsur var: Rusya'nın ham petrolü işleme kapasitesi. York şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Ukrayna'nın her yeni saldırı dalgası birkaç gün içinde dizel fiyatlarına yansıyor."

York, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun ise farklı olduğunu belirterek "Burada arz kısıtlanmış durumda ancak aylardır görece istikrarlı seyrediyor" diyor. Benzin ve dizelin hammaddesi olan ham petrol üretimi artık en büyük sorun değil. York bunu şöyle açıklıyor:

"Darboğazın yeri değişti. Mart ve Nisan ayında ham petrol eksikti. Ağustos'tan bu yana ise rafineri kapasitesi yetersiz."

Bunun nedeni, hem Ukrayna'nın Rusya'ya yönelik İHA saldırılarının hem de Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmanın rafineri kapasitesini, yerine yenisi konulabileceğinden daha hızlı biçimde devre dışı bırakması. York'a göre uzun vadede Hürmüz Boğazı dizel fiyatları açısından "daha büyük yapısal risk" olmaya devam ediyor.

Brüksel'deki Bruegel düşünce kuruluşundan Zachmann da dünya genelinde rafineri kapasitesinin "belirgin biçimde azaldığını ve bundan özellikle dizelin etkilendiğini" belirtiyor.

Ortadoğu ya da Rusya'daki savaşın uzun sürmesi, Avrupa ve dizel kullanan diğer bölgeler açısından durumu daha da ağırlaştırabilir. ABD'nin ihracatı durdurması ise sorunu daha da büyütebilir.

Zachmann, ABD'nin dizel ihracatını gerçekten durdurmasının büyük bir şok olacağı uyarısında bulunuyor. Bu durumda dizel fiyatları daha da yükselecek. AB'nin buna karşı önlem alıp almayacağı ise belirsiz.

Transatlantik yakıt ticareti şimdiye kadar şu şekilde işliyordu: ABD Avrupa'ya dizel satıyor, Avrupalılar da ABD'ye benzin ihraç ediyor. Avrupa, ABD'nin dizel ihracatını durdurmasına karşılık ABD'ye daha az benzin satarsa ABD'de benzin fiyatları, Avrupa'da ise dizel fiyatları yükselir. Böyle bir durumda her iki taraf da kaybeder.

Üstelik kış da yaklaşıyor. Rafinerilerin bu dönemde hem kalorifer yakıtı hem de dizel üretmesi gerekiyor. Bu da arz sıkıntısını daha da artırıyor.

Bir başka etken de rafineri sayısındaki düşüş. Rice Üniversitesi'nden York'a göre 2019'dan bu yana Avrupa ve ABD'de çok sayıda rafineri kapandı. Bu durum dizel piyasasını şoklara karşı daha hassas hale getirdi. Geçmişte krizlerin etkisini hafifletebilen yedek kapasite önemli ölçüde azaldı.

"Piyasada artık neredeyse hiç tampon kalmadı. Kaybedilen her litre bugün arzı geçmişe kıyasla çok daha doğrudan etkiliyor."

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler