Ayna değil bina: Sokakları küle çevirdi
İngiltere’nin başkenti Londra’nın finans merkezinde yükselen ve halk arasında "Walkie Talkie" (Telsiz) olarak bilinen 20 Fenchurch Street binası, mimari tasarımındaki bir detay nedeniyle şehrin gündemine oturdu. Binanın içbükey cam cephesinin güneş ışınlarını tek bir noktaya odaklaması, çevredeki cadde ve dükkanlarda yüksek ısı hasarlarına yol açtı.
Mimar Rafael Vinoly tarafından tasarlanan 160 metre yüksekliğindeki yapının güneye bakan cephesi, güneşli günlerde dev bir büyüteç etkisi yaratıyor. Yapılan ölçümlerde, ışığın odaklandığı noktalarda sıcaklığın 90°C’yi aştığı tespit edildi.
Bu doğa olayının sonuçları sokak seviyesinde somut hasarlara neden oldu. Yansıma hattı üzerinde park halindeki bir lüks aracın plastik aksamları ve dikiz aynası eridi. Çevredeki dükkanların vitrin camlarında çatlamalar meydana geldi ve girişlerdeki paspaslarda yanmalar gözlemlendi.
Bölge sakinleri ve yayalar, yansımanın olduğu noktalarda aşırı parlaklık ve yoğun ısı nedeniyle yürümenin imkansızlaştığını bildirdi.
Yaşanan olayların ardından, binanın tasarımındaki bu optik hatayı gidermek adına teknik çalışma başlatıldı. Sorunun kalıcı çözümü için binanın kavisli cephesine güneş ışınlarını dağıtan güneş kırıcı sistemi entegre edildi. Bu yatay paneller sayesinde, ışığın bir noktada toplanması engellenerek termal risk ortadan kaldırıldı.
"Yakan Gökdelen" lakabıyla dünya basınına konu olan bina, bu teknik aksaklığın gölgesinde kalmasına rağmen Londra silüetinin en önemli parçalarından biri olmaya devam ediyor. Yapının en üst üç katında yer alan ve halka açık olan Sky Garden, şehrin en yüksek botanik bahçesi olma özelliğini koruyor.
Bina, 2015 yılında İngiltere’de "yılın en kötü mimari tasarımı" olarak bilinen Carbuncle Cup ödülüne layık görülse de, günümüzde mühendislik hatalarının kentsel doku üzerindeki etkilerini inceleyen bir vaka analizi olarak mimarlık literatüründeki yerini aldı.
