CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeBagajda biriken geçmiş, çölde aranan ada
🇹🇷 Türkiye

Bagajda biriken geçmiş, çölde aranan adalet

Cumhuriyet·🕐 6 sa önce·👁 0 görüntülenme
Bagajda biriken geçmiş, çölde aranan adalet
Rejimin "arka bahçesi" haline gelenlerin hikâyesi... Cafer Panahi, karanlık bir yolda başlatıp yine karanlıkta bitirdiği "Görünmez Kaza"da, intikam peşindeki bir grup insanın kaderini çölün ortasında birleştiriyor. İşkencecisiyle yüzleşen bir ruhun sesinden, adaletin ufukta görünmeyişine ilişkin hüzünlü ve bir o kadar da güçlü bir sistem eleştirisi.

Gecenin karanlığında ilerleyen bir araba. Hamile bir kadın, bir adam ve bir çocuğun mutlu bir şekilde eve dönüş yolculukları görünmez bir kazayla hem seyrini hem de yaşamlarını değiştiriyor: Bir köpeğe çarptıktan sonra "Yol karanlık, hayvancağızlar eziliyor. Kader" diyor adam, bu kazanın onu yeni kaderine götürdüğünü bilmeden. Biraz sonra yolda kalan arabaları, rejimin "kaderlerini belirlediği" bir grup insanın bir araya gelmesine aracı oluyor. Yazgı, "basit bir kazayla" yoluna koyulurken baskıcı bir sistemin çatlaklarından sızanlar hikâyenin alın yazısını belirliyor. İranlı yönetmen Cafer Pehani'nin, sanatı yüzünden girdiği hapishane günlerinden sonra çektiği ilk filmi olan “Görünmez Kaza” (It Was Just An Accident) -haliyle- rejim karşıtı bir hikâye. Ancak filmin vizyona girdiği tarihin, "sözde bir rejim karşıtlığıyla başlayan" İsrail-ABD ile İran arasındaki savaşla aynı tarihe denk gelmesi de filmin kaderinden olsa gerek. Çünkü "birkaç füze attıktan sonra" İran halkının bir gecede rejime karşı ayaklanacağını bekleyen "liderlerin" İran halkından, geçmişinden, yaşadıklarından ve rejimin gerçek gücünden bihaber olduğunu gözler önüne serdi bu savaş. Baskıcı rejimlerin insanlar üzerinde nasıl tahakküm kurabildiğini, sistemin kötülüğü nasıl "yarattığını", insanları yalnızca hapishanelere doluşturmakla kalmayıp onları kendi kabuslarında, zihinlerinde ve travmalarında da hapsedebildiğini anlatan “Görünmez Kaza” ise bu savaşın beyhudeliğini kanıtlıyor. Çünkü soruyor Cafer Pehani karakterlerine: Sistemin yarattığı kötülük ile bireyin kötülüğü aynı şey mi? Sistemi yaratan zaten o bireyin düşünüşü değil mi? İntikam için sistemin kullandığı yöntemler mi kullanılmalı yoksa "insan" kalmaya devam mı etmeli? Veya basitçe: Şiddet, adaleti getirir mi? Affetmek ve devam edebilmek mümkün mü?Penahi, siyasi mahkûm/işçi Vahit (Vahid Mobasseri) ile hapishanede kendisine işkence ettiğini düşündüğü “Topal” lakaplı İkbal'in (Ebrahim Azizi) yollarının kesişmesiyle başlattığı anlatısını önce intikam amaçlı bir kaçırma hikâyesine, ardından da geçmişte sıkışıp kalmış ruhların adalet arayışına çeviriyor. Vahit, adaleti sağlayacağına inandığı bir çölde İkbal'in mezarını kazarken kuşkuya düştüğünde kendisi gibi olan bir grup insan eklemleniyor hikâyeye, bir arabanın içine doluşan kader ortağı insanlar... Böylelikle ülkenin bagajı, rejimin ise "arka bahçesi" haline geliyorlar. Sistemin "aksaklığı" gibi arabalar hep yolda kalıyor bu filmde. İlkinde olay örgüsünün başlatıcısı, ikincisinde de bir şekilde bir araya gelmiş karakterlerin ortak mücadelesini temsil ediyor. Karakterlerini çölde, kurak ağacın bir başında toplayan Penahi, “Godot'yu Beklerken” imasıyla yalnızca manzaraya vurgu yapmıyor adaletin ufukta görünmeyişinin de altını çiziyor. Tam da bu nedenle, karanlık bir yolda başlattığı hikâyesini yine karanlık bir yol kenarında bitiriyor. Sanki ülkesinin üzerine çökmüş karanlığın hâlâ ana karakterinin ensesinde nefes aldığını göstermek istercesine… Finalde kulakları tırmalayan gıcırtı, işkencecilerinin kokusunda, nefesinde, sesinde tutsak olmuş insanların altında ezildikleri sistemin gıcırdamaları haline geliyor.Rejim bugün sallanıyor ancak otoritenin yarattığı kötülük ateşinin bir çırpıda sönümlenmeyeceğini, karakterlerinin gittikleri her yerde iyilik yaparken bile ödemek zorunda oldukları bedellerle gösteriyor yönetmen. Yozlaşmanın sokağın her yanına, insanların ruhuna işlediğini ve intikam peşinde koşan bir grup insanla çözümlenemeyeceğini itiraf ediyor bir bakıma. Saf kötülüğün karşısına saf iyiliği yerleştiriyor bu yüzden. Ahlaki ikilemle mağdurun, mağdur edenden farkını tekrar tekrar hatırlatıyor. Adalet, bir gün onu İran'da bekleyenler için gelir mi bilinmez. Ancak gelişmeleri izlerken hepimizin emin olduğu bir hakikat var ki o da tiranlığın, demokrasi kaftanı giyen tiranlar tarafından yok edilemeyeceği… “Görünmez Kaza”, kötülüğün kötülükle, şiddetin şiddetle bastırılamayacağını bir an bile unutmuyor. "Adalet sağlayıcıların da" unutmayacağı bir dünya dileğiyle… “Görünmez Kaza”yı, MUBI Türkiye'de izleyebilirsiniz.Puanım: 8/10

Kaynak: CumhuriyetOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler