Bayraktar, Türkiye’nin enerji politikasının üç temel öncelik doğrultusunda yürütüldüğünü belirtti. Bu önceliklerin başında enerji arz güvenliğinin sağlanması gelirken, ikinci hedef enerjide dışa bağımlılığın azaltılması oldu. Türkiye’nin üçüncü önemli hedefini ise 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak oluşturuyor.
Bayraktar ayrıca küresel petrol ve doğal gaz piyasalarında yaşanan baskılara dikkat çekerek, Avrupa’da doğal gaz fiyatlarının yeniden yükseldiğine işaret etti.
Bayraktar, enerji dönüşümünün temel unsurlarından birinin elektrifikasyon olduğunu vurguladı. Bu kapsamda yalnızca elektrik üretim kapasitesinin artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Bayraktar, iletim ve dağıtım şebekelerinin de güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Elektrik sisteminin daha güçlü, akıllı ve esnek bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini ifade etti.
Türkiye’nin güneş, rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal enerji alanlarında önemli bir potansiyele sahip olduğu belirtildi.
Bu doğrultuda yenilenebilir enerji kurulu gücünün artırılması planlanırken, değişken üretimi destekleyecek yeni elektrik altyapısının da devreye alınması hedefleniyor.
Enerji dönüşümünde nükleer enerjinin de önemli bir rol üstleneceğini belirten Bayraktar, nükleer enerji ile yenilenebilir kaynakların birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin 2024-2030 dönemini kapsayan enerji verimliliği planı da gündeme geldi. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında 20 milyar doların üzerinde yatırım yapılması öngörülüyor. Yatırımların sanayi, binalar, ulaşım, tarım ve enerji sektörlerine yönelik olması planlanıyor.
Ayrıca 2030 sonrasındaki 10 yıllık dönem için daha kapsamlı yeni bir enerji verimliliği planı hazırlanması hedefleniyor.
Bayraktar, enerji dönüşümünde yalnızca elektrik üretimine yönelik yatırımların yeterli olmayacağını belirtti.
Hem iletim hem de dağıtım şebekelerinde büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bayraktar, batarya depolama sistemlerinin de önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını söyledi. Elektrikli ulaşımın yaygınlaşmasının da enerji altyapısındaki dönüşümü hızlandıracağı ifade edildi.
Elektrik altyapıları ve batarya teknolojileri açısından kritik minerallere erişimin giderek daha stratejik hale geldiğine dikkat çekildi.
Bayraktar, kritik mineraller için ülkeler arasındaki rekabeti yeni bir “altına hücum” dönemine benzetti. Bu kaynaklara erişemeyen ülkelerin yenilenebilir enerji, veri merkezleri ve yapay zeka gibi alanlarda geride kalabileceğini belirtti.
Bayraktar, iklim yatırımlarının yalnızca kamu kaynaklarıyla karşılanmasının mümkün olmadığını söyledi.
Bu nedenle özel sektörün yanı sıra uluslararası finans kuruluşları ve kalkınma bankalarının da sürece dahil olması gerektiğini belirtti. Uzun vadeli kurumsal yatırımcıların finansmana katkısının önemine de işaret edildi. Özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından uygun maliyetli ve uzun vadeli finansmana erişimin kritik olduğu vurgulandı.
Aşırı hava olaylarının elektrik üretim ve dağıtım sistemleri üzerindeki etkisinin arttığına dikkat çekildi. Bu nedenle elektrik altyapısının gelecekteki iklim koşullarına uygun şekilde yeniden tasarlanması gerektiği belirtildi.
Bayraktar, enerji dönüşümünün yalnızca çevresel bir konu olmadığını, aynı zamanda enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayinin rekabet gücü açısından da stratejik önem taşıdığını vurguladı.
