Bakırda birkaç hafta önce öne çıkan satış baskısı yerini yeniden sıkılaşma endişesine bırakıyor. Londra piyasasında ton fiyatı 14 bin 600 doların üzerini test ederken piyasa artık yalnızca faiz görünümüne değil, fiziksel arz ve talep dengesine bakıyor. Özellikle Çin’de alıcıların metal bulmak için daha yüksek prim ödemeye başlaması, fiyat hareketinin spekülatif olmaktan çıkıp fiziksel piyasaya yayıldığını gösteriyor. Bu tablo, bakırda düşüşün kalıcı bir trende dönüşmesini şimdilik zorlaştırıyor.
Çin’de fiziksel bakır primi, alıcıların spot metal için daha yüksek fiyat farkı ödemeye razı olduğunu gösteriyor. Bu yükselişin arkasında iki temel unsur öne çıkıyor: birincisi sanayi tarafında yeniden hızlanan talep, ikincisi ise piyasaya sunulan hazır metal miktarının daralması. Elektrik ekipmanları, şebeke yatırımları, kablo üretimi ve yeni enerji altyapısı bakıra olan iştahı canlı tutuyor. Primdeki sert yükseliş, fiyat artışının yalnızca ekranlarda değil gerçek sevkiyat ve teslimat tarafında da hissedildiğine işaret ediyor.
Bakırın yönünü belirleyen en kritik başlıklardan biri stoklar. Borsalara kayıtlı stokların gerilemesi, piyasanın güvenlik yastığını inceltiyor. Stok düşük olduğunda beklenmedik bir arz kesintisi ya da talep sıçraması fiyatı çok daha sert yukarı itebiliyor. Son günlerde öne çıkan asıl değişim de burada yatıyor. Piyasa, bakırın bol bulunduğu bir dönemi değil, tamponun zayıfladığı bir dönemi fiyatlamaya başladı. Bu nedenle stoklardaki her yeni gerileme, fiyat üzerinde normalden daha güçlü etki yaratıyor.
Küresel bakır arzının nabzı büyük ölçüde Şili’de atıyor. Dünyanın en büyük üreticisi olan ülkede yaşanan her aksama, uluslararası piyasada doğrudan yankı buluyor. Son dönemde üretim tarafında görülen zayıf seyir, zaten kırılgan hale gelen arz dengesini daha da hassaslaştırdı. Tenör sorunları, operasyonel kesintiler, maliyet baskısı ve bazı sahalardaki verim kaybı arzı sınırlayan başlıklar arasında öne çıkıyor. Bu yüzden yatırımcılar artık yalnızca talebi değil, Şili kaynaklı arz riskini de daha yakından fiyatlıyor.
Bakırın gücü yalnızca klasik sanayi döngüsünden gelmiyor. Elektrikli araçlar, veri merkezleri, yenilenebilir enerji projeleri, şebeke modernizasyonu ve depolama yatırımları metalin orta vadeli talep hikâyesini destekliyor. Piyasadaki kısa vadeli dalgalanmalar zaman zaman bu büyük resmi gölgelese de ana yönü belirleyen unsur hâlâ yapısal talep artışı. Bu nedenle bakır, sadece büyüme verilerinin değil, enerji dönüşümünün de fiyatladığı bir metal haline geldi. Son yükselişin kalıcılığı da büyük ölçüde bu yapısal talep zemininin korunmasına bağlı olacak.
Bakırdaki son hareket, finansal yatırımcıların davranışını da yeniden gündeme getirdi. Son satış dalgasında kar realizasyonu ve risk azaltma eğilimi ağır basmıştı. Ancak fiziksel piyasanın sıkılaşmaya başlamasıyla birlikte fonların yeniden uzun pozisyonlara dönmesi ihtimali güçleniyor. Finansal para ile fiziksel piyasa aynı anda aynı yöne döndüğünde fiyat hareketi daha hızlı büyüyebiliyor. Bu yüzden önümüzdeki günlerde yalnızca fiyatın değil, işlem hacminin ve pozisyonlanmanın da yakından izlenmesi gerekecek.
Bakırın bundan sonraki yönünde üç ana gösterge belirleyici olacak. Birincisi Çin’de fiziksel primlerin yüksek kalıp kalmayacağı. İkincisi stoklardaki düşüşün sürüp sürmeyeceği. Üçüncüsü ise Şili başta olmak üzere küresel üretimde rahatlama gelip gelmeyeceği. Eğer bu üç başlıkta gevşeme görülmezse bakırın yeniden zirveyi test etmesi şaşırtıcı olmayacak. Tersi durumda ise piyasa kısa soluklu bir soluklanmaya gidebilir. Ancak şu aşamada görünen tablo, satış baskısının yerini yeniden sıkı piyasa algısına bıraktığı yönünde.
