CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeBildirideki 6’ncı madde ve Hakan Fidan s
🇹🇷 Türkiye

Bildirideki 6’ncı madde ve Hakan Fidan stratejisi

Hürriyet·🕐 7 sa önce·👁 0 görüntülenme
Bildirideki 6’ncı madde ve Hakan Fidan stratejisi
Riyad’a İran füzeleri düşerken, Körfez ve bölgenin 12 ülke dışişleri bakanları toplanıp bir bildiri yayınlıyor.

Özellikle Körfez ülkeleri, İran’ın saldırıları durdurması için bastırıyor.İran açıktan uyarılıyor. Kınanıyor.İran’ın vekil güçlerle Körfez ülkelerinin iç işlerine karışması, Arap ülkelerindeki bağlantılı milislere desteği kesmesi isteniyor.Hepsi doğru.İran yıllardır “devrim ihracı” adı altında Hizbullah ve Husi’leri kullandı. Kullanıyor. Körfez ülkelerinde, Irak’ta, Suriye’de karışıklıklar yarattı. Güç devşirdi.Yıllar önce otomobil bagajlarında Türkiye’den kaçırdıkları muhalifleri hatırlıyoruz.Bunlar doğru. Ama meselenin bir de başka boyutu var.O da İran’a yapılan ABD ve İsrail saldırısıdır. İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamlar var.Bildiride bu konuda tek satır yok.Bu nedenle de bildiriye imza koyan Hakan Fidan eleştiriliyor.Ama diplomasi ince iştir arkadaşlar. Daha çok “arka kapı ve kulis” işidir.Sonuç almak, kuyumcu titizliği ve sabır ister. Kestirip atamazsınız. Esnemenin yerini ve zamanını bileceksiniz.Yeri geldiğinde bir adım geri çekileceksiniz.Evet o söz doğrudur:“İki adım sıçramak için bir adım geri çekilirsiniz.”Çok iyi biliyoruz ki,Başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere Hakan Fidan, İsrail’in Siyonist saldırılarını defalarca en sert dille kınamış ve eleştirmişti.Fidan bu toplantıdan “madem İsrail kınamıyorsunuz...” diyerek çekip gidebilirdi. Böyle bir çıkışla olayın şovunu yapar, büyük alkış da alırdı.Ama hayır öyle yapmadı.Niye yapmadı?İşte bu sorunun cevabı için bildirinin 6’ncı maddesine dikkat çekiyorum. Şöyle diyor:“6-Bakanlar, gelişmeleri izlemek ve ortaya çıkan meseleleri değerlendirmek amacıyla bu konudaki yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiş; ortak tutumların oluşturulmasını ve güvenlik, istikrar ve egemenliklerini korumak, İran’ın topraklarına yönelik hain saldırılarını durdurmak için gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etmişlerdir.”TARAFLARLA KONUŞABİLEN TEK ÜLKEİşte iki önemli cümle:“Yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılığı...”Ve diğeri:“...gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini...”Peki taraflarla yoğun istişareyi kim yapabilir?Daha toplantı sırasında İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile konuşan Hakan Fidan..Körfez ülkeleri ve ABD ile yakın temas halinde..Yani taraflarla konuşabilen bölgedeki tek ülke.Eminim çözüm için bu “istişare vurgusu” da ağırlıklı olarak Fidan’dan gelmiştir.Nitekim toplantının ardından Katar’a giden tek isim de o oldu... Ve muhtemelen yakında Tahran’la da bir temas olur. Bir siyasi şov yerine 6’ncı maddenin o bildiriye konması bir “diplomatik akıl”dır... Bekleyelim ve Fidan’ın çabalarını izleyelim..BU CEVABI MİT BAŞKANI ACABA NASIL YORUMLARDIİstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, ABD Kongresi’nde soruları cevaplıyor.Senatör Jon Ossoff soruyor:“İran rejiminin yakın bir nükleer tehdit oluşturup oluşturmadığını açıklar mısınız?” Amerikan istihbaratının kraliçesi lafı dolaştırınca senatör kestirip atıyor:“Tehdit oluşturuyor mu? Evet mi, hayır mı?”Bu kadar keskin soruya Gabbard’ın cevabı:“İstihbarat teşkilatının görevi, neyin yakın tehdit olup olmadığını belirlemek değildir.”Çok merak ediyorum:“Acaba bu cevabı okuyan MİT Başkanı İbrahim Kalın ne düşündü? ABD Ulusal İstihbarat Direktörü’nün bu sözlerini nasıl yorumladı?”Bana göre çok şey anlatıyor.En azından istihbaratın üst yöneticilerinden ajan Kent’in istifa gerekçesini bürokrasinin dolambaçlı diliyle doğruluyor.JAMES BOND ZOR DURUMDAEğer bir James Bond filmi seyrediyor olsaydık...Bond şimdi İran’a gitmiş, oradaki “nükleer bomba tesisi”ne girmiş,450 kilo uranyumu almış,Ve filmin son sahnelerinde,Olayın başındaki nükleer uzmanı kaçırmış, ardından da büyük gürültülerle patlayan bir nükleer tesis bırakarak dönüyordu.Ama öyle olmadı.Ne yazık ki İngiliz Başbakanı çok zor durumda.Çünkü, İran’ın füzeleri karşısında titreyen petrol ülkeleri geç kalan İngiltere’ye çok kırgın ve tepkili.İngiltere yardım etmeye kalkınca da Trump cevabı verdi:“Şimdiye kadar neredeydin?”Tabii bu sitem Suudi Arabistan’dan Katar’a, Kuveyt’ten Umman’a kadar yayılıyor.Bu yüzden İngiltere’nin petrol emirliklerindeki durumu sarsılıyor.Bu yüzden İngiltere’nin Washington Büyükelçisi Christian Turner,“İngiliz pilotları İran’ın insansız hava araçlarını ve füzelerini düşürmek için Ortadoğu semalarında 300 saatten fazla zaman geçirdi” türünden açıklamalar yapıyor.Ama kim inanır?Gerçek hayatta ABD’de Jason Born’lar,İngiltere’de de James Bond zor durumda.BP’NİN TARİHİ TESADÜFÜŞu hale bakın. İngiliz Başbakanı İran’a müdahale için geç kalmakla suçlanıyor.İngiltere sarsılıyor. Çünkü Körfez’in petrolünü çıkartan en büyük petrol şirketlerinden birisi de İngiliz BP’dir.Ama şu tesadüfe bakın ki,Ve şu tarihe bakın ki,BP, 1908 yılında kurulduğunda adı Anglo-Persian Oil Company’di.1935’te Anglo-Iranian Oil Co. oldu.Ya şimdi...İran’dan kopup Körfez ülkelerine geçen BP’nin merkezi olan İngiltere, İran’a müdahalede geç kalmakla suçlanıyor...“Bakın şu petrolün tarihi hikmetine...”HEPİNİZE SAĞLIKLI MUTLU VE HUZURLU BAYRAMLAR DİLERİM

Kaynak: HürriyetOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler