CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiye‘Bu yalnızca sivil topluma değil, halk s
🇹🇷 Türkiye

‘Bu yalnızca sivil topluma değil, halk sağlığına da müdahale’

Evrensel·🕐 14 sa önce·👁 0 görüntülenme
‘Bu yalnızca sivil topluma değil, halk sağlığına da müdahale’
Operasyonlarla kurucuları gözaltına alınan Pozitif-iz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Şimşek,'HIV alanında çalışan derneklerin çalışmalarının kesintiye uğramasının doğrudan halk sağlığını etkileyebileceğine dikkat çekti.

Ahmed Ziya Aydın Eylem Nazlıer [email protected]

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Ailem Güvende” adını verdiği operasyonlar kapsamında LGBTİ+ örgütlerinin yanı sıra HIV farkındalığı ve cinsel sağlık alanında çalışma yürüten sivil toplum kuruluşları ve dernekler de hedef alındı. 15 ili kapsayan operasyonlarda 162 kişi hakkında adli işlem başlatıldığı, 9 dernek ve 13 işletmenin de soruşturma kapsamında olduğu açıklandı. İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen operasyonlarda eş zamanlı gözaltı, arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi. İzmir’de operasyon kapsamında gözaltına alınan 18 kişiden 16’sı tutuklandı.

İstanbul merkezli 15 ili kapsayan “Ailem Güvende” operasyonunda LGBTİ+ örgütlerinin yanı sıra HIV farkındalığı ve cinsel sağlık alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve dernekler de soruşturma kapsamına alındı. Derneklerde arama ve gözaltı işlemleri gerçekleştirilirken, HIV alanında çalışan örgütlerin hedef alınmasının sağlık hizmetlerine ve özellikle HIV testi, tanı ve tedavi süreçlerine erişim açısından yaratabileceği riskler de gündeme geldi.

Pozitif-iz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Şimşek, operasyon kapsamında derneğin iki kurucu üyesi ve aynı zamanda denetleme kurulu üyesinin gözaltına alındığını belirterek, hukuki süreci takip ettiklerini söyledi. Şimşek, derneğin önceliğinin hem hukuki sürecin sağlıklı yürütülmesi hem de HIV alanındaki çalışmaların kesintiye uğramaması olduğunu vurguladı.

Şimşek, 12 Eylül gecesi LGBTİ alanında çalışan bazı dernek ve oluşumlara yönelik gerçekleştirilen operasyon kapsamında Pozitif-iz Derneği’nin iki kurucu üyesi ve aynı zamanda denetleme kurulu üyesinin gözaltına alındığını belirterek, “12 Eylül gecesi LGBTİ+ alanında çalışan bazı dernek ve oluşumlara yönelik operasyon kapsamında, Pozitif-iz Derneği’nin iki kurucu üyesi ve aynı zamanda denetleme kurulu üyeleri gözaltına alındı. Sürecin hukuki boyutuna ilişkin gelişmeleri takip ediyoruz. Pozitif-iz Derneği olarak bu süreçte önceliğimiz, hukuki sürecin sağlıklı biçimde yürütülmesi ve derneğimizin HIV alanındaki çalışmalarının kesintiye uğramaması” dedi.

Gözaltı ve arama süreçlerinde yaşananların tamamının hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şimşek, kişilerin temel hak ve özgürlüklerine, hukuki güvencelere ve usule uygun işlemlere riayet edilmesinin önemine dikkat çekti.

Şimşek, “Dernek olarak kişilerin temel hak ve özgürlüklerine, hukuki güvencelere ve usule uygun işlemlere riayet edilmesinin önemini vurguluyoruz. Sürece ilişkin hukuki değerlendirmelerimizi, avukatlarımızın aktaracağı somut bilgiler üzerinden yapacağız. Bizim açımızdan önemli olan, soruşturmanın adil, şeffaf ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi” diye konuştu.

Pozitif-iz Derneğinin yalnızca HIV alanında çalışma yürüttüğünü belirten Şimşek, derneğin temel amacının HIV ile yaşayan kişiler ve yakınlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan güçlenmesine destek olmak, HIV konusunda doğru bilgiye erişimi artırmak, test ve tedaviye erişimi kolaylaştırmak ve HIV nedeniyle ortaya çıkabilen damgalama ve ayrımcılıkla mücadele etmek olduğunu söyledi.

HIV alanında çalışan derneklerin çalışmalarının kesintiye uğramasının yalnızca sivil toplum faaliyetlerini değil, doğrudan halk sağlığını da etkileyebileceğine dikkat çeken Şimşek, özellikle HIV konusunda damgalanma ve mahremiyet kaygısı yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine başvurabilmesi için güvenli ve erişilebilir danışmanlık mekanizmalarının gerekli olduğunu belirtti.

Şimşek, “Temel amacımız HIV ile yaşayan kişilerin ve yakınlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan güçlenmesine destek olmak, HIV konusunda doğru bilgiye erişimi artırmak, test ve tedaviye erişimi kolaylaştırmak ve HIV nedeniyle ortaya çıkabilen damgalama ve ayrımcılıkla mücadele etmek. Bu nedenle derneklerin çalışmalarının kesintiye uğraması, yalnızca sivil toplum faaliyetlerini değil, doğrudan halk sağlığını da etkileyebilir. Özellikle HIV konusunda damgalanma ve mahremiyet kaygısı yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine başvurmaktan çekinmemesi için güvenli ve erişilebilir danışmanlık mekanizmalarına ihtiyaç var” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de HIV tedavisine erişim açısından önemli olanakların bulunduğunu ve HIV tedavisinde kullanılan ilaçların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için sosyal güvenlik sistemi kapsamında karşılandığını belirten Şimşek, buna karşın HIV testi, erken tanı, tanı sonrası tedaviye uyum ve damgalanma konusunda önemli sorunların sürdüğünü söyledi.

Şimşek, “Türkiye’de HIV tedavisine erişim açısından önemli olanaklar bulunuyor ve HIV tedavisinde kullanılan ilaçlar TC vatandaşları için sosyal güvenlik sistemi kapsamında karşılanıyor. Bununla birlikte HIV testine erken dönemde ulaşma, test yaptırma konusunda çekincelerin aşılması, tanı sonrasında sürece uyum ve özellikle damgalanma ve ayrımcılık kaygılarının giderilmesi konusunda hâlâ önemli ihtiyaçlar bulunuyor” dedi.

HIV ile yaşayan kişilerin sağlık sistemi içerisinde yalnızca tıbbi desteğe değil, sosyal ve psikolojik desteğe de ihtiyaç duyabildiğini ifade eden Şimşek, Pozitif-iz’in sağlık sisteminin yerine geçmediğini, kişilerin sağlık hizmetlerine güvenli biçimde ulaşmasını kolaylaştırdığını söyledi.

Şimşek, “HIV ile yaşayan kişilerin sağlık sisteminde yalnızca tıbbi değil, sosyal ve psikolojik desteğe de ihtiyacı olabiliyor. Pozitif-iz olarak bizim rolümüz, sağlık sisteminin yerine geçmek değil; kişilerin sağlık hizmetlerine güvenli biçimde ulaşmasını kolaylaştırmak ve ihtiyaç duyduklarında onları desteklemek” diye konuştu.

Pozitif-iz Derneğinin HIV ile yaşayan kişilere ve yakınlarına ücretsiz olarak akran danışmanlığı, psiko-sosyal, psikolojik ve hukuki danışmanlık sunduğunu anlatan Şimşek, HIV testi konusunda da bilgi ve yönlendirme yaptıklarını belirtti.

Şimşek, derneğin HIV tanısı alan kişilerin tedavi süreçleri hakkında doğru ve güncel bilgiye ulaşmalarına destek olduğunu, HIV nedeniyle ayrımcılık veya hak ihlali yaşayan kişilere de hukuki destek mekanizmalarına erişim konusunda yardımcı olduklarını söyledi.

“HIV testi konusunda bilgi ve yönlendirme sağlıyoruz” diyen Şimşek, çalışmalarını şöyle anlattı: “HIV tanısı alan kişilerin tedavi süreçlerine ilişkin doğru ve güncel bilgiye ulaşmalarına destek oluyoruz. Ayrıca HIV nedeniyle ayrımcılık veya hak ihlali yaşayan kişilere hukuki destek mekanizmalarına erişim konusunda yardımcı oluyoruz. Çalışmalarımızın önemli bir bölümü, insanların sağlık hizmetlerine ve haklarına erişimini güçlendirmeye yönelik. Bunun yanında HIV konusunda toplumdaki yanlış bilgilerin ve önyargıların azaltılması için eğitim, bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yürütüyoruz.”

HIV alanında yürütülen çalışmalarda güvenin kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, insanların test yaptırabilmesi, tanı alması ve tedaviye başlayabilmesi için mahremiyetlerinin korunacağına ve ihtiyaç duyduklarında destek alabileceklerine güvenmeleri gerektiğini söyledi.

Şimşek, HIV alanında çalışan derneklerin hedef alınmasının bu güven duygusunu zedeleyebileceğine dikkat çekerek, danışmanlık ve akran desteği gibi mekanizmaların zayıflamasının insanların sağlık hizmetlerinden uzaklaşmasına yol açabileceğini ifade etti.

Şimşek, “HIV konusunda en önemli konulardan biri güven. İnsanların test yaptırabilmesi, tanı alması ve tedaviye başlayabilmesi için mahremiyetlerinin korunacağına ve ihtiyaç duyduklarında destek alabileceklerine güvenmeleri gerekiyor. Danışmanlık ve akran desteği gibi mekanizmaların zayıflaması, özellikle damgalanma ve ayrımcılık konusunda kaygı yaşayan kişilerin testten veya sağlık hizmetlerinden uzaklaşmasına neden olabilir. Bu da yalnızca bireysel değil, halk sağlığı açısından da istenmeyen sonuçlar doğurabilir” dedi.

Bu nedenle HIV alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının yalnızca örgütsel bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Şimşek, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine ve doğru bilgiye ulaşabilmesinde bu mekanizmaların önemli bir işlev gördüğünü vurguladı.

Operasyonların ardından bazı derneklerin uluslararası kuruluşlardan ya da yabancı devletlerin temsilciliklerinden aldığı proje desteklerinin de gündeme getirilmesine ilişkin konuşan Şimşek, sivil toplum kuruluşlarının uluslararası kuruluşlardan veya yabancı devletlerin temsilciliklerinden proje desteği almasının tek başına olağan dışı ya da gizli bir finansman biçimi olmadığını söyledi.

Derneklerin mevzuat çerçevesinde proje başvuruları yaptığını, destek almaya hak kazanmaları durumunda ilgili sözleşmeleri imzaladığını ve bu kaynakları proje bütçelerinde belirtilen amaçlar doğrultusunda kullandığını belirten Şimşek, Pozitif-iz açısından alınan tüm proje desteklerinin kayıtlı, belgeli ve denetime açık olduğunu ifade etti.

Şimşek, “Sivil toplum kuruluşlarının uluslararası kuruluşlardan veya yabancı devletlerin temsilciliklerinden proje desteği alması, tek başına olağan dışı veya gizli bir finansman biçimi olmadığını ifade etmek gerekir. Dernekler, mevzuat çerçevesinde proje başvuruları yapıyor, destek almaya hak kazandıklarında ilgili sözleşmeleri imzalıyor ve bu kaynakları proje bütçelerinde belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanıyor. Pozitif-iz Derneği açısından da aldığımız tüm proje destekleri kayıtlı, belgeli ve denetime açık. Kaynakların nereden geldiği, hangi amaçla kullanıldığı ve yapılan harcamalar konusunda dernek olarak şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesini esas alıyoruz” dedi.

Derneğin mali yapısının ve aldığı proje desteklerinin kamuya açık olduğunu belirten Şimşek, faaliyet raporlarında çalışmalarını ve kaynaklarını, internet sitesinde yayımladıkları mali tablolarda ise gelir ve giderlerini paylaştıklarını söyledi.

Şimşek, “Derneğimizin mali yapısı ve aldığı proje destekleri kamuya açık. Her yıl yayımladığımız faaliyet raporlarında çalışmalarımızı ve kaynaklarımızı, web sitemizde yayımladığımız mali tablolarımızda ise gelir ve giderlerimizi açıkça görülebilir şekilde paylaşıyoruz. Dolayısıyla derneğimizin hangi kaynaklardan destek aldığı ve bu kaynakların nasıl kullanıldığı konusunda kamuoyunun yanı sıra ilgili kurumların da erişebileceği açık ve düzenli bir kayıt bulunmaktadır” dedi.

Tüm faaliyetlerini yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yürüttüklerini, mali işlemleri kayıt altında tuttuklarını ve gerekli denetim ve bildirim süreçlerini yerine getirdiklerini belirten Şimşek, derneklerin aldığı yurt dışı desteklerin de mevzuat kapsamında bildirim, kayıt ve denetim mekanizmalarına tabi olduğunu ifade etti.

Şimşek, “Derneklerin mali faaliyetleri ve yurt dışından aldıkları destekler mevzuat kapsamında bildirim, kayıt ve denetim mekanizmalarına tabidir. Dolayısıyla uluslararası bir kurumdan proje desteği alınması, kaynağın gizli veya kayıt dışı olduğu anlamına gelmez. Pozitif-iz olarak bütün mali işlemlerimizi mevzuata uygun şekilde gerçekleştiriyor ve gerekli bildirim ve kayıt süreçlerini yerine getiriyoruz. Derneğimizin gelir ve giderleri kayıt altında ve denetime açıktır” dedi.

“Şeffaflık ve hesap verebilirlik” ilkelerinin derneğin kuruluşundan bu yana temel çalışma ilkelerinden biri olduğunu söyleyen Şimşek, herhangi bir soru veya şüphenin mevcut yasal denetim ve hukuki mekanizmalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Şimşek, “Şeffaflık ve hesap verebilirlik, kuruluşumuzdan bu yana çalışmalarımızın temel ilkelerinden biridir. Bizim beklentimiz de varsa herhangi bir soru veya şüphenin, mevcut yasal denetim ve hukuki mekanizmalar çerçevesinde değerlendirilmesidir” diye konuştu.

Soruşturmanın kapsamı ve hukuki gerekçeleri konusunda kesin bir değerlendirme yapmak için sürecin tamamlanmasının beklenmesi gerektiğini belirten Şimşek, Pozitif-iz’in kendi faaliyet alanı üzerinden konuşabileceklerini söyledi.

Derneğin HIV ve halk sağlığı alanında çalıştığını, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine, doğru bilgiye ve haklarına erişimini destekleyen faaliyetler yürüttüğünü belirten Şimşek, bu çalışmaların herhangi bir siyasi amaç veya siyasi yapıyla ilişkisi bulunmadığını ifade etti.

Şimşek, “Soruşturmanın kapsamı ve hukuki gerekçeleri konusunda kesin bir değerlendirme yapmak için sürecin tamamlanmasını beklemek gerekiyor. Biz Pozitif-iz olarak kendi faaliyet alanımız açısından konuşabiliriz. Derneğimiz HIV ve halk sağlığı alanında çalışıyor. HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine, doğru bilgiye ve haklarına erişimini destekleyen faaliyetler yürütüyoruz. Bu çalışmaların herhangi bir siyasi amaç veya siyasi yapı ile ilişkisi bulunmuyor” dedi.

Bu nedenle kendileri açısından temel meselenin HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının sağlık ve sosyal destek faaliyetlerini güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürebilmesi olduğunu söyleyen Şimşek, operasyonların ardından oluşan sürecin bu çalışmalar üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Şimşek, “Dolayısıyla bizim açımızdan önemli olan, HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının sağlık ve sosyal destek faaliyetlerini güvenli ve kesintisiz biçimde sürdürebilmesidir” diye konuştu.

HIV konusunda damgalamanın hâlâ insanların test yaptırmasını, tanılarını paylaşmasını, sağlık hizmetlerine başvurmasını ve destek istemesini etkileyen önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Şimşek, HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının rolünün yalnızca savunuculuk faaliyetleriyle sınırlı olmadığını belirtti.

Doğru ve güncel bilgiye erişim, mahremiyetin korunması, tanı sonrasında kişilerin yalnız olmadıklarını hissetmesi ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasının da önemli olduğunu ifade eden Şimşek, bu çalışmaların halk sağlığı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Şimşek, “HIV konusunda damgalama hâlâ insanların test yaptırmasını, tanılarını paylaşmasını, sağlık hizmetlerine başvurmasını ve destek istemesini etkileyebilen önemli bir sorun. Bu nedenle HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının rolü yalnızca savunuculukla sınırlı değil. İnsanlara doğru ve güncel bilgi vermek, mahremiyetlerini gözetmek, tanı sonrasında yalnız olmadıklarını hissettirmek ve sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmak da önemli bir halk sağlığı hizmetidir” dedi.

Pozitif-iz Derneği olarak çalışmalarını bu anlayışla sürdürdüklerini belirten Şimşek, derneğin tüm faaliyetlerini kayıtlı, şeffaf ve hesap verebilir biçimde yürüttüğünü, alınan desteklerin ilgili mevzuat çerçevesinde kullanıldığını ve mali süreçlerin denetime açık tutulduğunu söyledi.

Şimşek son olarak şunları söyledi: “Pozitif-iz olarak çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. Tüm faaliyetlerimizi kayıtlı, şeffaf ve hesap verebilir biçimde yürütüyor; aldığımız destekleri ilgili mevzuat çerçevesinde kullanıyor ve mali süreçlerimizi denetime açık tutuyoruz. Özellikle belirtmek isteriz ki, tüm projelerimiz amacı, bütçesi ve uygulama çerçevesi bulunan, kayıtlı ve şeffaf bir çalışmadır. Bizim için temel mesele, HIV ile yaşayan kişilerin ve HIV'den korunmak isteyen herkesin doğru/güncel bilgiye, teste, tedaviye ve danışmanlığa erişebilmesidir. Bu çalışmaların sürdürülebilmesi, bireylerin yanı sıra toplum sağlığı açısından da önem taşımaktadır.”

Türkiye’de kamu/üniversite hastanelerinde HIV tanı ve tedavi süreçleri yürütülse de sağlık sistemindeki kayıt mekanizmaları ve toplumsal damgalanma, şüphesi bulunan yurttaşların hastanelere başvurmasını dahi imkansız hale getiriyor. Randevu süreçlerinin e-Devlet ve MHRS üzerinden kimlik bilgileriyle yürütülmesi, işini kaybetme, evden atılma, ayrımcılığa uğrama ve toplumsal yaşamdan tecrit edilme endişesi taşıyanlar açısından ciddi bir fişlenme bariyeri oluşturuyor.

Geçtiğimiz sene Ağustos ayında da Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın (YÖK), tıp fakültesi bulunan üniversitelere yazı göndererek, son 10 yılda “cinsiyet değiştirme talebi reddedilen, kabul edilen ve ameliyat olanların” sayısını talep ettiğinin açığa çıkmasıyla kişisel sağlık verilerinin gizliliğine yönelik güvensizlik hissini artırmıştı.

Kimlik ifşası ve ayrımcılık korkusu nedeniyle resmi kurumlara başvuramayan yurttaşlar için anonim test imkanları ise yok denecek kadar sınırlı. Pozitif Yaşam Derneği verilerine göre, kimlik bilgisi paylaşmadan, ücretsiz ve danışmanlık eşliğinde HIV testi yaptırılabilecek merkezlerin sayısı Türkiye genelinde yalnızca 12 ile sınırlı. Bu merkezlerin 3'ü İstanbul'da, 3'ü İzmir'de ve 1'i Ankara'da bulunurken, bazı merkezler testler sadece akşam saatleri yapılıyor.

Anonim test merkezlerinin yetersizliği bir yana, test sonucunun pozitif çıkması halinde tedaviye erişimin zorlukları hala devam ediyor.

Göçmen ve sığınmacı HIV pozitifler açısından da dil bariyerleri, yasal statü belirsizlikleri ve bürokratik engeller sağlık hizmetlerine zamanında ve nitelikli biçimde ulaşmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. İlaca direnç gelişen vakalarda ise hayati önem taşıyan alternatif tedavi seçeneklerine erişim zorlu hale geliyor.

2024 yılında Suriyeli bir trans kadının 5 Temmuz’da sosyal medyada HIV pozitif olduğu ifşa edilmişti. Mülteci trans kadın M. E’yi hedef alan söylemler M. E’nin sınırdışı edilmesi kararıyla sonuçlanmıştı. Birkaç gün sonra sınırdışı edilen M. E'nin öldürüldüğü öğrenilmişti.

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

Fotoğraf: Nazik Işık'ın kendi kişisel arşivinden

Andaç Aydın Arıduru [email protected]

Fotoğraf: Treehill; translation by Trwyr Tywyllwch/Wikimedia Commons CC0

Kaynak: EvrenselOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler