Mary Shelley’nin 1818’de yayımlanan Frankenstein romanı, sinema tarihinin en çok kullanılan korku hikâyelerinden birine dönüştü. Victor Frankenstein ve yarattığı canlı, 1910’da çekilen ilk uyarlamadan bu yana yüzlerce filmde farklı şekillerde karşımıza çıktı.
Ancak Frankenstein dünyası yalnızca romanı doğrudan sinemaya uyarlayan filmlerden oluşmuyor. Bazı yapımlar Victor Frankenstein’a odaklanırken bazıları hikâyeyi modern korku, komedi veya found footage türüyle yeniden yorumluyor.
Frankenstein temasını farklı açılardan ele alan beş film şöyle:
Hammer Film Productions imzalı The Curse of Frankenstein, hikâyenin merkezine canavardan çok Victor Frankenstein’ı yerleştiriyor. Peter Cushing’in canlandırdığı Victor, idamını beklerken geçmişini ve deneylerini anlatıyor.
Film aynı zamanda Hammer’ın yedi filmlik Frankenstein serisinin başlangıcını oluşturuyor. Seri, yaratığın maceralarını takip etmek yerine Victor’ın deneylerini sürdürme çabasına odaklanıyor.
Bu tercih, Frankenstein hikâyesini bilim insanının gözünden izlemek isteyenler için filmi diğer uyarlamalardan ayırıyor.
Frankenstein’ı klasik bir dönem filmi yerine found footage tarzında görmek isteyenler için çok farklı bir seçenek bulunuyor.
The Frankenstein Theory, Mary Shelley’nin hikâyesinin tamamen kurgu olmayabileceği fikrinden yola çıkıyor. Profesör Jonathan Venkenheim, Frankenstein’ın canavarının gerçekten yaşamış olabileceğine inanıyor. Teorisini kanıtlamak için bir ekiple Kuzey Kutup Dairesi’ne gidiyor.
Film böylece Frankenstein mitini bir keşif ve hayatta kalma hikâyesine dönüştürüyor. Karanlık doğa görüntüleri, gece görüş kameraları ve yaratığa dair kısa görüntüler de korku tarafını güçlendiriyor.
1931 yapımı Frankenstein filminin devamı olan The Bride of Frankenstein, klasik serinin en bilinen yapımlarından biri.
Hikâyede Henry Frankenstein yeniden bir yaratık yapmak istemiyor. Ancak Doktor Pretorius ve ilk yaratık onu bu fikre zorlayınca bu kez kadın bir canlı ortaya çıkıyor.
Plan ise beklendiği gibi ilerlemiyor. Yeni yaratığın kendisi için düşünülen ilişkiyi istememesi, hikâyenin yönünü değiştiriyor. Film böylece yalnızlık, reddedilme ve insanların başkaları adına karar vermesi gibi konuları öne çıkarıyor.
