CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaCHP'nin yargıda reform planı ne?
🌍 Dünya

CHP'nin yargıda reform planı ne?

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
CHP'nin yargıda reform planı ne?
Türkiye'de toplumun en önemli sorunlarının başında ekonomi ve adalet geliyor. Peki ana muhalefet partisi CHP, eğer iktidara gelirlerse, yargıya güveni yeniden nasıl sağlamayı planlıyor?

Türkiye kamuoyunda dile getirilen kronik sorunların başında ekonomi gelirken, ikinci sırada genelde adalete olan güven eksikliği göze çarpıyor.CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, PanoramaTR şirketince Nisan ayında yapılan kamuoyu yoklamasının sonuçlarını paylaştı.Buna göre, toplumun yüzde 72'si adalete ve yargıya güvenmezken, yüzde 68'i "yargı bağımsız değil" diyor. Yargıda rüşvetin etkili olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 57.CHP'nin paylaştığı aynı anket sonucuna göre, toplumun yüzde 85'i yargıda reform talep ediyor. Tezcan, "Bu son oran çok önemli bir ışık ve umut kaynağıdır" diyerek, iktidara aday bir parti olarak yargı ve adalet sisteminde reforma öncelik vereceklerini belirtiyor.PanoramaTR internet sitesinde yer alan bilgiye göre şirket, her ay cep telefonu ile ulaştığı 2 bin kadar seçmen ile anket çalışması yapıyor.Peki CHP yargıda reformu nasıl gerçekleştirmeyi planlıyor?CHP'nin "gölge adalet bakanı" Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında yargının şu anda "hasta" olduğunu ve kendilerinin de bir doktor gibi tedaviye önce hastalığın kaynağını bularak başladıklarını belirterek, yargıdaki bu durumun asıl kaynağının Türkiye'deki "tek adam rejimi" olduğunu kaydediyor.Boyunsuz, "Bu rejimde hukukun üstüne çıkarılmış insanlar var ve bu kişiler her türlü kamu imkânına erişim elde ediyorlar. Bu saadet çemberinin içindekiler için hukuk geçerli bir sınırlama değil; kendilerini ne anayasa ne de kanunlarla sınırlı hissediyorlar" diyor.Peki bu mekanizma nasıl dağıtılabilir? CHP Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nin hukukçu kurmaylarına göre, bunun ilk adımı yargı kurumlarına liyakatli kadrolar getirilmesi. Hukuka uymamış, suç işlemiş, kamu kaynaklarını yağmalamış ve haksız şekilde zenginleştiği tespit edilen kişilerin yargıdan temizlenmesinin önemine dikkat çeken Boyunsuz ve Tezcan, bunun bir "sürek avı" niteliğinde olmayacağını da vurguluyorlar.Tezcan, "Halkımız rüşvet yiyen, suça bulaşmış hâkim ve savcı istemiyor. Biz bunların küçük azınlık olduğuna inanıyoruz. Derler ya sinek küçüktür ama mide bulandırır diye… Devlet hâlâ çökmediyse yargıda hâlâ namusuyla iş yapan çok sayıda hâkim ve savcı sayesinde. Ama küçük bir azınlık nedeniyle halkın yargıya güveni kalmadı" diye konuşuyor.Boyunsuz, pek çok "çalışkan, temiz gencin" yazılı sınavlarda yüksek puan almalarına rağmen sözlüde iktidardan ya da belli tarikatlardan torpili olmadığı için yargıya yerleşemediğini söyleyerek, iktidarları döneminde siyasetin yargı üstündeki etkisini sonlandıracaklarını iddia ediyor.Bu arada CHP'nin vaatleri arasında Hâkim ve Savcılar Kurulu (HSK) için ne yasama ne de yürütmenin etkisinin olacağı bir sistem yer alıyor.Boyunsuz bunu "HSK'ya müdahale olmayacak, böyle bir ihtimalin kapıları kapatılacak ve anahtarı da atılacak" sözleriyle anlatırken, bağımsız adalet için coğrafi teminatlar verileceğini belirtiyor.Aynı zamanda kademeli mekanizmanın yeniden geleceğini, kürsü güvencesinin sağlanacağını, hâkim ve savcılar için görev yeri ve bölge güvencesinin olacağını belirten Boyunsuz, "Yargı mensuplarına çok rahat bir şekilde siyasetçiye dönüp 'hukukun gereği budur' diyebilme gücünü vereceğiz" diyor."Şeffaf ve adil" bir sınav süreci vurgusu yapan CHP; seçilen alanda uzmanlaşmış yargıçların uzmanlık alanları doğrultusunda çalışması ve yükselmesi esasına dayanan bir sistem öneriyor. Ana muhalefet partisi ayrıca, ihtisas mahkemelerinin çoğaltılmasını ve kadrolarının özel olarak yetiştirilmesini teklif ediyor.CHP Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nin hukukçu kurmayları arasında yer alan ve İBB davalarını takip eden avukat Ece Güner, adalet ve ekonominin birbirine çok sıkı şekilde bağlı olduğunu söyleyerek, ekonomik zorlukların en önemli nedenlerinden birini hukuk ve adalet sisteminin zayıflaması olarak gösteriyor."Yargı bağımsızlığı olmayan bir sistemde sadece vicdanlar yaralanmıyor, adalet ve güven yok oluyor, o zaman yatırım gelmiyor ve tüm ekonomik yapı çöküyor" diyen Güner, İBB davasının maliyetine ilişkin rakamları açıkladı.Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alındığı 19 Mart'ı izleyen ilk birkaç hafta içinde oluşan doğrudan zararı 150 milyar dolar olarak hesapladıklarını söyleyen Güner, bir yıl içinde bu rakamın dolaylı etkilerle 250 milyar dolara çıktığını savunuyor.İBB duruşmalarında yaklaşık 2 ayın geride kaldığını ve duruşmalar başlayınca "dosyaların ne kadar boş olduğunun ortaya çıktığını" söyleyen Güner, iktidarın şimdi dikkatleri farklı yöne çekerek İBB duruşmalarını unutturmaya çalıştığını iddia etti.Güner, "Keşke duruşmalar canlı yayımlanabilseydi. Bu kadar insanı suçsuz yere, sadece iktidar tek bir rakibini (Ekrem İmamoğlu) eleyebilsin diye cezaevinde tutuluyorlar" yorumu yaptı.CHP'nin basın toplantısında 31 Mart 2024'teki son yerel seçimlerin ardından CHP'ye karşı başlatılan yargı operasyonlarının bilançosu da açıklandı.Tezcan'ın verdiği rakamlara göre, şu ana dek 600'den fazla gözaltı yapılırken, en az 140 tutuklama oldu. 25 CHP'li belediye başkanı gözaltına alınırken, bunların 23'ü tutuklandı.Tezcan, hâlen 19 belediye başkanının tutuklu olduğu ve bunların 10'u hakkında iddianame yazılmadığı bilgisini verdi, tablonun sürekli değiştiğini, kendilerinin bile "takip etmekte zorlandığını" aktardı.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler