‘Çocukların şiddete eğilimi yalnızca bireysel sebeplerle açıklanamaz’
“Eğer bir çocuk sürekli sorunların şiddetle çözüldüğünü görüyorsa bu onun için problem çözme öntemi haline geliyor. Bugün çocukların öğrenme kaynakları sadece aile ve okul değil. Televizyon, sosyal medya ve dijital oyunlar çocukların hayatının merkezinde. Bu içeriklerin çoğunda da şiddet doğrudan ya da dolaylı biçimde yer alıyor. Çocuklar şiddeti sadece izlemiyor, bunun bir parçası oluyor. Sosyal medya çoğu zaman şiddeti normalleştirebiliyor. Çocuklar ‘Güçlü olan kazanır’ mesajını içselleştiriyor. Şiddeti bir güç olarak benimsiyorlar ve empati yerine daha tepki odaklı davranmayı öğreniyorlar. Sosyal medyada birine attığımız beğeni bile kişilerde dürtüselliği artıran bir davranış. Bu da öfke kontrolünü zorlaştırıyor. Şu an sosyal medyada her şey çok hızlı dönüyor. Çocuklar öfkelerini kontrol etmekte zorlanmaya başlıyor. Siber zorbalık da çocuklar için yıkıcılaşıyor. Sürekli içerik tüketmek de çocukların sıkılmaya toleransını düşürüyor. Bu tür olaylar çocuklar ve gençlerin şiddeti sadece öğrenmediğini bunu bir ifade biçimi haline getirdiğini gösteriyor. Sosyolojik açıdan da bu tabloyu yalnızca bireysel problemli davranışlarla açıklamak mümkün değil. Bunlar sadece bir çocuğun öfkesiyle oluşmuş bir davranış değil. Öğrencilerin birçoğu suç olaylarını yurt, okul ve mahallelerde yaşıyor. Bir kısmı olaylara doğrudan tanıklık ediyor. Kamusal alanlar güvensiz hale geliyor. Bu ortamlardaki çocuklar da suçu olağan bir şey olarak görüyor. Gündelik hayatta da bunun yansımalarını görüyoruz. Okullardaki akran zorbalıkları, kavgalar, sosyal medyada organize edilen çatışmalar şiddetin büyüdüğünün işaretleri. Şiddet uygulayan çocuk bir noktada şiddete maruz kalmış da oluyor.”
