CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeCumhuriyet Silivri'den bildiriyor... İBB
🇹🇷 Türkiye

Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor... İBB Davası'nda 81. gün: İmamoğlu'ndan o soruya tepki!

Cumhuriyet·🕐 5 sa önce·👁 0 görüntülenme
Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor... İBB Davası'nda 81. gün: İmamoğlu'ndan o soruya tepki!
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 51’i tutuklu 414 sanıklı İBB davası 81'inci gününde devam ediyor. Cumhuriyet, Silivri'de görülen davadan gelişmeleri aktarıyor.

Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 51’i tutuklu 414 sanıklı İBB davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda 81'inci gününde sürüyor.

Dün sabah 11. 30'da başlayan duruşma akşam 22. 00'da sona ererken 27 kişinin savunma yapmasıyla 325 kişilik tutuksuz sanık listesinden geriye, savunma yapmayan 156 kişi kaldı.

İBB Davası'nı, Cumhuriyet yerinde izliyor.

İşte Silivri'de anbean yaşananlar...

Akhan’ın avukat savunmalarının ardından duruşmaya ilk ara verildi.

Aradan sonra duruşmaya Ensar Güney’in savunmasıyla devam edilecek.

Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanvekili Hüsnü Akhan da savunma yapan isimler arasında yer aldı.

Boğaziçi'ndeki Reina'nın yerine inşa edilen yapı ve Galataport ile ilgili çeşitli iddialarla suçlanan Akhan, hakkındaki suçlamaları reddetti.

İddianamede adı geçen kişilerden yalnızca eski İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar’ı tanıdığını belirten Akhan, Hatay’daki deprem için yürütülen konteyner kent çalışmaları kapsamında, etkin pişmanlıkçı Adem Soytekin’in sahibi olduğu Asoy İnşaat ile yapılan sözleşmenin Doğuş Grubu’nun deprem sonrası yürüttüğü yardım faaliyetleri kapsamında olduğunu söyledi.

Asoy İnşaat’ın sahibi Soytekin’i tanımadığını belirten Akhan, ödemelerin bağış niteliğinde olduğunu, faturalı ve banka kanalıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Akhan, Hatay’a yönelik toplam yardımlarının yaklaşık 174 milyon dolar olduğunu belirterek, suçlamaya konu edilen yaklaşık 4 milyon dolarlık ödemenin bu toplam içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirti.

Reina’nın bulunduğu yapıyla ilgili HTS ve baz kayıtlarının da kendisinin suçlandığı kişilerle görüştüğünü göstermediğini söyleyen Akhan, Galataport’taki “10 milyon dolar” iddiasının ise İBB ile yapılan, katlı otoparkın kaldırılıp yeşil alana dönüştürülmesini ve otoparkın yer altına alınmasını öngören protokolden kaynaklandığını anlattı.

Projenin kazı sırasında Ceneviz Duvarı’nın bulunması üzerine durdurulduğunu belirten Akhan “Üstüme atılı olan iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

Savunmasının ardından duruşma savcısı, Akhan’a, Doğuş Grubu olarak Hatay’daki deprem için Asoy İnşaat’a gönderdikleri paraya ilişkin “Hatay'da her talepte bulunan şirkete 191 milyon TL gibi para gönderebiliyor musunuz? İşlerin takibini yaptınız mı?” sorusunu yöneltti.

Akhan ise “Yapılan iş 201 adet prefabrik konut, konteynerlardan oluşan ve bunların çevre düzenlemesi, altyapı işleri. Bu 201 konut da Aşağı Ekinci Mahallesi’nde tamamen yapıldı, bitirildi. Yine bildiğim kadarıyla Asoy İnşaat da bunun bitirildiğine ilişkin belgeleri sayın mahkememize sundu” yanıtını verdi.

Daha sonra soru sormak için söz alan İmamoğlu, savcının Akhan’a Hatay’daki deprem yardımları üzerinden yöneltilen soruyu eleştirerek “İddia makamının, ne yazık ki cahilce beyanlarla dolu bu iftiranamesinde, İBB’ye aşağılayıcı bu tutum ve tavrına binaen sizlerin de ifadelerinde muhatap olduğunuz kurumun İBB olduğunu hatırlatmak istiyorum” diyerek Akhan’a soru sorma gereği duyduğunu söyledi.

İmamoğlu, AFAD’ın İBB’yi deprem döneminde Hatay ile eşleştirdiğini, Doğuş Grubu’nun da bu kapsamda Hatay’daki geçici konut projesine yaklaşık 3-4 milyon dolarlık katkı sunduğunu belirtti.

İmamoğlu, İBB’nin deprem bölgesine yaptığı yatırımın yaklaşık 500 milyon dolara ulaştığını belirterek, şirketin yaptığı katkının bu çalışmalar kapsamında gerçekleştiğini belirtti.

Daha sonra savunma sırası, Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi ve SAS Tanıtım ve Medya şirketinin sahibi Eray Yazgan’a geldi.

Yazgan, 1999-2000 yılından bu yana açık hava reklamcılığı sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2012’de kendi şirketini kurduğunu ve bu süreçte İBB, bağlı kuruluşları ve iştiraklerinin çok sayıda ihalesine katıldığını söyledi.

"Suçlandığım konu, girdiğim ihale. İddianameden gördüğüm kadarıyla en yüksek teklifi vermişim ancak alamamışım. Alan firmaya hayırlı olsun ama alan firmanın sahibini de tanımam."

Bu ihalelerden hiçbirini kazanmadığını belirten Yazgan, suçlandığı ihalede de en yüksek teklifi kendisinin verdiğini ifade etti.

Katıldığı ihaleyi kazanan firmanın sahibini tanımadığını da vurgulayan Yazgan, “Hiçbir hukukum yoktur, merhabam yoktur, hiçbir ticari ilişkim de yoktur” dedi.

Yazgan daha önce de özel bir şirketten kiraladığı reklam alanının güvenlik gerekçesiyle kaldırıma taşması üzerine İBB tarafından kendisine ecrimisil bedeli kesildiğini, bu bedeli ödediğini anlattı.

Avukatı Nilüfer Naz Müftüoğlu ise müvekkilinin iddianamede üç eylem kapsamında suçlandığını belirterek bunlara ilişkin hiçbir somut delil bulunmadığını savundu.

Müftüoğlu, Yazgan’ın bir ihaleye yalnızca teklif vermesi nedeniyle dolandırıcılıkla suçlandığını ancak ihaleyi kazanamadığını ve diğer firmalarla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını belirterek, “Burada hileli hareket nerede?” diye konuştu.

Ardından savunma yapan İBB Medya AŞ eski Mali İşler Müdürü İlknur Taşdelen ise görev yaptığı dönemde Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’dan herhangi bir talimat almadığını, satın alma süreçlerinde baskı veya yönlendirme görmediğini söyledi.

Kısa savunmasında daha önceki ifadelerini tekrarladığını belirten Taşdelen, İBB’ye 19 yıl önceki ANAP döneminde girdiğini belirterek 2019’da İBB yönetiminin değişmesinin ardından mali işleyiş ve satın alma süreçlerinde önceki döneme kıyasla herhangi bir değişiklik olmadığını ifade etti.

Taşdelen’in avukatı, müvekkilinin iddianamede yer almasına gerekçe gösterilen tek somut hususun emekliliğinden önceki son üç ayda uzman olarak imza attığı bir ihale olduğunu savunurken söz konusu 118 numaralı eylem kapsamında herhangi bir zarar tespiti olmadığını belirtti.

Sonrasında kürsüye gelen reklam firması sahibi Ali Can Akün ise reklam alanları için gerekli izinleri alamadığı dönemde dosyanın firari ismi Emrah Bağdatlı üzerinden arandığını ve kendisine fatura gönderildiğini söyledi.

Akün, “Emrah Bağdatlı tarafından bir kişi beni aradı, ‘Bu faturalar kesilecek, ödemeniz gerekiyor, sonrasında normal izinleriniz gelecek’ dendi” ifadelerini kullandı.

Daha sonra Murat Ongun’un Akün’e “Emrah Bağdatlı adına kim tarafından arandığını sorması üzerine Akün, arayan kişinin ismini bilmediğini ve söyleyemeyeceğini belirtti.

Tutuklu sanıkların salona getirilmesinin ardından duruşma başladı.

Sanık kürsüsüne Avrupa Yakası Zabıta Şube Müdürlüğü'nde Reklam İlan Denetim Zabıta Amiri olarak görev yapan Selçuk Alanyurt geldi.

Alanyurt, mevzuata aykırı reklamlara, kişi ve kurum ayırmaksızın müdahale edildiğini belirterek savunmasına başladı.

İddianamede yer alan müfettiş raporu kapsamında ecrimisil reklam panolarının 15 gün içerisinde kaldırılmaması ile suçlandığını belirten Alanyurt, “Yürütülen ecrimisil işlemleri ile zabıta teşkilatının görev ve yetki alanı birbirinden farklıdır. Ecrimisil işlem dosyasının oluşturulması, değerlendirilmesi, takibi ve tahsiline ilişkin iş ve işlemler zabıta teşkilatının görev ve yetki alanında bulunmamaktadır” diye konuştu.

Alanyurt'un savunmasının ardından avukatının beyanlarına geçildi.

Selçuk Alanyurt’un ardından sanık kürsüsüne gelen isim Oğuzhan Bayraktaroğlu oldu.

İddianamedeki suçlamaların büyük bölümünün göreve başlamasından önceki döneme ait olduğunu söyleyen Bayraktaroğlu, reklam şirketlerini tanımadığını ve bu şirketlerle hiçbir ilgisi bulunmadığını belirtti.

Zabıtanın reklam alanlarında izin verme veya ihale açma yetkisi olmadığını savunan Bayraktaroğlu, “Üzerime düşen sorumlulukları eksiksiz, doğru ve mevzuata uygun bir biçimde yerine getirdim. Hakkımdaki nitelikli dolandırıcılık suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum” diyerek beraat talep etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Kaynak: CumhuriyetOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler