Emekli Tümamiral Kutluk: ABD sahada kaybetti, hukuksuz hamlelerle durumu kurtarmaya çalışıyor
“ABD’nin çelişkili ve bir liderin hezeyanları ile yazdıklarının sonucunu Amerikan donanması da uygulamakta zorluk çekiyor. Öncelikle çelişkili bir talep. Çünkü ABD bu 40 günlük savaşta, İran ve Rusya’nın petrol ile ilgili yaptırımlarını kaldırıp piyasaya satabilmelerine imkân veren bir hamle yapmış ve böylece uluslararası petrol fiyatlarının yükselmemesini bir ölçüde gözetmeye çalışmıştı. Bu adım bunun tam tersi; ‘diğerlerinin petrolü geçmiyorsa İran’ınki de geçmesin’ gibi bir düşünce içindeler. Abluka bir askeri savaş zamanı tedbiridir ve muhatabınızın ekonomik faaliyetlerini azaltarak savaşı sürdürme iradesini kırmaya çalışırsınız. Fakat İran için böyle bir şey zaten söz konusu değil. İkincisi; abluka tatbik edilebilir olmalı. Bu ablukayı tatbik edecek askeri güç deniz kuvvetleri. Deniz kuvvetleri Körfez’den 800 mil güneyde, vurulmamak için yaklaşamıyor. O zaman bu nasıl ablukadır? Üçüncüsü; bu abluka kime vardır, kime yoktur? Abluka yaptığınız, durdurduğunuz gemilerin içine girmek gerekiyor, gemileri kontrol etmek gerekiyor. ABD bu gemilere yaklaştığında İran bunları rahatlıkla yok edebilir. İran’ın elinde kirpinin dikeni gibi, yaklaştığınız zaman size batacak savunma araçları var; sahil güdüm mermi bataryaları, mayınları, dipte yatan hareketli torpido tarzına dönüşen mayınları, insansız denizaltıları var. Siz bu gemileri nerede kontrol edeceksiniz? Öte yandan bayrak devletinin izni alınmadan hiçbir gemiyi durduramazsınız. Bu, bütün bayrak devletleri ile ABD’nin ilişkilerini koparır. Çünkü gemilerin açık denizde sadece taşıdıkları bayrağın sahibi devletlere muhatap olma gibi bir durumları vardır. ABD hukuksuz bir iş yapıyor. Savaş hukuku içinde abluka vardır. Ama o zaman ABD savaş açtığını da kabul ediyor olmalıdır. Savaş açmak da Birleşmiş Milletler’in 2-4. Maddesine göre yasaktır. Sadece 51. Madde, BMGK diğer tedbirleri alıp yürürlüğe koyuncaya kadar bir devletin meşru müdafaasını sağlamak için silahlı güç kullanabileceğini açıkça söyler. Burada bu da yok. Ablukayı kime tatbik edeceksiniz? ABD kamuoyunu başarılı bir hamle yaptıklarına inandırmak için tezgahlanmış gibi gözüküyor. Abluka bir savaş tedbiridir. Ablukayı tatbik eden ABD savaşçı olur. Bu da İran'a, bu işi yapanlara meşru olarak saldırma imkânını verir. Harp tarihinde bu kadar hukuken içi boş, tatbik edilemez bir emrin yer aldığını zannetmiyorum.”“ABD, İran’ın masaya el üstünlüğü ile oturduğunu kabul ediyor. Çünkü İran’ın şartları ile oturuyor. İkincisi; ABD’nin elinde kullanma imkânı olup da kullanmadığı bir askeri savaş aracı vasıtası kara kuvvetleri dışında kalmadı. O halde ABD bundan başka sonuç elde edecek durumda değil. ABD’nin masaya mağlup oturduğu ortada. Ama öyle anlaşılıyor ki; ABD yönetiminde başkanlık kararları, en tepeden verilen direktifler hiçbir rasyonel düşünce, hiçbir danışman tavsiyesi dikkate alınarak verilmiyor. Belli ki diyalog kopuk, belli ki Trump’ın etrafında ‘hayır’a cesareti olmayan insanlar var; zaten ‘hayır’ diyen 20’ye yakın orgenerali, oramirali görevden aldılar. Zaten bir emekli korgenerali alıp, bir yıldız daha takıp genelkurmay başkanı yaptılar, onun da acemiliği var. Böyle bakınca ABD yönetiminde idari kararsızlık ya da yanlış karar çokluğu görülüyor. İran ise tam tersine, devlet aklı var. Açıkladıkları her şey o sistemde süzülerek anlam taşıyacak şekilde ortaya konmuş.ABD kaybettiğini veya çok kutuplu geçtiğimizi göremiyor. Çok kutuplu dünyaya geçmeme direnci dünyayı da çok kötü noktalara sürüklüyor. ABD’nin hamleleri dünya ekonomilerini, enerji maliyetlerini, gıda güvenliğini, her şeyi zedeliyor.”“İran, ‘Ben burada savaş yapıyorum. Bu bölge kapalıdır, tarafsızlar geçmesin’ diyebilir. Deniz savaşları kurallarında savaşanın böyle bir hakkı var. Burası zaten büyük ölçüde İran’ın kara suları. İran, 3. Deniz Hukuku Sözleşmesi’nden önce 12 mil ilan etmiş bir ülke. Umman da 12 mil ilan etmiş durumda. İkisi de bu konuda uyum içinde hareket ettikleri zaman aslında biz ülkelerin kara sularından zorla geçmek isteyen üçüncü devlet bayraklı gemiler var diye düşünmemiz lazım. Bunun bir istisnası şudur; 3. Deniz Hukuku Sözleşmesi bu tip boğazlarda transit geçiş rejimini ön görmüştür. Transit geçiş rejiminin özelliği de durdurulamayışıdır; dalmış olarak denizaltılar da geçebilir, üstünden uçaklar da uçabilir. Fakat bu, Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olanları bağlar. İran da ABD de taraf değil. O halde ABD’nin bu noktada bir iddiada bulunacak hali yoktur. ABD için korunan bir hakkın ortada olmadığı gözüküyor.”“Dünya denizleri benden sorulur’ diyen ABD kaybediyor, kaybettiğini herkes görüyor. Amerikalı denizciler de görüyor; bu uçak gemilerinin paldır küldür geri çekilmesi aslında zor karar. İran, ABD’nin ileri üssü olan Diego Garcia’ya kadar füze attı. Bu, ‘size dünyayı dar ederim. Elimde füze var, imal etmeye devam ediyorum’ demektir. Deniz üstünlüğünü ABD’den alırsanız geriye ne kalıyor? Hava üstünlüğü. Hava üstünlüğünün tamamını kullandılar. Bölgede kullandıkları hava üsleri vuruldu. O halde ABD’nin bölgede hava üstünlüğünü kullanacak alanı kalmadı. O zaman bu işte askeri olarak varabileceğiniz sınırlar belli. Orada durmak ve siyasi sonuç aramak gerekmiyor mu?”“Mayın temizleme çok sancılı bir iştir. Trump’ın cahilliğine verelim. ABD uzun yıllar önce bu mayın temizleme işinden vazgeçti. Onun yerine kendileri bir ABD silah şirketine bir konteyner ürettirdiler; bu konteyner gidecek geminin güvertesine konuyor, içinde arama, bulma, sınıflandırma görevi var. Bu görevi yapabilir hale getirdiler. Sonra başka insansız sualtı araçları ile bu mayınları yok edeceklerine dair bir politika geliştirdiler. Birinci aşama mayını teşhis. Çünkü deniz mayınları sofistike cihazlar, neyle çalıştığını bilemezsiniz. İçinde o kadar büyük patlayıcı vardır ki infilak ettiği zaman üstündeki gemiyi omurgasını kırarak batırır. Hatırlayın, Nusret Mayın Gemisi’nin 1915 Mart’ında yaptığı budur. Dünyanın yenilmez armadasından üç büyük zırhlıyı denizin dibine gömmüştür. Bölgeye bir amfibi hücum gemisi gelecekti. Baktılar ki işler tehlikeli, gemiyi Diego Garcia’ya geri çekmişler. Dolayısıyla mayını bulursunuz, sınıflandırırsınız, ondan sonra da ‘bu mayına nasıl yaklaşılır’ sorusu tartışılır. Bütün bunlar içinde yukarıda patırtı gürültü olmaması lazım. Bir yandan füzeler geliyor, toplar ateşleniyor, uçaklar dalıyor, insansız hava araçları saldırıyor; aşağıda da insanlar mayın temizliyor. Böyle bir şey olamaz. ABD bu konuda iyi bir noktada değil. Bu nedenle Batılılardan gelecek desteği dört gözle bekliyor.”
