Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu’nda önemli açıklamalarda bulundu.
Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın üst üste 2 yıl bu salonda yer almadığına dikkat çeken Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin devletinin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz” dedi.
Geride bırakılan 12 ayın, 60’ı aşkın çatışma ve savaşla 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçtiğini, Gazze, Ukrayna, Rusya, İran ve Lübnan’da 250 bin insanın hayatını kaybettiğini dile getirdi.
Gazze’de son 3 yılda 74 bin kişinin İsrail’in devlet terörünün kurbanı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, Gazze’nin çağın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampı olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Başkan Trump’ın gayretleri bizim de dahil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazze’lilerin sayısı 1500’ü aşmıştır” dedi.
Barış ve güvenliği korumak için kurulan BM teşkilatının görevini icra edemez hale geldiğini, daha doğrusu getirildiğini paylaşan Erdoğan, teşkilatın kan kaybettiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı, “Eğer BM’ye olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir. Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA, SİHA’ları değil özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan’da çocuklar bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz geleceğine güvenle bakacak. BM’ye güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir” değerlendirmesini yaptı.
Güvenlik Konseyi’nin dünya 5’ten büyüktür ilkesine göre reforma edilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı anlayışın değişmesi gerektiğini bildirdi.
Uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumunda olduklarını, iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan anlayışı yeniden tesis etmeleri gerektiğini paylaştı.
