Eski CIA Analisti CNN TÜRK'e konuştu: "İsrail'in sonraki hedefi Türkiye"
Eski CIA Analisti Larry Johnson'ın ifadeleri şöyle;-Bu savaş aslında bize neyi gösteriyor? Trump’ın Ulusal Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent istifa etti ve “Bizi bu savaşa ABD’de güçlü olan İsrail lobisi zorladı” dedi. Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz? Daha geniş çerçevede bakarsak, bu savaşta İsrail’in rolü sizce nedir?“İsrail, açık konuşmak gerekirse, suçlu bir devlettir. Bu, soykırımcı bir devlettir. Uluslararası hukuku reddeden bir devlettir ve komşularının tamamına karşı kışkırtılmamış saldırılarda bulunmuştur. Yani Joe Kent’in söylediği şeyle ilgili olarak, insanlar buna şaşırmış gibi davranıyor ama daha iki hafta önce Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail’in her halükârda İran’a saldıracağını kabul etmişti. Bu nedenle ABD’nin, kendi ifadesine göre, oluşacak geri tepmeyi önlemek için önceden devreye girmesi gerekiyordu. Ama buna rağmen geri tepme yine de oldu. Yani Joe Kent’in yaptığı şey, gerçeği söylemekti. Joe Kent’in yaptığı buydu. Ve Washington, D.C.’de bu affedilmez bir günahtır.''-Şu anda bölge—özellikle Körfez ve genel olarak Orta Doğu—tam anlamıyla bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. İsrail, İran’ı ve Lübnan’ı hedef alıyor. İsrail bölgede nihai olarak neyi amaçlıyor? Sizce hangi noktada İsrail “hedefimize ulaştık, artık geri çekilebiliriz” diyecektir?“Tüm Arapların ve Müslümanların ölmesini istiyorlar. İsrail’in istediği bu. İsrail aslında korunma arayışında değil. Onlar, ‘Nil’den Fırat’a kadar olan toprakları kontrol etme hakkına sahip oldukları’ yönündeki siyonist bir söyleme inanıyorlar. Ve bu doğrultuda İran ortadan kaldırıldıktan sonra Türkiye’nin de hedef alınacağını açıkça ortaya koydular. Yani bu ülke, basitçe söylemek gerekirse, etno-faşist bir rejimdir. Yahudi olmanın kendilerini diğer herkesten üstün kıldığı varsayımına sahipler ve bunun siyonist doktrin içinde yer aldığını savunuyorlar.Ancak buradaki ironik nokta şu ki, siyonizmin kurucularının birçoğu ‘Tanrı yoktur ama Tanrı bize bu toprağı verdi’ demiştir. Yani aslında Tanrı’ya inanmadıkları halde, bu toprakları ele geçirmeyi meşrulaştırmak için Tanrı’yı bir gerekçe olarak kullanıyorlar. Bu normal ve rasyonel bir anlaşmazlık değildir. Bu, dini fanatizmle iç içe geçmiş bir çatışmadır. Ve bu fanatizm nedeniyle diğer herkes ‘insan altı’ olarak görülmektedir.”-Amerika Birleşik Devletleri’nin hatalı bir strateji izlediğine dair giderek artan iddialar var. Trump, Venezuela’da “başarılı” olarak görülen operasyondan fazla etkilenmiş olabilir mi? Orada süreç çok hızlı ilerledi; Maduro devrildi ve kısa sürede bir geçiş süreci oluşturuldu. Ancak İran’da aynı modelin işlemediği görülüyor. Üst düzey isimler öldürüldü ama rejim hâlâ ayakta. Bu farkı nasıl yorumluyorsunuz?“Venezuela’da yaşananların bir iç iş olduğu söyleniyor. Maduro’nun güvenlik ekibinden bazı kişilerin ona ihanet ettiği ifade ediliyor. İran’la ilgili olarak da buna benzer bir paralellik kuruldu; Devrim Muhafızları’nın başındaki İsmail Han’ın aslında bir Mossad ajanı olduğu, bir ‘varlık’ olduğu ve İran hükümetini ABD ile İsrail’e teslim edecek içeriden bir rol oynayacağı yönünde bir inanç vardı. Ancak bu gerçekleşmedi, bu plan başarısız oldu. ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırı gerekçesiz ve hukuka aykırı bir saldırıdır. Bu bir saldırı savaşıdır. Hatırlayalım ki, Nürnberg Mahkemeleri’nde Nazilere ve Almanya’ya yöneltilen temel suçlama da buydu: bir saldırı savaşı başlatmaları. Hiçbir gerekçe olmadan bir ülkeye saldırdılar; kendilerine tehdit oluşturmayan, iyi niyetle müzakere yürüten bir ülkeye saldırdılar.ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı da İran’da, 11 Eylül saldırılarının ABD’de yarattığı etkiye benzer bir yankı uyandırdı. Halkı birleştirdi. Ve bugün İran, Batı merkezli yeni bir siyonist emperyalizm olarak tanımlanan bu yapıya karşı kararlı biçimde birleşmiş durumda.”-ABD Başkanı Donald Trump, açık şekilde NATO’ya ihtiyaç duymadıklarını söylüyor. Washington’un çok fazla ödeme yaptığını ancak karşılığında yeterince destek görmediğini savunuyor. Hatta Kongre’ye danışmadan bile NATO’dan çekilebileceğini ifade ediyor. Trump neden bu noktaya geldi? Bu yaklaşımın arkasındaki temel faktörler neler?“NATO ile hiçbir zaman güçlü bir ilişkiye değer vermedi. Aslında 2016’da ilk kez başkanlığa aday olduğunda Washington’daki yerleşik düzenin ona bu kadar karşı çıkmasının nedenlerinden birinin NATO ile ilişkileri zayıflatacağından duyulan endişe olduğunu düşünüyorum. Ve gerçekten de bu yaşandı. Ama bu durum şu soruyu gündeme getiriyor: NATO zaten var olmamalı. Yani NATO’nun varlık için bir nedeni yok. 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte NATO’nun varlık sebebi ortadan kalktı.Avrupa genelinde orduları güçlendirmek için kaynak harcamak yerine bu paranın çocukların eğitimi, yoksulluğun ortadan kaldırılması ve altyapının yeniden inşası gibi alanlara yönlendirilmesi gerekirdi. Dolayısıyla NATO Soğuk Savaş’tan kalma bir yapıdır. Bu açıdan Donald Trump’a katılıyorum; yani artık ortadan kalkması gerektiği görüşüne.”-Trump, İran’ın Körfez ülkelerine saldırabileceği konusunda kendisine herhangi bir uyarı yapılmadığını söyledi. Ancak ABD kaynakları bu yönde bilgilendirmelerin yapıldığını ifade ediyor. Trump yanlış mı bilgilendirildi, yoksa yönetim içinde istihbaratın iletilme biçiminde daha derin bir sorun mu var?“Hayır, yalan söylüyor. Kendisine söylendi. Ama bu durum yalnızca Donald Trump’a özgü değil. Tarih boyunca CIA’in kurulmasından ve analiz biriminin oluşturulmasından bu yana analistlerin başkana belirli gelişmelerin yaşanacağına ya da bazı sonuçların ortaya çıkacağına dair uyarıda bulunduğu pek çok örnek olmuştur. Ancak başkanlar kendi politikalarına o kadar bağlanırlar ki analistlerin söylediklerini reddeder ve kendi yollarını izlemeye devam ederler.Burada da olan tam olarak buydu. Trump’a İran’da rejimin değişmeyeceği yönünde uyarı yapılmıştı, ancak buna rağmen saldırıyı gerçekleştirdi.”- Beyaz Saray içinde İran savaşı konusunda görüş ayrılıkları olduğu biliniyor. JD Vance ve Marco Rubio’nun daha temkinli olduğu, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in ise daha şahin bir çizgide olduğu ifade ediliyor. Savaş sonrasında Trump, sorumluluğu tamamen Hegseth’in üzerine yıkıp onu görevden alabilir mi?“Evet, Donald Trump hiçbir zaman herhangi bir konuda sorumluluk kabul etmeyecektir. Oysa sorumlu otorite kendisiydi.Açıkçası bu yüzden Hegseth ve Marco Rubio’yu atadı. İkisi de zayıf kişiler ve zamanı geldiğinde uygun birer günah keçisi olacaklar. Tulsi Gabbard’ın bu kadar zayıf ve boyun eğici olması ise talihsiz. Onu yakından tanıyan insanlarla arkadaşlığımız var. Joe Kent istifasını açıkladığında biz de onun da aynı şekilde istifa etmesini umuyorduk. Çünkü bu çok net bir mesaj verirdi. Ama görünüşe göre sadece görevde kalmakla kalmadı, aynı zamanda Donald Trump için mazeretler üretmeye başladı.Söylediği en çarpıcı şey ise şuydu: Ulusal İstihbarat Direktörü olarak görevinin ABD’ye yönelik yakın bir tehdit olup olmadığını değerlendirmek olmadığını söyledi. Bu tamamen yanlış. Bu kesinlikle onun görevi. Ulusal İstihbarat Direktörü’nün görevi tam olarak budur: yakın bir tehdit olup olmadığını tespit etmek ve uyarıda bulunmak. Dolayısıyla bir bölünme var. Senin de doğru şekilde belirttiğin gibi saflar ayrılmış durumda. JD Vance, Tulsi Gabbard’ın da sınırlı desteğiyle yönetimin geri kalanına karşı bir denge oluşturmaya çalışıyor. Çünkü yönetimin büyük bölümü bu savaşı sürdürmeye kararlı.Ve şimdi ciddi bir sorunla karşı karşıyalar: ABD, İran’a karşı bu savaşı kaybediyor.”-İran’ın en üst düzey ve etkili isimlerinden biri olarak İsrail saldırısında hayatını kaybetti. Ölümünden sadece birkaç gün önce Epstein’dan bahsetmişti. Aynı dönemde Epstein dosyaları ABD’de bir numaralı gündem maddesiydi ve her gün yeni detaylar ortaya çıkıyordu. ABD kamuoyunda, bu savaşın en azından geçici olarak Epstein dosyalarını gündemden düşürmek için kullanıldığına dair güçlü bir algı oluşmuş durumda. Bu iddiayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bir bağlantı var mı, yoksa bu tamamen bir tesadüf mü?“Bence bir bağlantı var. Ve bu konuda ABD’deki baskı azalmış değil. Demokratlar daha fazla ayrıntı talep etmeye devam ediyor. Pam Bondi konuyu örtbas ediyor. FBI Direktörü Kash Patel de bunu örtbas etmede doğrudan rol oynadı.Ve açıkçası, bence bazı şeyleri gizli tutmaya çalışmalarının temel nedenlerinden biri, bunun hem Mossad’ın hem de CIA’in Jeffrey Epstein ile olan geniş kapsamlı ilişkisini ve bu süreçte oynadıkları rolü ortaya çıkaracak olması. Donald Trump da bu işin içinde. Yani bu adamla 15 yıl süren bir dostluğu vardı ve şimdi hiçbir olağan dışı durum yokmuş gibi davranmak istiyor, ‘Burada görülecek bir şey yok’ demeye getiriyor.”-Peki bu savaş ne zaman bitecek? Rusya-Ukrayna savaşı gibi mi olacak? Bir zaman aralığı verebilir misiniz?“Hayır, bence bu en az altı ay sürecek. Dünya ekonomisindeki durum o kadar kötüleşecek ki Trump, İran’la müzakere etmek zorunda kalacak. İran’ın elinde ciddi kozlar var. Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, bence Birleşik Arap Emirlikleri’nin ve muhtemelen Katar’ın dağılmasına yol açacak. Bu iki ülkenin yanı sıra Bahreyn de dahil olmak üzere, bu üç Körfez Arap devletinin işlevlerini sürdüremez hâle geleceğini düşünüyorum.Ekonomik olarak çökecekler, ellerinde para kalmayacak. Ve bu noktada İran’ın uyguladığı bu ablukanın süresi uzadıkça küresel ekonomiyi büyük ölçüde yıkıma uğratacak. Bazı ülkeler bu durumdan nispeten daha az etkilenerek çıkabilir.”-Trump Beyaz Saray’da ikinci dönemine çok sert, çok konuşkan ve çok hırslı başladı. Herkesi yargılıyor, isterse saldırıyor ya da eleştiriyor. Ne isterse onu yapıyor kısacası. Bu savaşın sonunda ya da şu an Trump kendini bir başına mı bulacak?“Donald Trump kendisini hapiste bulabilir. Donald Trump şu anda uluslararası bir savaş suçlusudur. 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırıyla Adolf Hitler’in 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırması arasında hiçbir fark yoktur. Bu açık bir saldırı savaşıdır. İran, ne yakın vadede ne de uzun vadede bir tehdit oluşturmuyordu.”
