Gazeteci Hakan Tosun cinayeti davası başlıyor
İstanbul Esenyurt'ta darp edilerek öldürülen gazeteci ve video aktivist Hakan Tosun'un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması bugün Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.İddianamede tutuklu sanıklar Abdurrahman M. ve Adnan Ş.'nin "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediliyor. Sanıklar 12 Ekim 2025'ten bu yana tutuklu.Duruşma öncesinde Hakan Tosun'un avukatları tarafından yapılan açıklamada, davanın yalnızca bir ceza dosyası olarak ele alınamayacağı vurgulandı.Açıklamada, Tosun'un gazeteci kimliğinin yanı sıra çevre mücadelesi içindeki rolüne dikkat çekilerek, yargılamanın "yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve çevre hakkı kesişiminde" değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.Avukatlar, çok sayıda avukat, milletvekili, gazeteci ve sivil toplum temsilcisinin duruşmayı takip etmesinin beklendiğini, ancak mevcut salonun bu katılımı karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Fiziki yetersizlik nedeniyle duruşmaya erişimin fiilen sınırlandırılmasının aleniyet ilkesini ihlal edeceği ve savunma hakkını zedeleyeceği uyarısında bulunulurken, bu koşullarda yürütülecek bir yargılamanın düzen ve güvenlik açısından da riskler barındırdığı ifade edildi.Savcılık dosyasına giren kamera çözüm tutanakları, saldırının tekil bir olaydan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.İddianameye göre Tosun'un metrobüsten indikten sonra bir süre sokakta oturduğu, saat 00.23 sıralarında sanıkların olay yerine gelmesiyle darp eylemlerinin başladığı tespit edildi.Kayıtlara göre Tosun'a kısa aralıklarla birden fazla kez tekme ve yumruk atıldı. Kamera analizleri, şüphelilerin olay yerinden uzaklaştıktan sonra geri dönerek darp eylemine devam ettiğini gösteriyor.Görüntülerde Tosun'un yere düştükten sonra da darp edildiği ve darp eylemleri sonrasında yerde kaldığı görülüyor.Soruşturmanın en tartışmalı başlıklarından biri de delil zincirine ilişkin iddialar.Olayın hemen ardından bölgede inceleme yapan Halk TV muhabiri Umut Taştan, saldırıyı en net açıdan gören işyeri kamerasının kayıtlarının olaydan kısa süre sonra şüpheli yakınları tarafından alındığını ortaya koydu. Bu bilginin mahalle sakinleri tarafından da doğrulandığı aktarıldı.Aile avukatları da dosyada bazı kamera kayıtlarının toplanmadığını, mevcut kayıtların ise geç temin edildiğini belirterek delil zincirinin zedelendiğini savunuyor.Dosyada en kritik tartışma başlıklarından bir diğeri, olay yerinde bulunan üçüncü kişinin konumu.Kamera kayıtlarına göre Tosun'a saldıran grupta üç kişi yer alıyordu. Abdurrahman M. ve Adnan Ş. tutuklanarak yargılanırken, saldırganları olay yerine getirip götüren motosikletli Yusuf Ö. tanık sıfatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.Ancak dosyadaki kamera çözümlemeleri ve bilirkişi raporları, Yusuf Ö.'nün olay öncesi ve sonrasında sanıklarla birlikte hareket ettiğine, saldırı sırasında olay yerinde bulunduğuna ve sanıklardan biriyle motosikletle olay yerine gelip ayrıldığına işaret ediyor.Aile avukatları bu nedenle söz konusu kişinin yalnızca tanık olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, "müşterek faillik" kapsamında ele alınması gerektiğini savunuyor. Buna rağmen soruşturma aşamasında bu yönde bir işlem yapılmamış olması, dosyanın en kritik tartışma başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.Tosun'un ailesi, 6 Mart 2026'da motosikletli Yusuf Ö. hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçede Yusuf Ö.'nün olayları engellemek yerine saldırı sırasında olay yerinde bulunduğu belirtilerek hakkında "kasten insan öldürme" suçundan kamu davası açılması talep edildi.Aynı başvuruda, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için şüphelilerin HTS kayıtlarının incelenmesi, telefonlarına el konulması ve olay öncesi ile sonrasına ilişkin bağlantıların ortaya çıkarılması istendi.Aile ayrıca Esenyurt Mevlana Polis Merkezi'nde görevli polisler hakkında da ayrı bir suç duyurusunda bulundu. Bu başvuruda, delillerin zamanında toplanmadığı, bazı kamera kayıtlarının kaybolduğu ve şüphelilerin karakola çağrılarak işlem yapılmasının soruşturmayı zayıflattığı gerekçesiyle "görevi kötüye kullanma" ve "görevi ihmal" iddiaları dile getirildi.Soruşturma sürecinde hazırlanan fezlekede ise olay "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" olarak nitelendirilmişti.Aile avukatları başvurularında bu nitelendirmenin hatalı olduğunu belirterek, savcılığın daha hafif bir suçtan değerlendirme yaptığını ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının talep edildiğini kaydetti.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bu başvurudan dört gün sonra, 10 Mart 2026'da iddianameyi tamamladı. İddianamenin, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı fezlekeye dayandığı görüldü.İddianamede suç vasfı değiştirilerek Abdurrahman M. ve Adnan Ş.'nin "kasten öldürme" suçundan yargılanmaları istendi.Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 gecesi Esenyurt'taki ailesine gitmek üzere yola çıktıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Gece yarısı emniyete, yerde bir kişinin yattığına ilişkin ihbarlar yapıldı.Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tosun, üzerinde kimlik bulunmadığı için "adli olay" olarak kayda geçirildi. Ailesi, bilinci kapalı olan Tosun'a saatler boyunca ulaşamadı. Polis tarafından yapılan arama üzerine hastaneye giden aile üyeleri, kimliğinin ancak parmak izi incelemesiyle tespit edildiğini aktardı. Doktorlar çoklu beyin travması ve kanama bulguları paylaştı.Emniyet, Hakan Tosun'a saldırılmasıyla ilgili 11 Ekim 2025'te şüphelileri telefonla karakola çağırdı. Abdurrahman M. ve Adnan Ş. "kasten yaralama" suçundan tutuklandı. Tosun'un yaşamını yitirmesinin hemen öncesinde, saldırıya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri kamuoyuna servis edildi. Görüntülere göre Tosun'a saldıran grupta üç kişi vardı. Üçüncü kişi, saldırganları taşıyan motosikletliydi. Motosikletli Yusuf Ö., tanık sıfatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.Yoğun bakımda tedavi altına alınan Tosun, 13 Ekim 2025'te hayatını kaybetti. Çevre mücadelelerini belgeleyen bir video aktivist olarak tanınan Tosun'un ölümü, basın ve sivil toplum örgütlerinin "etkin ve şeffaf soruşturma" çağrılarıyla kamuoyunun gündemine taşındı.
