CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaEkonomiGökyüzünü kurtarırken yeryüzünü zehirled
📈 Ekonomi

Gökyüzünü kurtarırken yeryüzünü zehirledik

dunya.com/rss·🕐 1 sa önce·👁 1 görüntülenme
Gökyüzünü kurtarırken yeryüzünü zehirledik
Ozon tabakasını onarmak için CFC gazları yerine kullanmaya başlanılan yeni nesil kimyasallar, dünya çapında devasa bir ‘sonsuz kimyasal’ (TFA) krizini tetikledi. Araştırmalara göre 2000- 2022 yılları arasında yeryüzüne tam 335 bin 500 ton TFA çökeldi. Temizlenmesi neredeyse imkansız olan bu kirliliğin zirve noktasına ise 2025-2100 arasında ulaşması bekleniyor.

Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comSürdürülebilir bir gelecek inşa etme çabası, insanlı­ğın karşı karşıya olduğu en büyük sınavların başında geliyor. Sanayi Devrimi’nden bu yana at­tığımız her kontrolsüz adım, küre­sel ekosistem üzerinde onarılma­sı güç yaralar açtı. 1980’li yıllarda keşfedilen ozon deliği, insanlığın ortak bir iradeyle hareket ettiğin­de neler başarabileceğini kanıtla­yan bir dönüm noktası olmuştu. Kloroflorokarbon (CFC) gazları­nın yasaklanmasıyla gökyüzün­deki kalkanımız yeniden kalınlaş­maya başladı. Ancak yeşil ekonomi ve çevre politikaları, her çözümün kendi içinde yeni riskler barındı­rabileceğini sıklıkla unutturuyor. Bugün gelinen noktada, ozon ta­bakasını kurtarmak için endüstri­yel soğutma sistemlerinde, klima­larda ve hatta tıbbi anesteziklerde kullanmaya başladığımız alterna­tif kimyasalların, gezegenin su kaynaklarını ve toprak yapısı­nı sinsice zehirlediği gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız.Lancaster Üniversitesi lider­liğinde yürütülen ve saygın bi­limsel yayın organı Gephophy­sical Research Letters dergisin­de yayımlanan yeni bir küresel araştırma, çevre diplomasisinin bilinmeyen yüzünü gözler önü­ne serdi. Gelişmiş ‘kimyasal ta­şıma’ modellemeleri kullanan bilim insanları, kloroflorokar­bon yerine ikame edilen hidrok­loroflorokarbonlar (HCFC’ler) ve hidroflorokarbonların (HF­C’ler) atmosferde parçalandı­ğında yüksek miktarda Trifloro­asetik asit (TFA) ürettiğini he­sapladı. Çalışmadan elde edilen veriler ise ürkütücü. Buna göre 2000 ile 2022 yılları arasında at­mosferden Dünya yüzeyine 335 bin 500 ton TFA çökelmesi ger­çekleşti. Yağmurlarla toprağa ve tatlı su kaynaklarına karışan bu madde, çevre literatüründe par­çalanmaya karşı gösterdiği aşırı direnç nedeniyle ‘sonsuz kimya­sal’ (PFAS) olarak adlandırılan geniş bir sentetik aileye mensup.Sürdürülebilir kalkınma­nın en temel kuralı, üretilen bir hammaddenin veya atığın doğa tarafından geri dönüştürülebil­mesidir. Oysa F-gazları olarak bilinen bu bileşikler, Montre­al Protokolü ve ardından gelen Kigali Değişikliği ile kademe­li olarak piyasadan kaldırılma­ya çalışılsa da, atmosferdeki bi­rikimleri ve yarattıkları kirlilik katlanarak artıyor. Avrupa Kim­yasallar Ajansı (ECHA), su yaşa­mı için kalıcı zararları tescille­nen TFA’nın çevreye girdikten sonra temizlenmesinin nere­deyse imkansız olduğunu vur­guluyor. Daha da çarpıcı olanı, insan kanı ve idrarında yapılan analizlerde bu kimyasalın izleri­ne rastlanmış olması. Alman Fe­deral Kimyasallar Dairesi’nin, TFA’yı insan üreme sistemi için ‘potansiyel toksik’ olarak sınıf­landırmayı önermesi, krizin sa­dece ekolojik değil, doğrudan sosyo-ekonomik ve insani bir halk sağlığı krizi olduğunu orta­ya koydu.Ekonomi dünyası uzun süre­dir karbon emisyonlarına odak­lanmışken, kimyasal kirlilik ‘ge­zegensel sınırlar’ teorisinde kri­tik eşiği çoktan aşmış durumda. Sektörel bazda soğutma ve ik­limlendirme endüstrisinin aci­len karbondioksit, amonyak ve­ya propan gibi doğal soğutuculara geçiş yapması gerekiyor. Aksi tak­dirde, mevcut çevresel seviyelerin insan sağlığı için belirlenen teo­rik eşiklerin altında olduğunu sa­vunan endüstri lobilerine rağmen, doğada biriken bu asit yükü gele­cekte tarımsal verimliliği yok ede­bilir ve temiz suya erişimi imkan­sız kılabilir. Bilim dünyasının bu artan birikimi resmi bir ‘gezegen­sel sınır tehdidi’ olarak ilan etme çağrısı, küresel yeşil finansmanın ve yatırımların yönünü de değişti­recek güçte.Çalışmaya ilişkin konuşan Lan­caster Üniversitesi’nde doktora araştırmacısı ve çalışmanın baş yazarı Lucy Hart, “Çalışmamız, CFC yerine kullanılan maddelerin TFA’nın atmosferdeki baskın kay­nağı olma olasılığının yüksek oldu­ğunu gösteriyor” dedi. “Bu durum, ozon tabakasını incelten CFC’ler gibi zararlı kimyasalların yerine başka maddeler kullanılırken dü­zenlemelerle dikkate alınması ge­reken daha geniş riskleri gerçek­ten vurguluyor” dedi.Ozon tabakasını korumak adına 1987’de imzalanan Montreal Protokolü, CFC gazlarını hayatımızdan çıkardı. Onların yerine gelen HFC (hidroflorokarbon) gazları ozon tabakasına zarar vermiyordu ancak bu kez de karbondioksitten binlerce kat daha güçlü sera etkisi yarattıkları keşfedildi. Bunun üzerine 2016 yılında kabul edilen Kigali Değişikliği ile HFC’lerin kullanımı da dünya genelinde kademeli olarak azaltılmaya başlandı. Ne var ki, bu gazların atmosferdeki on yıllar süren çözünme süreci, yeşil dönüşüm politikasının hızından daha yavaş ilerliyor ve kalıcı TFA kirliliğini beslemeye devam ediyor.Per- ve poliflorolu alkil maddeler (PFAS), karbon ve flor atomları arasındaki kimyasal bağların doğadaki en güçlü bağlardan biri olması nedeniyle neredeyse hiçbir zaman kendiliğinden yok olmayan yapay bileşiklerdir. Yapışmaz tavalardan su geçirmez kıyafetlere, yangın söndürme köpüklerinden endüstriyel soğutuculara kadar binlerce üründe kullanılırlar. TFA da bu ailenin en hareketli ve sucul ekosistemlere en kolay sızan üyesidir. Endüstride bu maddelerin döngüsel ekonomiye kazandırılması imkansız kabul edildiğinden, tek sürdürülebilir çözüm ‘üretim aşamasında ikame’ olarak görülmektedir.

Kaynak: dunya.com/rssOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler