CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeHakkari-Şırnak hattındaki yayla ve meral
🇹🇷 Türkiye

Hakkari-Şırnak hattındaki yayla ve meraların madenlerin talanına açılması Meclis gündeminde

Evrensel·🕐 3 sa önce·👁 0 görüntülenme
Hakkari-Şırnak hattındaki yayla ve meraların madenlerin talanına açılması Meclis gündeminde
DEM Parti'li Öznur Bartın, Hakkari-Şırnak hattındaki yayla ve meraların madenlerin talanına açılmasını Meclis gündemine getirerek yaratılan tahribatın, bölgenin ekolojik bütünlüğünü tehdit ettiğine dikkat çekti.

Öznur Bartin Gözde Tüzer Korkmaz [email protected] DEM Parti Hakkari Milletvekili Öznur Bartin Hakkari-Şırnak hattındaki yayla ve meraların madenlerin talanına açıldığını belirterek; “Binlerce yılda oluşmuş dağ ekosistemleri, su havzaları, endemik türler, yaylacılık kültürü ve toplumsal yaşam hafızası bugün çok boyutlu bir ekolojik yıkım tehdidi altındadır” dedi.Bartin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığına soru önergeleri, ve Meclis araştırma önergesi vererek Hakkari- Şırnak hattında yürütülen madencilik faaliyetlerini Meclis gündemine getirdi.Hakkâri’nin Zap Havzası, Cilo-Sat Buzulları, Berçelan Yaylaları, Şemdinli, Çukurca, Yüksekova ve Esendere koridoruyla birlikte bölgenin en önemli ekolojik yaşam alanlarından biri olduğunu vurgulayan Bartin; “Binlerce yılda oluşmuş dağ ekosistemleri, su havzaları, endemik türler, yaylacılık kültürü ve toplumsal yaşam hafızası bugün çok boyutlu bir ekolojik yıkım tehdidi altındadır. Son yıllarda Hakkâri-Şırnak hattında yoğunlaşan madencilik faaliyetleri, güvenlik gerekçesiyle açılan yollar, yayla ve mera alanlarına yönelik müdahaleler ile doğa; yaşayan bir varlık olmaktan çıkarılarak piyasa mantığı içerisinde tüketilebilir bir hammadde deposuna indirgenmiştir. Resmî raporlarda Hakkâri-Şırnak bölgesinin Türkiye'nin en büyük kurşun-çinko provenslerinden biri olduğu, bölgede 100 milyon ton düzeyinde kurşun ve çinko potansiyeli bulunduğu belirtilmektedir. Buna bağlı olarak Zap Vadisi'nden Çukurca'ya, Şemdinli'den Berçelan'a kadar uzanan geniş coğrafyada yüzü aşkın ruhsat sahasının bulunduğu ifade edilmektedir” dedi.Türkiye genelinde madencilik politikalarının ekolojik sınırları aşmış durumda olduğuna vurgu yapan Bartin, “Son yıllarda ruhsatlandırılan alanların sayısındaki olağanüstü artış, doğal varlıkların korunmasını değil, sermayenin erişimine açılmasını önceleyen bir anlayışın kurumsallaştığını göstermektedir. 2026 yılının ilk aylarında yüz binlerce hektarlık alanın ihaleye açılması, 2028 yılına kadar binlerce yeni maden sahasının planlanması, ekolojik yaşam alanlarının kamusal yarar değil şirket yararı ekseninde değerlendirildiğine ilişkin kaygıları artırmaktadır” diye belirttiÖzellikle Hakkâri'de Zap Suyu çevresinde faaliyet gösteren maden işletmeleri hakkında su kaynaklarının kirlendiği, tarım ve hayvancılığın olumsuz etkilendiği, dağ ekosistemlerinin parçalandığı, doğal yaşam alanlarının geri dönüşü olmayan biçimde zarar gördüğü yönünde yoğun iddialar bulunduğunu ifade eden Bartin, aynı şekilde Cilo-Sat Buzulları çevresindeki müdahalelerin ve plansız turizm uygulamalarının iklim krizinin etkilerini daha da ağırlaştırdığı yönünde bilimsel ve toplumsal kaygılar mevcut olduğuna işaret etti.Ekolojik kriz çağında doğanın yalnızca ekonomik büyümenin girdisi olarak görülemeyeceğine işaret eden Bartin şunları söyledi; “Dağlar, nehirler, meralar ve ormanlar gelecek kuşakların ortak yaşam mirasıdır. Hakkâri'de yaşananlar yalnızca bir çevre sorunu değil; yaşam hakkı, gıda güvenliği, su hakkı, kültürel varlıkların korunması ve demokratik katılım hakkı meselesidir. Bugün Zap Vadisi'nde ortaya çıkan tahribat, yalnızca bir vadiyi değil; bölgenin ekolojik bütünlüğünü tehdit etmektedir.”Bartin son olarak şunları söyledi; “Bu çerçevede; Hakkâri başta olmak üzere ülke genelinde ve bölge kentlerinde yaşam alanlarını, su havzalarını, meraları, yaylaları ve dağ ekosistemlerini tehdit eden rant ve madencilik odaklı politikaların yol açtığı ekolojik yıkımın durdurulması; doğanın sermaye birikiminin sınırsız kullanım alanı olarak görülmesine son verilmesi; Zap Havzası ve Cilo-Sat ekosistemi başta olmak üzere geri dönüşü mümkün olmayan tahribat riski altındaki alanların koruma altına alınması; halkın yaşam ve çevre hakkını ortadan kaldıran uygulamalara karşı etkili denetim mekanizmalarının işletilmesi; doğa kırımına yol açan faaliyetler hakkında gerekli işlemlerin başlatılması ve ekolojik adaletin sağlanması amacıyla ilgili Bakanlıkların acil ve etkili girişimlerde bulunması zorunlu hale gelmiştir”Fotoğraf: CardMapr.nl/Unsplashİçerik yükleniyor...Fotoğraf: DHAİçerik yükleniyor...Fotoğraf: Fikri Rasyid/Unsplashİçerik yükleniyor... Sertaç Çelik [email protected] İçerik yükleniyor...Fotoğraf: UEFAİçerik yükleniyor...Fotoğraf: ANKAİçerik yükleniyor...

Kaynak: EvrenselOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler