2030 yılına kadar 110 gigavatlık kurulu nükleer kapasiteye ulaşmayı hedefleyen Pekin yönetimi, Shandong eyaletindeki Zhaoyuan Nükleer Santrali'nde yürütülen çalışmalarla gövde gösterisi yapıyor.
Şehrin enerji altyapısını güçlendirecek proje kapsamında inşa edilen 2 numaralı reaktör için dökülen beton miktarının, Paris'in simgesi olan Eyfel Kulesi'nin ağırlığının iki katına denk geldiği açıklandı. Toplamda yaklaşık 16,9 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek dev tesiste, Çin'in kendi geliştirdiği "Hualong One" teknolojisine sahip altı adet reaktör yer alacak.
Santral tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde üreteceği yıllık 50 teravatsaatlik elektrikle yaklaşık 5 milyon nüfuslu bir şehrin tüm enerji ihtiyacını tek başına karşılayabilecek.
Pekin'in bu agresif nükleer stratejisinin ardında çok boyutlu hedefler yatıyor. Halihazırda 60'a yakın aktif santrali ve yapımı süren onlarca reaktörüyle dünyanın en büyük nükleer programına ev sahipliği yapan Çin; yapay zeka ve dev veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu devasa elektriği kesintisiz sağlamayı amaçlıyor.
Aynı zamanda fosil yakıtlara ve kömüre olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen ülke, rüzgar ve güneş gibi hava koşullarına bağlı kaynakların aksine nükleer enerjiyle sistemde istikrar sağlamayı planlıyor.
Analistler, 200 metreyi aşan soğutma kuleleriyle dikkat çeken bu mega projelerin aynı zamanda Batı'ya verilmiş teknolojik bir mesaj olduğunu vurguluyor. ABD ve Avrupa'ya kıyasla tesisleri çok daha hızlı ve düşük maliyetle inşa edebildiğini kanıtlamak isteyen Çin, önümüzdeki on yıllarda sadece kendi ihtiyacını karşılamayı değil, geliştirdiği yerli reaktörleri üçüncü ülkelere ihraç ederek küresel nükleer pazarına liderlik etmeyi hedefliyor.