İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin çarşamba günü Pekin'de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşmesi bekleniyor. Bu, şubat sonunda ABD-İsrail ile İran arasında savaşın başlamasından bu yana Arakçi'nin Çin'in başkentine gerçekleştireceği ikinci ziyaret olacak.
Ziyaretin zamanlaması ise dikkat çekiyor. Arakçi'nin mayıs ayındaki Pekin temasları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyaretinden hemen önce gerçekleşmişti. Bu kez de İranlı bakanın ziyareti, Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in eylül sonunda Washington'da gerçekleştirmesi planlanan görüşmenin öncesine denk geliyor.
İranlı yetkililerin Pekin'e yaptığı ziyaretler, Çin'in savaş sırasında üstlenmeye çalıştığı diplomatik rolü de öne çıkarıyor. Pekin, çatışmaların sona ermesini isteyen tarafsız bir aktör olduğu mesajını veriyor.
Şi Cinping, bu hafta Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Zirvesi'nde üye ülkelere Orta Doğu'daki çatışmada barışın sağlanması için rol oynama çağrısında bulundu ve Çin'in bu yönde diğer ülkelerle birlikte çalışmaya hazır olduğunu söyledi.
Ancak Şi'nin açıklamaları, Çin'in doğrudan İran ile ABD arasında arabuluculuk girişimi başlatacağı anlamına gelmiyor. Çin lideri somut bir girişim açıklamak yerine, Orta Doğu'daki gerilimin azaltılması için dört maddelik genel yaklaşımını tekrarladı. Plan; barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenliğe saygı, uluslararası hukuka bağlılık ile kalkınma ve güvenlik arasında denge kurulması ilkelerine dayanıyor.
Analistlere göre Pekin, enerji ve finans piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açan savaşın sona ermesini istese de geleneksel olarak üçüncü ülkeler arasındaki çatışmalara doğrudan müdahil olmaktan ve başarısız olabilecek diplomatik girişimlerin merkezine yerleşmekten kaçınıyor.
Şi'nin son açıklamalarının İran'daki yankıları da farklı oldu.
Eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Çin liderinin girişimlerinin gerilimin düşürülmesi için zamanında fırsatlar sunduğunu belirterek çok taraflı diplomasinin istikrara ulaşmak için uygulanabilir tek yol olduğunu savundu.
Tahran Üniversitesi'nden Çin araştırmacısı Hamed Vafaei ise daha temkinli bir değerlendirme yaptı. Vafaei'ye göre Şi'nin sözlerini doğrudan İran ile ABD arasında arabuluculuk teklifi olarak yorumlamak doğru değil.
Arakçi'nin Pekin temaslarının önemli gündem maddelerinden birinin de İran'ın nükleer programı olması bekleniyor.
ABD ile Fransa, Almanya ve İngiltere'nin de aralarında bulunduğu Avrupalı müttefikleri geçen hafta Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu'nda İran dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşınmasını sağladı. İran'ın dosyası en son 20 yıl önce Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmiş ve ardından Tahran'a karşı altı karar ile kapsamlı yaptırımlar uygulanmıştı.
Ancak bu kez girişimin büyük ölçüde sembolik kalabileceği değerlendiriliyor. Çin ve Rusya karara güçlü biçimde karşı çıkıyor ve Güvenlik Konseyi'nde yeni önlemleri veto etme yetkisine sahip.
Washington ise İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırıyor. ABD'nin başlattığı “Operation Economic Outcast” kapsamında Tahran yönetiminin uluslararası ekonomik sistemden daha fazla izole edilmesi hedeflenirken, İran'ın güney limanlarına yönelik deniz ablukası da sürüyor. İran'la ticareti kolaylaştırdığı ileri sürülen Çin bağlantılı rafineriler, şirketler ve finansal kanallar da yaptırımların hedefleri arasında bulunuyor.
Ekonomik ilişkiler ise Pekin-Tahran hattının en önemli unsurlarından biri olmaya devam ediyor.
Çin, İran ham petrolünün en büyük alıcısı konumunda. Pekin, ABD yaptırımlarına rağmen kendi ekonomik çıkarlarını koruyacağını açıklarken, Amerikan deniz ablukasının erişimi dışında depolanan İran petrolünü satın almaya devam ediyor.
İran ile Çin arasındaki askeri bağlantılar da Washington'da yakından izleniyor. Haberde aktarılan Wall Street Journal iddiasına göre İran, Ürdün'deki bir ABD askeri üssüne düzenlediği ve üç Amerikan askerinin öldüğü saldırıdan önce Çinli kuruluşlardan yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri elde etti.
Trump ise kendisine sorulduğunda bu gelişmenin önemini küçümseyerek Çin'in istihbarat faaliyetleri konusunda, “Temelde bizim yaptığımızı yapıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Trump ayrıca Şi'nin şimdiye kadarki tutumunu makul bulduğunu ifade ederek, ABD ile Çin'in karşılıklı olarak birbirlerine yönelik istihbarat faaliyetleri yürüttüğünü söyledi.
