CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaİran savaşı: Ateşkesin kazananları ve ka
🌍 Dünya

İran savaşı: Ateşkesin kazananları ve kaybedenleri

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
İran savaşı: Ateşkesin kazananları ve kaybedenleri
ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran savaşı güç dengelerini yeniden şekillendirdi. Analistlere göre ABD, siyasi olarak hedeflerine ulaşamadığı gibi savaş öncesi kalktığı masaya da geri dönüyor.

İran, İsrail ve ABD arasında ilan edilen iki haftalık ateşkesle İran'a yönelik bombardıman ve Tahran'ın misillemeleri şimdilik durdu.Savaşın yükünü 40 gün boyunca her zaman olduğu gibi, siviller çekti. Binlerce kişi öldü veya yaralandı, çok daha fazlası de yerlerinden edildi. Bölgenin genelinde evler, altyapı ve geçim kaynakları yok edildi.Ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail, Lübnan'da İran destekli Hizbullah'a karşı askeri harekatına devam ediyor. Ateşkesin ilan edilmesinden sadece birkaç saat sonra İsrail, komşusuna yönelik en ağır saldırılarını gerçekleştirdi.Savaşın kazananı elbette yok ancak çatışma küresel politikayı yeniden şekillendiriyor, enerji piyasaları ve ülkelerin nüfuzları yeniden tanımlanıyor.ABD ve İsrail, 28 Şubat'tan bu yana çatışmanın merkezinde yer alan İran'ın askeri hedefleri ve enerji altyapısına karşı ağır hava saldırıları düzenledi.ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA'ya göre İran'da 3 bin 600'den fazla kişi hayatını kaybetti. Bu sayıya dini lider Ayetullah Ali Hamaney ve çok sayıda üst düzey askeri yetkili ile Minab şehrinde bir ilkokula düzenlenen saldırıda çoğunluğu çocuk 165 sivil de dahil.Liderini kaybetmesine rağmen İran'daki siyasi sistemin temeli ise hâlâ sağlam duruyor.DW'ye konuşan ABD'li siyasi analist Ian Bremmer, "rejim değişikliğine dair bir hareketlenme olmadığını" söyleyerek "Başkan Trump'ın çatışmanın ilk günlerinde hedef olarak belirttiği, İran halkını kurtarma konusunda da hiçbir hareket yok" diyor.İran saldırılara missileme olarak günlük küresel petrol arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı kapattı ve sadece birkaç ülkenin tankerlerinin geçişine izin verdi. Bu hamle, küresel petrol fiyatlarını yükseltti ve ABD ile müttefikleri üzerindeki baskıyı artırdı.Bu strateji de amacına ulaşmış gibi görünüyor. Tahran, yenilgiyi kabul etmeden bir ateşkes elde etti ve hükümet, bu ateşkesi ABD'ye ve tüm askeri gücüne karşı direnebildiğinin bir kanıtı olarak sunabilir. ABD Başkanı Donald Trump da İran'ın 10 maddelik planını görüşmeler için temel almayı kabul etti. Böylece İran rejimi hayatta kaldı ve bir sonraki aşamayı daha elverişli şartlarda şekillendirmek için zaman kazandı.ABD Başkanı Donald Trump ise ortaya çıkan sonucu "tam ve eksiksiz bir zafer" olarak nitelendiriyor. Ancak birçok analist bu görüşe katılmıyor.ABD'nin "bazı hedeflere ulaştığını" söyleyen Bremmer, "İran'ın askeri yeteneklerine, konvansiyonel balistik yeteneklerine ve deniz kuvvetlerine verilen zarara bakarsanız, bunların büyük bir kısmının ciddi şekilde gerilediğini görürsünüz" diyor.İran'ın nükleer programının bazı bölümleri de ciddi şekilde zarar gördü. Bu, "İran'ın nükleer silah edinmesini engellemenin temel amaçlarından biri" olduğunu söyleyen Washington için önemli.Ancak ABD'ninde kayıpları oldu. İran'ın saldırıları, milyarlarca dolar değerindeki radar sistemleri ve uçaklara zarar verdi veya imha etti.Öte yandan İran'ın missilleme olarak Körfez ülkelerindeki altyapılara da saldırması, ABD'nin Körfez müttefiklerinin koruyucusu olduğuna dair itibarını ciddi şekilde zedeledi.Avrupa ve NATO'ya danışılmadan başlatılan savaş, müttefikler arasındaki ilişkileri gerdi.Ateşkes, ABD güçlerine saldırıları durdurdu ve savaşın büyümesini engelledi. Bu ABD'nin önceliklerinden biriydi. Hürmüz Boğazı'nın açılmasının da petrol piyasasındaki baskıyı azaltması bekleniyor.Washington, savaştan önce İran'la oturduğu masaya geri dönüyor. Geçen sürede Tahran'ın davranışlarını istediği şekilde değiştiremedi.İsrail, İran'ın askeri yeteneklerini zayıflattı. İran sınırlarının çok ötesine saldırı düzenleyebileceğini gösterdi. ABD'nin güçlü desteğinden yararlanmaya da devam ediyor.Savaş aynı zamanda zaafları da ortaya çıkardı. İran füzeleri İsrail'in hava savunmasını zorladı ve bazıları hedefe ulaşarak 30'dan fazla kişinin ölümüne neden oldu. İran ve bölgesel müttefiklerinden gelen tehditler de devam ediyor.DW'ye konuşan Londra Ekonomi Okulu'ndan Fawaz Gerges, İsrail'in bu savaştan "çok daha zayıf" bir şekilde çıkabileceğini söylüyor.Gerges, diplomatik zararın özellikle komşu ülkelerde oldukça büyük olacağını savunuyor. Öyle ki Körfez ülkeleri artık İsrail'le ilişkilerini derinleştirme eğiliminde değil.Çin de uzun vadede kazançlı çıkacak bir konumda. ABD, Hürmüz Boğazı civarındaki deniz taşımacılığını korumak amacıyla bölgeye çok sayıda askeri unsur sevk etti.Bu da Pekin ile Washington'ın nüfuz mücadelesi verdiği Hint-Pasifik'e ayrılan ABD kaynaklarının azalması anlamına geliyor.Bremmer, Çin'in aynı zamanda "ABD'nin kendi müttefikleri tarafından daha az güvenilir bir ülke olarak görülmesinden de fayda sağladığını" savunuyor.Savaş boyunca itidal çağrısında bulunan Çin, ateşkesin ilanını memnuniyetle karşıladı. Ekonomik çıkarlarını korurken kendisini sorumluluk sahibi bir küresel aktör olarak gösterdi.Çin, İran'ın petrol ihracatının yüzde 80'inden fazlasını, genellikle indirimli satın alıyor. Ancak son dönemde büyük enerji rezervleri oluşturarak fiyat dalgalanmalarıyla birçok rakibinden daha iyi baş edebilir hale geldi.Savaş, Rusya'ya çeşitli şekillerde fayda sağladı. Enerji fiyatlarındaki ani artışlar, Ukrayna'daki savaş nedeniyle bütçesi baskı altında olan Moskova'nın gelirlerini artırdı. Enerji krizi, Rusya'ya olan ABD yaptırımlarının gevşemesine yol açtı.Başka bir fayda ise dünya kamuoyunun ilgisinin Ukrayna'daki işgalden Ortadoğu'ya kayması oldu.Bremmer, ABD'nin askeri gücünün büyük bir kısmını Körfez bölgesine kaydırdığını söyleyerek "Ukraynalıların, ihtiyaç duydukları silahlara erişimlerinin olmayacağını" belirtiyor.Öte yandna bölgede az sayıda kalan dostlarından İran'ın zayıflaması Rusya için bir kayıp.İran'ın saldırıları Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve diğer Körfez ülkelerini vurdu. Milyarlarca dolarlık enerji tesisleri hasar gördü ve bu ülkelerde güvenlik algısı yerle bir oldu.Yine de bazı ülkeler bundan fayda sağladı. Hürmüz'ü kullanamayan Suudi Arabistan, petrolünün büyük bir kısmını Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz'e aktarmaya devam etti.Bremmer, Suudi Arabistan'ın bütçesinin "oldukça umut verici göründüğünü" söyledi:"Çünkü çok fazla enerji üretiyorlar ve bunun yüksek fiyattan satıyorlar."Bazıları ise savaşı daha çok hissetti. Bunlardan biri de büyük ölçüde yabancı işçi ve yatırımcılara bağımlı olan BAE.Bremmer, BAE'nin 10 milyondan fazla olan nüfusunun yüzde 90'ını yabancıların oluşturduğunu hatırlatarak "Buranın kendileri için güvenli bir yer olduğuna emin olmaları gerekiyor" diyor.Güvenlik endişeleri, bu ülkelerin "güvenli liman" imajına zarar verdi. Ki bu imaj, ekonomik modellerinin temel dayanaklarından biriydi.Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, Avrupa'da da artan enerji fiyatları hane halklarını ve sanayiyi vurdu. Nakliye kesintileri ticareti olumsuz etkiledi ve birçok Avrupa ekonomisinin zaten zor durumda olduğu bir dönemde enflasyonist baskılar arttı.Bu durum alışılmış ittifaklardaki ayrılıkları derinleştirdi. Avrupa hükümetleri, ABD'nin askeri operasyonlarını desteklemeyi reddetti. Bazıları ABD'nin hava sahalarını kullanmasına izni vermedi.Trump ise buna, ABD'yi NATO'dan çekmekletehdit ederek yanıt verdi.Pakistan, ateşkesin sağlanmasında kilit bir rol oynadı. İslamabad ayrıca müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.Başbakan Şehbaz Şerif için bu büyük bir başarı.Bu sonuç, Pakistan'ın bölgesel bir aktörü olarak rolünü güçlendirdi. Rakibi Hindistan ise kenarda kaldı ve artan enerji fiyatlarından ciddi şekilde etkilendi.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler