İran savaşı TÜİK enflasyonunu teğet geçti
Enerji ve ham madde fiyatlarında şok artışlara neden olan İran savaşında 35 gün geride kalırken, G-20 ülkeleri içerisinde Arjantin'den sonra en yüksek enflasyona sahip ülke olan Türkiye'de Mart ayı tüketici fiyat artışı resmi verilere göre beklentilerin altında gerçekleştiTürkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Mart verisine göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,94 artarken, yıllık enflasyon yüzde 30,87 oldu. Ekonomistler ve piyasa aktörleri aylık enflasyonun yüzde 2,4 civarında gerçekleşmesini bekliyordu. Aylık enflasyon Ocak'ta yüzde 4,84 ve Şubat'ta yüzde 2,9 ile beklentileri aşmıştı. İran savaşının küresel çapta dalgalanmalar yarattığı Mart ayında, TÜİK'in açıkladığı verinin beklentilerin altında kalması soru işaretlerine neden oldu. Zira ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırısıyla başlayan ve Ortadoğu'da çok sayıda ülkeye yayılan savaş, küresel çapta enerji ve ham madde fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Uluslararası referans kabul edilen Brent türü ham petrolün varil fiyatı, savaşın başlamasından önceki gün olan 27 Şubat'a kıyasla yüzde 50'den fazla artarak 72 dolardan 109 dolara çıktı. Bu durumun enerji ithalatına bağımlı olan Türkiye gibi ülkelerde, zincirleme fiyat artışlarına neden olması bekleniyor.Enflasyon verilerini DW Türkçe'ye değerlendiren Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Yılmaz, Mart enflasyonunun beklentilerin oldukça altında gerçekleştiğine işaret ederek, "Bu açıkçası sürpriz bir sonuç oldu ve biraz soru işaretleri yarattı. Ancak gelecek aylarda savaşın etkisini fiyatlarda çok daha fazla göreceğiz. Aslında bu aydan görmemiz gerekiyordu. Çünkü benzin ve motorin fiyatlarına art arda zamlar geldi" dedi.Öte yandan lojistik ve taşımacılıktaki fiyat artışlarına rağmen; konut, eğitim, gıda ve lokanta-konaklama fiyatlarındaki yükselişin kontrol altına alınmaya başladığına işaret eden Prof. Yılmaz, "Görünen o ki son bir ayda artan enerji fiyatları henüz bu sektörlere yansıtılmamış. Bu bağlamda TÜİK'in genel fiyat istatistiklerini tartışmamız gerekiyor" değerlendirmesini yaptı.TÜİK verilerinden önce açıklanan, İstanbul Ticaret Odasının (İTO) İstanbul'da perakende fiyat hareketlerini gösteren İTO İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi'ne göre, Mart'ta aylık enflasyon yüzde 2,97 oldu. Yıl başına göre artış oranı yüzde 11,81 olarak gerçekleşirken, 12 aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 40,44 olarak hesaplandı.Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) 2026 Mart ayına ilişkin TÜFE verilerine göre ise; aylık artış 4,10 oldu. Yıllık enflasyon ise yüzde 54,62 olarak hesaplandı. Her iki kurumun Mart enflasyonu hesaplamaları TÜİK'in açıkladığı rakamların çok üzerinde gerçekleşti.DW Türkçe'ye konuşan Altınbaş Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, son aylarda İTO enflasyonu ile TÜİK verilerinin paralel seyrettiğini, Mart'ta ise bu paralelliğin ciddi anlamda bozulduğunu söylüyor.Bununla birlikte yüzde 1,94 ile piyasa beklentilerinin altında açıklanan TÜİK verisinin bile hükümetin öngördüğü hedefin üzerinde olduğuna dikkat çeken Prof. Kozanoğlu, "Sadece ilk 3 aydaki fiyat artışları zaten yüzde 10'un üzerine çıkmış durumda. Bu, 2025'in ilk çeyreğinde de böyleydi. Yani enflasyonda kayda değer bir düşüş sağlanamadığını söyleyebiliriz" diyor.Savaşın piyasalarda neden olduğu şokla başa çıkabilmek için dövizin baskı altında tutulmaya çalışıldığını söyleyen Prof. Kozanoğlu, "Döviz kurlarında savaş kaynaklı ani yükselişleri engellemek amacıyla son bir ayda 40 milyar dolarlık rezerv harcandı. Eğer bu olmasaydı döviz ciddi şekilde oynardı. Ancak savaşın devamı ile birlikte, dövizde bu eğilimin sürmesi halinde kurları tutmak zor olacak" görüşünü belirtti.Mart ayında enflasyonun düşük kalmasının bir diğer nedeninin de savaşın yarattığı belirsizlik ortamında insanların mal ve hizmet alımını sınırlamaları olabileceğini söyleyen Hayri Kozanoğlu, "Ayrıca Mart ayı eğitimde, sağlıkta ve kirada fiyat ayarlama dönemi değil. Onun için de enflasyonun daha düşük çıkması beklenebilir. Ancak önümüzdeki aylar için daha yüksek enflasyon oranları kapıda" diyor.Peki önümüzdeki aylarda Türkiye'yi nasıl bir ekonomik tablo bekliyor?Savaşın bu ay içinde bitmesi halinde bile petrol fiyatının savaş öncesindeki 70 dolar seviyesine inmesinin birkaç yıl alabileceğini kaydeden Prof. Kamil Yılmaz'a göre, petrolün 2026 ortalaması 100 dolar civarında seyrederse bu Türkiye'nin büyümesini yüzde 3'ün altına çekebilir. Dış ticaretteki olumsuz tablo ve turizmdeki kayıplar hesap edildiğinde ise Türkiye ekonomisi 50 milyar doların üzerinde bir cari açık tablosu ile karşı karşıya gelebilir. Bu da 2025 yılında 25,8 milyar dolar olarak gerçekleşen cari açığın ikiye katlanması anlamına geliyor.Belirsizliğin hızla arttığını vurgulayan Prof. Dr. Kamil Yılmaz, "Petrol fiyatları 70 dolarlardan 110 dolarlara geldi. Daha da yükselmesi, 130-140 dolarlara çıkması artık çok kolay. Artık o anlamda cin şişeden çıktı. Türkiye de bu olumsuz durumdan en çok etkilenecek ülkelerden biri" değerlendirmesinde bulunuyor.
