CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaİran'da rejimin ABD'ye karşı silahı: Asi
🌍 Dünya

İran'da rejimin ABD'ye karşı silahı: Asimetrik savaş

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
İran'da rejimin ABD'ye karşı silahı: Asimetrik savaş
İran, ABD ve İran'ın yoğun füze saldırılarına rağmen misilleme gücünü koruyor. Yıllarca süren yaptırımlar, üst düzey yetkililere yönelik suikastler ve savaşın yarattığı hasara rağmen rejimin dayanma gücü nereden geliyor?

İran savaşında 40 gün geride kalırken ABD ve İsrail'in füze saldırıları yoğun bir şekilde sürüyor. 28 Şubat'ta İsrail ile birlikte İran'a karşı savaşı başlatan ABD Başkanı Donald Trump, hızlı bir zafer umut ediyordu.Ancak İran'ın dünya ham petrolünün yüzde 20'sinin taşındığı Hürmüz Boğazı'nı fiilen geçişlere kapatarak enerji kartını oynaması ve Körfez ülkelerinde ABD üslerinin yanı sıra enerji ve altyapıyı hedef alan saldırıları, savaşı içinden çıkılamaz bir hale dönüştürdü.Trump'ın uzayan savaş karşısında sürekli değişen söylemi de durumun karmaşıklığını ortaya koyuyor. İran ile bir yandan aracılar üzerinden diyaloğu sürdüren Trump, verdiği mühletleri defalarca uzattı. ABD Başkanı bir yandan savaşta ne kadar büyük başarılar kazanıldığını anlatarak kendini övüyor ve hedeflere "çok yakında" ulaşmış olacaklarını söylüyor, diğer yandan İran'ı "Taş Devrine" döndürmekle tehdit ediyor.ABD ve İsrail'in açıklamalarına göre İran'ın donanma ve hava kuvvetlerindeki konvansiyonel silah sistemleri, haftalar süren hava saldırılarıyla büyük ölçüde zayıflatıldı. Trump Pazar günü Financial Times'a verdiği demeçte, savaşın başladığı 28 Şubat'tan beri İran'da 13 bin hedefin vurulduğunu belirtirken İsrail ordusu, İran hava savunma sistemlerinin yüzde 80'inin tahrip edildiğini açıkladı. Diğer yandan başta İran'ın dinî lideri Ali Hamaney olmak üzere çok sayıda üst düzey yönetici, hedefli saldırılarda öldürüldü.Ancak tüm kayıplara ve hasara rağmen İran rejimi, savunma stratejisini koordine edebiliyor, tehlikeli misilleme saldırıları düzenleyebiliyor.Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü kıdemli uzmanı Jason H. Campbell, "ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonucu askerî kabiliyetlerin sürekli zayıflaması, İran'ın misilleme seçeneklerini kesinlikle sınırlandırdı. Bununla birlikte, bu rejim asimetrik savaş yürütme konusunda son derece ustalaşmış durumda olduğunu gösterdi. Tahran rejimi bu senaryo için onlarca yıldır planlama yapıyor" değerlendirmesinde bulundu.İran rejimi, silahlanmanın yanı sıra on yıllardır Ortadoğu'da vekil güçleri finanse ediyor. Yaptırımlarla zayıflayan ekonomiye ve halk içinde ekonomi ve özgürlükler konusunda yaşanan hoşnutsuzluklara rağmen rejim her tür muhalefeti bastırarak ayakta kalmayı başardı.İran asıllı ABD'li antropolojist Narges Bajoghli, Foreign Affairs dergisinde kısa süre önce yayımlanan makalesinde, yıllar süren uluslararası izolasyonun İran rejiminin ayakta kalma taktikleri geliştirmesinde önemli rol oynadığını ifade ediyor. Bajoghli, 1979 İslam Devrimi sonrası ABD'nin yürürlüğe koyduğu silah ambargosu sonrasında asimetrik savaş stratejisinin bir zorunluluktan ortaya çıktığını belirtiyor.1980'lerde Irak'la yürütülen kanlı savaşın ardından İran Devrim Muhafızları için "doğaçlama" olarak başlayan şey, tutarlı bir doktrine dönüştü. İran, hızla ve düşük maliyetle üretilebilen yerli füze ve insansız hava araçlarını geliştirmeye başladı. Günümüzde bu asimetrik kapasite, saldırı İHA'ları (insansız hava aracı), siber savaş ve vekil militan ağlarının iyi işleyen bir bileşimine dönüşmüş durumda.Bu kabiliyetler büyük ölçüde petrol gelirleriyle finanse ediliyor. İran, ABD yaptırımlarını başarıyla aşarak Çin gibi müşterilere enerji satışını savaş döneminde de sürdürüyor.ABD'li düşünce kuruluşu Stimson Center'dan strateji analisti Kelly A. Grieco, DW'ye yaptığı açıklamada, İran'ın uzun bir süre boyunca inandırıcı bir asimetrik tehdit kapasitesini sürdürebilecek durumda göründüğünü söyledi. Grieco, İran'ın konvansiyonel hava kuvvetleri, donanma ve balistik füze kapasitesinin ciddi şekilde zayıfladığını belirtmekle beraber bir miktar artık füze kapasitesinin hâlâ mevcut olduğuna dikkat çekti.Ancak İran'ın saldırı kabiliyetinde İHA'lar, sürdürülebilirlik açısından balistik füzelerinden daha önemli bir rol oynuyor. Tahran'ın İHA stratejisinde, maliyeti 20 bin ile 50 bin dolar arasında değişen Şahid'ler merkezî konumda. Küçük ve uzaktan kontrol edilen, hassas güdüm sistemleriyle donatılmış bu hava aracı, 2 bin kilometrelik bir menzile sahip. Şahid'ler Rusya tarafından da Ukrayna'ya karşı yoğun şekilde kullanılmıştı.İran, savaşın başından beri hava saldırılarında binlerce Şahid tipi İHA kullandı. Çoğu hava savunma sistemleri tarafından düşürülse de bazıları hedefe ulaşmayı başardı. Kuveyt'teki ABD üssüne düzenlenen saldırıda altı Amerikan askeri öldü.İran'ın elinde hâlâ binlerce Şahid İHA'sı olduğu sanılıyor. Hızla üretilebilmesi ve maliyetinin görece düşüklüğü, rejime önemli bir avantaj sağlıyor. Şahid'lere karşı 4 milyon dolar değerindeki Patriot füzeleri gibi gelişmiş hava savunma sistemleri kullanılması rakip açısından ise dezavantaj oluşturuyor. Bu nedenle ABD ordusu Şahid'lere karşı genelde daha az maliyetli kısa menzilli sistemler kullanıyor.Strateji analisti Grieco, İran'ın İHA üretiminin "dağıtılmış" bir yapıya sahip olduğunu belirterek bileşenlerin büyük kısmının hem askerî hem sivil olmak üzere çifte kullanımlı olduğuna ve montaj işlemlerinin bir garajda bile yapılabileceğine işaret ediyor. İran'ın saldırılarda kullandığı envanterde Rus yapımı İHA varyantlarının da bulunduğuna yönelik haberlere dikkat çeken Grieco, "Eğer İran'ın stokları Rus üretimiyle destekleniyorsa Batı'nın bu kapasiteyi ne kadar sürede zayıflatabileceğine dair öngörüler çok daha zor hale gelir" diyor.İran savaşta coğrafyayı da kullanarak önemli bir avantaj sağlıyor. Dünya ham petrol nakliyatının beşte birinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol gücü, rejimin ayakta kalabilmesini sağlayan en önemli faktörlerden biri.ABD'li düşünce kuruluşu Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün (ISW) raporunda, İran'ın İHA'lar, deniz mayınları ve sürat tekneleriyle yavaş hareket eden petrol tankerlerini tehdit ettiği, İran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı karşı taraftan taviz koparmak ve stratejik hedefleri güvenceye almak üzere kullandığı belirtiliyor.Ortadoğu Enstitüsü'nden Campbell de bunun hem ABD hem de küresel ekonomi açısından ciddi bir sınama olduğunu belirterek "İran'ın Hürmüz Boğazı'nda nüfuzunu korumak için sürekli saldırılar düzenlemesi gerekmiyor. İran'ın tehdit olarak gördüğü ya da dikte ettiği kurallara uymayan hedeflere saldırmaya muktedir olduğunu arada sırada göstermesi yeterli" diyor.Hürmüz Boğazı'nı askerî güç kullanarak açmaya çalışmanın binlerce askerlik kara gücü gerektireceğini belirten Campbell, "Bu güçler muhtemelen güçlü bir direniş hareketiyle de karşılaşacak ve önceden kestirilemeyecek bir süre boyunca bölgede kalmak zorunda olacaktır. Hem can kayıpları hem de finansman açısından bu astronomik bir maliyet anlamına gelir" diyor.ABD'de kara savaşına desteğin bulunmaması ve küresel piyasalardaki gerginlik, Trump'ı geri adım atmaya yönlendiriyor.İran uzmanı Ali Vaez, bu hafta Foreign Policy dergisine yaptığı açıklamada, mevcut üst düzey İranlı yetkililerin seleflerine kıyasla çok daha sertlik yanlısı olduklarına ve tırmanmayı göze almaya daha istekli göründüklerine işaret etti.2024'te seçilen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD kamuoyuna hitap ettiği açık mektupta "çatışma yolunun her zamankinden daha maliyetli ve sonuçsuz olduğu" uyarısı yaptı.ABD Başkanı Trump ister geri adım atsın ister Amerikan askerlerini sahaya sürerek savaşı tırmandırma yolunu seçsin, Tahran'ın enerji arzı üzerinde baskı kurma kabiliyetini ortadan kaldırmaya yönelik net bir yol bulunmuyor. Hızlı bir zafer de Tahran'da hızlı bir rejim değişikliği de olası görünmüyor.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler