İspanya genelinde binlerce kişi, yetkililerin Madrid'deki evinden Maricarmen Abascal'ı çıkarmasının ardından protesto düzenliyor. 87 yaşındaki Maricarmen, 70 yılı aşkın süredir bu evde yaşıyordu. Polisin yaşlı kadını sedyeyle zorla daireden çıkardığını gösteren görüntüler, hukuki anlaşmazlığı konut hakkı savunucuları açısından sembolik bir mücadeleye dönüştürdü.
Protestocular Madrid sokaklarında yürüdü, Puerta del Sol'da çadır kurdu ve İspanya'nın diğer kentlerinde de gösteriler düzenledi.
Protestocular, Maricarmen'in davasını daha geniş kapsamlı konut krizine tepki göstermek için kullanıyor. Artan kiralar ve uygun fiyatlı konut sıkıntısı, kiracıların artık büyük şehirlerde yaşamlarını sürdürmeye güçlerinin yetmeyeceği yönündeki endişeleri artırıyor. Konu, siyasi tartışmanın merkezine yerleşirken, çok sayıda yanlış, yanıltıcı ve bağlamından koparılmış iddianın da yayılmasına yol açtı.
İnternette en çok yayılan iddialardan biri, Maricarmen'in evden çıkarılmasının “yasa dışı” olduğu yönünde. Ancak bu iddia doğru değil. Mahkemeler, 1950'lere dayanan ve özel koruma altındaki kira sözleşmesiyle ilgili yıllar süren anlaşmazlığın ardından tahliyeye izin verdi. Tahliye, kamuoyundaki tepkilere rağmen geçerli bir mahkeme kararı doğrultusunda gerçekleştirildi.
Maricarmen'in babası başlangıçta kira sözleşmesinin sahibiydi. Sözleşme daha sonra annesine, ardından da Maricarmen'e geçti. Mahkemeler, ikinci devir işleminin Maricarmen'in yüzde 65'in üzerinde oranda kabul edilmiş bir engeli bulunmaması halinde yalnızca iki yıl geçerli olabileceğine hükmetti. Yetkililer, Maricarmen'in engellilik oranını yüzde 50 olarak kabul etti.
İspanya Yüksek Mahkemesi, mülk sahibinin lehine karar verdi. Böylece eski ve koruma altındaki kira sözleşmesinin hukuken sona erdiğine ve şirketin daireyi geri alabileceğine hükmedildi. Dolayısıyla tahliye yasalara uygun şekilde gerçekleştirildi.
Dolayısıyla bazı yanıltıcı başlıkların aksine, protestocular tahliyenin yasal olup olmadığını değil, adil olup olmadığını sorguluyor.
Bunun nedenlerinden biri, Francisco Franco diktatörlüğü dönemindeki yasalar uyarınca evli kadınların mali sözleşmeleri veya kira sözleşmelerini bağımsız olarak imzalayamaması.
Maricarmen'in annesi, kira sözleşmesini ancak eşinin ölümünün ardından yasal halefiyet yoluyla devralabildi. Annesi başından itibaren sözleşmenin ortak tarafı veya eş imzacısı olsaydı, Maricarmen'in sözleşmeyi devralması ilk yasal halefiyet olarak kabul edilecek ve evde ömür boyu oturma hakkı yasal olarak korunacaktı.
Protestocular ayrıca Maricarmen'in 87 yaşında olduğuna, söz konusu evde 70 yılı aşkın süredir yaşadığına ve koruma altındaki kira bedelini ödemeye devam ettiğine dikkat çekiyor.
Eski kira sözleşmesinin sona ermesinin ardından mülk yönetim şirketi Urbagestión, aylık yaklaşık 1. 650 euro kira talep etti. Bu rakam, Maricarmen'in daha önce ödediği yaklaşık 440 ila 500 euronun oldukça üzerinde. Yeni kira bedeli, yaklaşık 1. 350 euroluk aylık emekli maaşını da aşıyor. Bu nedenle protestocular, savunmasız durumdaki uzun süreli bir kiracının yeni kira bedelini karşılayamadığı için evinden çıkarıldığını savunuyor.
Protestocular, savunmasız durumdaki kiracıların tahliyelere karşı daha güçlü şekilde korunmasını, kira sözleşmelerinin daha uzun süreli olmasını veya otomatik olarak yenilenmesini ve kira artışlarına daha sıkı sınırlamalar getirilmesini talep ediyor.
Bazı gruplar ayrıca spekülatif konut uygulamalarına yönelik daha sıkı kurallar getirilmesini ve kiralık konut piyasasına kamu müdahalesinin artırılmasını istiyor. Gruplar, savunmasız kiracılara yönelik yeni korumalar ve daha uzun kira sözleşmelerinin yasalaşması için parlamentoya baskı yapıyor.
İnternette tartışma konusu olan bir diğer iddia ise İspanya'nın başlıca kiracı sendikası Sindicato de Inquilinas'ın, tahliyeden önce Maricarmen'in mülk sahibiyle anlaşmaya varmasını engellediği yönünde.
Urbagestión, sendikanın Maricarmen’e doğrudan ulaşmayı zorlaştırdığını iddia ederken, Maricarmen’in avukatı tam tersini savunuyor; şirkete defalarca müzakere teklif edildiğini ancak bunların reddedildiğini söylüyor.
Urbagestión ayrıca, uyuşmazlığa dahil bazı kişileri baskı, şantaj ve telefon ile e-posta hesaplarını hacklemekle suçladı. Ancak şirket, İspanya’daki Maldita.es gibi doğrulama kuruluşlarının incelediği haberlerde bu iddiaları destekleyen herhangi bir kanıt sunmadı.
Başka bir yanıltıcı iddia, bizzat Maricarmen’le yapılan röportajın kısaltılmış bir videosuna dayanıyor. Kısa klipte, durumundan özellikle sol görüşlü Başbakan Pedro Sánchez’i sorumlu tutuyormuş gibi görünüyor; oysa röportajın tamamında başka isimler de sayıyor: sağcı Halk Partisi’nden Madrid bölge başkanı Isabel Díaz Ayuso’yu, Madrid belediye başkanı José Luis Martínez-Almeida’yı ve Urbagestión’u da eleştiriyor. Klip, gerçek bir alıntı kullanıyor ama yanıtının daha geniş bağlamını ortadan kaldırıyor.
Ayrı bir yanlış iddia ise Madrid’deki Puerta del Sol meydanında kurulan protesto kampında elDiario.es’e konuşan “Irene ve Pablo” adlı iki göstericiyle ilgili. Sosyal medya kullanıcılarının bir kısmı, bunların sol görüşlü Podemos partisinin eski lideri Pablo Iglesias ve aynı partiden AP milletvekili Irene Montero olduğunu öne sürdü.
Oysa ilgili habere kısaca bakıldığında, bu kişilerin 28 yaşındaki bir kadın ve 37 yaşındaki bir erkek olduğu ve söz konusu siyasetçiler olduklarına dair hiçbir işaret bulunmadığı görülüyor.
Maricarmen, hastaneden taburcu olduktan sonra dairesine geri dönmesine imkân tanıyacak bir anlaşmayı kabul etti. Yeni düzenlemeye göre aylık yaklaşık 500 avro ödeyecek; kira, gelirinin yüzde 30’unu geçemeyecek. Bu anlaşma yeni bir kiracılık ilişkisi yaratıyor; eski korumalı sözleşmeyi sona erdiren mahkeme kararını ortadan kaldırmıyor.
Bu arada İspanya hükümeti, bazı tahliye korumalarını genişletecek ve kira sözleşmelerini uzatacak önlemler önerdi, ancak bunların yürürlüğe girmesi için parlamentonun onayı gerekiyor. Göstericiler bu yüzden kampanyalarını sürdürerek siyasetçileri bu önlemleri hayata geçirmeye ve İspanya’nın konut sisteminde daha kapsamlı reformlara gitmeye zorluyor.
