CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTeknolojiKablolara elveda: Lazer ışınlarıyla kesi
💻 Teknoloji

Kablolara elveda: Lazer ışınlarıyla kesintisiz enerji transferi

Chip Online TR·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
Kablolara elveda: Lazer ışınlarıyla kesintisiz enerji transferi
NASA'nın kalıcı Ay üssü projesindeki 14 günlük zifiri karanlık gece problemi, Dünya'dan gönderilecek lazer enerji koridorlarıyla aşılıyor. Uzay taşımacılığında roketlerin yükünü hafifletecek olan hareketli lazerle güç aktarımı, kolonileşme sürecini çok daha ekonomik hale getirecek.

Kablosuz güç aktarımı teknolojisi; endüstriyel lojistikten savunma sanayisine, hatta uzay madenciliğine kadar çok geniş bir yelpazede devrim yaratmaya hazırlanıyor. Avustralya merkezli teknoloji girişimi Aquila, bir depo içerisinde sürekli hareket halinde olan bir robotu sadece lazer ışınları kullanarak tam 24 saat boyunca kesintisiz çalıştırmayı başardı.

Şirket, bu denemeyle kablosuz enerji pazarında iki dünya rekorunu birden kırdı. Rekorlardan ilki, bir lazer vasıtasıyla şimdiye kadar taşınan en yüksek enerji miktarı olan 4 kilovat saate ulaşılmasıyla gerçekleşti. İkincisi ise bu lazer tabanlı güç aktarımının tek bir saniye bile kesintiye uğramadan tam bir gün boyunca sürdürülmesiyle elde edildi. Gelişmiş bir optik takip platformuna sabitlenen lazerin, hareketli hedef üzerindeki alıcıyı anlık olarak izleyip vurması prensibine dayanan bu sistem, yakın gelecekte kabloları ve ağır bataryaları hayatımızdan çıkarma potansiyeli taşıyor.

Esasen lazer ışınlarıyla kablosuz enerji aktarma fikri tamamen yeni değil. Bu teknolojinin temelleri, geçmişi 1839 yılına kadar uzanan fotovoltaik (güneş pili) mantığına dayanıyor. Güneş ışığı yerine odaklanmış lazer ışınlarını elektriğe dönüştürme fikrinin ilk başarılı laboratuvar adımlarından birini 2025 yılında Japonya merkezli Mitsubishi Heavy Industries atmıştı. Japon mühendisler, 1 kilovatlık optik güce sahip bir lazeri fotovoltaik hücrelere doğrultarak 152 watt elektrik üretmeyi başarmıştı. Aquila’nın geliştirdiği yeni model ise bu başarıyı daha da ileriye taşıyarak 24 saatlik döngüde sürekli olarak yaklaşık 167 watt güç üretimi sağladı. Avustralyalı girişimi asıl öne çıkaran ve ezber bozan unsur ise lazer ışınını sabit bir nokta yerine, sürekli yön değiştiren ve hareket eden bir alıcı üzerinde milimetrik hassasiyetle sabit tutabilmesi oldu.

Lazer tabanlı güç aktarım sistemleri, askeri operasyonlar ve insansız hava araçlarının havada kalma sürelerini artırmak adına kritik bir teknoloji haline geldi. Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı, bu alandaki çalışmaları hızlandırmak için iki büyük program yürütüyor. Bunlardan ilki olan PTROL-UAS programı, İHA’ların havada neredeyse sınırsız süreyle kalabilmesini amaçlıyor ve yaklaşık 1,5 kilometre mesafeden lazer ışınlarını uçan aracın üzerindeki alıcıya odaklayarak batarya ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bir diğer önemli proje olan DARPA’nın POWER programı ise geçtiğimiz günlerde yaklaşık 8,5 kilometre mesafeye 800 watt güç aktararak önemli bir mesafe rekoruna imza attı. Amerikan ordusu bu teknolojiyi özellikle elektrik altyapısının çöktüğü afet bölgelerinde ve lojistik desteğin zor olduğu çatışma alanlarında kullanmayı planlarken, Çin de İHA'lara havada yakıt ikmali yapmak yerine mikrodalga teknolojisiyle kablosuz enerji aktarmanın yollarını arıyor.

Bu teknoloji, Dünya üzerindeki sınırları aşarak insanlığın Ay yolculuğunda da hayati bir rol üstlenebilir. NASA’nın yaklaşık 20 milyar dolarlık bir bütçeyle kurmayı planladığı kalıcı Ay üssü projesinde, enerji üretimi ve depolanması çözülmesi gereken en büyük düğüm olarak öne çıkıyor. Ay’ın iki hafta süren zifiri karanlık gecelerinde güneş panelleri tamamen işlevsiz kaldığı için uzay ajansı radikal bir alternatif üzerinde çalışıyor. NASA'nın planları arasında, Dünya üzerine kurulacak yüzlerce güçlü lazer teleskobunu aynı fazda birleştirerek Ay yüzeyindeki fotovoltaik hücrelere doğrultmak ve bu sayede 5 kilovatlık kesintisiz bir enerji koridoru oluşturmak yer alıyor.

Uzay ajansı aynı zamanda ana üssün ısı ve elektrik ihtiyacı için radyoizotop jeneratörleri kullanmayı da düşünüyor. Ancak Ay yüzeyine yayılacak olan araştırma robotlarının ve uzak çalışma istasyonlarının ana merkezden kilometrelerce uzakta elektriğe ihtiyaç duyacağı kesin. Eğer radyoizotop üreteçlerinden elde edilen enerji Aquila’nın başarıyla sergilediği hareketli lazer aktarım teknolojisiyle birleştirilirse, astronotların yanlarında devasa ve ağır bataryalar taşıma zorunluluğu ortadan kalkacak. Roketlerdeki her bir gramın hayati önem taşıdığı uzay taşımacılığında bu hafifleme, kalıcı uzay kolonilerinin kurulmasını çok daha ekonomik ve kolay bir süreç haline getirecektir.

Kaynak: Chip Online TROrijinal Habere Git →
İlgili Haberler