Haftanın ilk işlem gününde satışın merkezi Güney Kore ve Japonya olurken baskı ABD vadeli endekslerine de taşındı. Yapay zekâ şirketlerinden gelen yavaşlama çağrısı, yükselen petrol ve Fed haftası teknoloji hisselerinde kırılganlığı artırıyor.
Küresel borsalar yeni haftaya teknoloji hisselerinin öncülük ettiği satışlarla başladı. Güney Kore'de KOSPI Endeksi erken işlemlerde yüzde 3,3 gerilerken Japonya'da Nikkei 225 Endeksi yüzde 1,7 düşüyor.
Japonya dışındaki Asya-Pasifik hisselerini izleyen geniş kapsamlı endeks de yüzde 0,8 ekside seyrediyor. Böylece cuma günü Wall Street'te görülen toparlanmanın ardından yeni haftanın ilk fiyatlaması yeniden riskten kaçış yönüne döndü.
Satışın en yoğun olduğu alan ise yapay zekâ yatırımlarından en fazla faydalanan yarı iletken üreticileri oldu.
SK Hynix hisseleri yüzde 5,8'e, Samsung Electronics yüzde 4,1'e kadar geriledi. Japonya'da çip test ekipmanı üreticisi Advantest yüzde 4,7, bellek üreticisi Kioxia ise yüzde 9,3'e varan kayıplar yaşadı.
Güney Kore'de Samsung Electronics ile SK Hynix'in piyasa değerinde sabahın ilk bölümünde oluşan toplam kayıp yaklaşık 91 milyar dolara ulaştı.
Teknoloji hisselerindeki satışın arkasında hafta sonu yapay zekâ sektöründen gelen sıra dışı çağrı bulunuyor.
Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei, en gelişmiş yapay zekâ modellerinin geliştirilme hızının düşürülmesi gerektiğini savunurken daha güçlü güvenlik denetimleri ve bağımsız değerlendirmeler istedi.
OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman'ın bu yaklaşımı desteklemesi, Elon Musk'ın da Amodei'nin kaygılarına katılması piyasalarda dikkat çekti.
Yatırımcıların endişesi ise güvenlik tartışmasının kendisinden çok bunun yapay zekâ altyapısına yapılacak dev yatırımları nasıl etkileyebileceği üzerinde yoğunlaşıyor.
Yapay zekâ modellerinin daha yavaş geliştirilmesi durumunda eğitim için ihtiyaç duyulan işlem gücünün büyüme hızının da düşebileceği düşünülüyor. Bu senaryo özellikle yüksek bant genişlikli bellek üreten Samsung Electronics ve SK Hynix gibi şirketlerin gelecekteki sipariş beklentilerini doğrudan etkileyebilir.
Bununla birlikte piyasada uzun vadeli yapay zekâ yatırımlarının tamamen duracağı beklentisi bulunmuyor. Veri merkezleri, bellek, ağ ekipmanları, soğutma sistemleri ve elektrik altyapısına yönelik mevcut projelerin büyük bölümü devam ediyor.
Asıl soru, yapay zekâ yatırımlarının bugüne kadar fiyatlanan kadar hızlı büyüyüp büyümeyeceği.
Asya'daki teknoloji satışının ABD piyasalarına ilişkin fiyatlamaya da yansıdığı görülüyor.
Nasdaq vadeli kontratları yüzde 1,1 gerilerken S&P 500 vadeli kontratları yüzde 0,5 ekside işlem görüyor. Özellikle teknoloji ağırlıklı Nasdaq tarafındaki daha büyük kayıp, yatırımcıların yeni gelişmeyi ağırlıklı olarak yapay zekâ ve yarı iletken hisseleri üzerinden fiyatladığını gösteriyor.
Nasdaq 100 Endeksi haziranda gördüğü zirveden halihazırda yüzde 4'ten fazla gerilemiş durumda. Bu nedenle yüksek değerlemelere sahip teknoloji şirketleri yeni olumsuz haber akışlarına karşı daha hassas hale geliyor.
Wall Street cuma günü dört günlük satışın ardından toparlanmıştı. Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,98, S&P 500 yüzde 0,86 ve Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 0,96 yükselmişti.
Yeni haftadaki vadeli piyasa hareketi ise bu toparlanmanın kalıcılığının daha ABD piyasaları açılmadan yeniden sınandığını gösteriyor.
Borsalardaki satışın ikinci ayağında enerji fiyatları bulunuyor.
Brent petrolün varil fiyatı pazartesi sabahı yüzde 2'nin üzerinde yükselerek 107 doların üzerine çıktı. ABD tipi ham petrol de 102 doların üzerinde işlem görüyor.
Ortadoğu'daki enerji sevkiyatına yönelik risklerin yeniden artması ve kritik deniz yollarına ilişkin belirsizliğin sürmesi petrol fiyatlarındaki risk primini yükseltiyor.
Yüksek petrol fiyatlarının hisse piyasaları açısından etkisi yalnızca şirketlerin enerji maliyetlerini artırmasıyla sınırlı değil.
Petrolün uzun süre yüksek seviyelerde kalması ABD ve diğer büyük ekonomilerde enflasyonun yeniden güçlenme riskini artırıyor. Bu da merkez bankalarının faizleri yüksek tutmasına veya yeniden artırmasına neden olabilecek ikinci bir baskı oluşturuyor.
Özellikle teknoloji şirketleri açısından yüksek tahvil getirileri, gelecekte elde edilmesi beklenen kârların bugünkü değerini düşürdüğü için yüksek değerlemeler üzerinde ek baskı yaratıyor.
Küresel borsaların önündeki üçüncü risk ise çarşamba günü açıklanacak Fed kararı.
ABD'de ağustos tüketici enflasyonunun aylık yüzde 0,4 artmasının ardından piyasanın 25 baz puanlık faiz artışı beklentisi yaklaşık yüzde 86 seviyesine yükseldi.
Gerçekleşmesi halinde bu karar Fed'in yaklaşık üç yıl sonra gerçekleştireceği ilk faiz artışı olacak.
Piyasa açısından kritik nokta yalnızca faiz artışının yapılıp yapılmaması değil. Fed'in aralık ayında ikinci bir artışa açık olup olmadığına ilişkin vereceği mesaj da tahvil faizleri ve hisse piyasalarının yönünü belirleyebilir.
ABD'nin 10 yıllık tahvil getirisi geçen hafta yüzde 5 sınırına yaklaşırken yüksek faiz ortamının özellikle büyüme ve teknoloji hisselerinde oluşturduğu baskı belirginleşmişti.
Bu nedenle yeni haftanın küresel borsa denklemi üç ayrı riskin aynı anda fiyatlanmasına dayanıyor: yapay zekâ yatırımlarının hızına ilişkin yeni soru işaretleri, 100 doların çok üzerinde seyreden petrol ve Fed'in yeniden faiz artırımına başlaması ihtimali.
Çip hisselerindeki satışın diğer sektörlere yayılıp yayılmayacağı ise günün ilerleyen saatlerinde Avrupa borsaları ve Wall Street'in açılışıyla daha net görülecek.
