Kuzey Kore'nin 2017 yılında gerçekleştirdiği son yeraltı nükleer testi, patlamanın üzerinden yıllar geçmesine rağmen bölgedeki jeolojik hareketliliği etkilemeye devam ediyor. Mantap Dağı çevresinde yapılan incelemeler, patlamanın daha önce pasif durumda bulunan fay hatlarını harekete geçirdiğini ve sismik etkinliğin beklenenden çok daha uzun sürdüğünü ortaya koydu.
Punggye-ri nükleer test tesisi, Kuzey Hamgyong eyaletindeki Mantap Dağı'nın altında bulunuyor. Kuzey Kore burada toplam altı büyük yeraltı nükleer denemesi gerçekleştirdi. Son testin yapıldığı Eylül 2017'de ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu 6,3 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydetti. Çin'deki araştırma üniversiteleri ile Çin Deprem İdaresi uzmanlarının ortak çalışması, bu sarsıntının kısa süreli bir etkiden ibaret olmadığını gösterdi.
Science dergisinde yayımlanan araştırmada, 23 Eylül 2017 ile Mayıs 2025 arasındaki sismik veriler incelendi. Sonuçlar, yer kabuğunun nükleer testin ardından kısa sürede dengeye dönmediğini, bunun yerine çevredeki mevcut fayların zaman içinde kademeli biçimde etkinleştiğini gösterdi.
2017'de denenen nükleer silahın 100 ila 250 kiloton TNT eşdeğerinde patlama gücüne sahip olduğu bildirildi. Bu değer, İkinci Dünya Savaşı sırasında Hiroşima'ya atılan atom bombasının gücünün en az 10 katına karşılık geliyor. Araştırmacılar ayrıca nükleer test sahasına 80 ila 200 kilometre uzaklıktaki Çin ve Güney Kore sismik istasyonlarının kayıtlarını da inceledi. 2008 ile 2025 yılları arasındaki verilerde toplam 1. 399 yerel deprem belirlendi.
Bu hareketlilik, Kore Yarımadası'nda sistematik deprem kayıtlarının başladığı 1904 yılından bu yana görülen en büyük sismik hareketlilik olarak kayıtlara geçti.
Sismik kayıtların yanı sıra uydu radar verileri de bölgede önemli değişiklikler yaşandığını ortaya koydu. Mantap Dağı'nın zirvesinde ciddi zemin kaymaları tespit edildi.
ABD ve Sovyetler Birliği'nin geçmişte kullandığı nükleer test sahalarında patlamaların ardından oluşan sarsıntılar zaman içerisinde azalırken, Kuzey Kore'deki Punggye-ri sahasında aynı tablo ortaya çıkmadı. Bölgedeki hareketlilik yıllar boyunca devam etti.
Bu durumun başka bir sonucu daha bulunuyor. Nükleer denemeden uzun süre sonra meydana gelen fay kaynaklı depremler, sismik kayıtlarda nükleer testlerin etkileriyle doğal depremlerin birbirinden ayrılmasını zorlaştırabiliyor. Punggye-ri çevresindeki uzun süreli hareketlilik de yeraltı nükleer patlamalarının jeolojik etkilerinin tahmin edilenden çok daha uzun sürebileceğini ortaya koyuyor.
