Macaristan'da Orban'ın "tek adam" rejimi için kader seçimi
Macaristan'da 12 Nisan'da yapılacak parlamento seçimleri hem 15 yıllık Viktor Orban iktidarı hem AB ile ilişkiler hem de Rusya'nın kıtadaki nüfuzu açısından bir kader seçimi niteliğinde. Orban'ın alacağı seçim sonucu, Avrupa'da yükselen sağ muhafazakâr ve aşırı sağ akımların kaderi açısından da belirleyici öneme sahip.1998-2002 yılları arasında Başbakanlık yapan Viktor Orban, 2010 yılında göreve yeniden seçilmesinin ardından, iktidarını sağlamlaştırmak için attığı tartışmalı adımların da yardımıyla koltuğunu bugüne kadar korumayı başardı.12 Nisan, 2010'dan beri Orban'ın gerçek anlamda kaybetme ihtimalinin bulunduğu ilk seçim olacak. Orban'ın rakibi, muhalefetteki muhafazakar Tisza partisinin lideri Peter Magyar.Orban niçin Avrupa'da bu kadar tartışmalı bir isim, rakibi Magyar'ın kazanma şansı var mı, seçimler AB, Rusya ve sağ popülistlerin geleceği açısından niye bu kadar önemli?İşte Macaristan seçimleriyle ilgili sorular ve yanıtları:Viktor Orban'ın partisi Genç Demokratlar İttifakı (Fidesz) liberal bir gençlik hareketiyken ulusal muhafazakâr bir yapıya büründü. Orban günümüzdeki adı Macar Yurttaş Birliği olan partisini 1990'ların ortasından itibaren katı yapılara sahip bir lider partisine dönüştürdü. Kendi onay ve isteği dışında hiçbir şey yapılamayan, sadakatin en önemli ilke olarak görüldüğü bu "tek adam" sistemi, 2010'daki seçim zaferinin ardından devlet yapılarında da kendini göstermeye başladı.Orban'ın tek adam sistemi ülkede o kadar yerleşti ki, artık ülkede jeopolitik kararlardan emeklilik maaşlarına yapılacak zamma, hatta binaların yenilenmesi projelerine kadar her şeye kendisi karar veriyor. Orban, hükümetin plan va kararlarından bahsederken sıklıkla "ben" diye konuşuyor, "Bir yasa çıkarıyorum", "Emekli maaşlarına zam yapıyorum" gibi cümleler kuruyor.Sonuç itibarıyla Macaristan, özgür seçimlerin yapıldığı parlamenter bir demokrasi. Bu nedenle Orban bir diktatörün tüm klasik özelliklerine sahip olmasa da bir otokrat olduğu kesinlikle söylenebilir. Macaristan'ı demokrasi ile diktatörlük arasında "melez sistem" olarak tanımlayan uzmanlar da var.2010 yılında mecliste üçte ikilik çoğunluğu ele geçirdiği seçim zaferinin ardından Orban, "Ulusal İş Birliği Sistemi" (NER) adı altında devlet, idare, yargı ve kamu hizmetlerinde kadroları değiştirdi, dönemin elitlerini görevden alarak yerlerine kendine sadık kişileri getirdi.Macaristan aşırı merkeziyetçi bir yapıya dönüşürken Orban güçler ayrılığı ilkesini zayıflatarak kendisine karşı denge oluşturabilecek yapıları ortadan kaldırdı. Ülkedeki basın ve medyanın büyük bölümü doğrudan ya da dolaylı olarak Fidesz partisine yakın şirket ve vakıflar aracılığıyla hükümet kontrolü altına alındı. Üniversitelerin özerkliği kaldırıldı, devlete ve kamuya ait varlıkların önemli bölümü Orban'a yakın vakıfların kontrolüne geçirildi.Orban'ın ekonomi ve vergi politikaları, orta-üst sınıftaki kendi seçmenine avantaj sağlıyor. Toplumun geri kalanının maddi durumu ise son yıllarda belirgin bir şekilde kötüleşti. Kamu altyapısı, sağlık ve eğitim sistemindeki eksiklikler, ayrıca yolsuzluk ve yasa dışı yollardan zenginleşme vakaları kamuoyunda giderek artan bir hoşnutsuzluk yaratıyor.Bunun yanında Orban'ın ülkede iç savaş varmış gibi sert söylemi, kendisini eleştiren herkesi düşman ya da vatan haini ilan etmesi de pek çok Macar'ı bıktırmış durumda.Orban, Avrupa Birliği ile ilgili hedefini, "Brüksel'i fethetmek", AB'yi siyasî açıdan egemen, ortak ekonomik çıkarlara sahip ulus-devletlerin birliğine dönüştürmek olarak açıklıyor. AB'nin mevcut yapısına karşı yıllardır sert eleştiriler yönelten Macaristan Başbakanı, Avrupa politikaları ve dış politikayla ilgili önemli kararları veto ederek Birlik'i hareket edemez hale getiriyor.Orban'ın yeniden seçilmesi durumunda AB'nin daha da zayıflayacağı endişesi hakim.Viktor Orban, Avrupa'daki popülist sağ muhafazakar ve aşırı sağ güçler açısından hem bir başarı modeli hem de önemli bir organizatör konumunda. Bu siyasî cephede şimdiye kadar hiç bir güç, mecliste üçte ikilik çoğunluk elde edemedi ve bu kadar uzun süre iktidarda kalmadı. Ayrıca hiç kimse Avrupa'daki sağ güçleri başarılı bir şekilde birleştirebilmek için Orban kadar çaba göstermedi.Macaristan'daki seçim sonuçları bu nedenle Avrupa'da popülizmin geleceği açısından belirleyici rol oynuyor.AB'ye üye hiçbir ülke, Rusya ile Orban'ın Macaristan'ı kadar yakın bağlara sahip değil. Orban 2014'ten bu yana AB'nin Rusya'ya karşı aldığı yaptırım kararlarının büyük bölümüne onay vermiş olsa da yaptırımların kaldırılması için çağrıda bulunuyor, yaptırımlara istisnalar getirtiyor ve 2022'den beri Ukrayna'ya yardımları elinden geldiğince bloke ediyor. Orban bu politikalarıyla AB içinde bölünme yaratıyor ve Birlik'i zayıflatıyor. AB'nin zayıflaması ve bölünmesi, Orban ile Rusya'nın ilan edilmiş ortak hedefi. Orban'ın seçimleri kaybetmesi, Rusya için önemli bir kayıp olacak.Orban'ın Fidesz partisi, 2010 yılındaki seçim zaferinin ardından seçim kanununda önemli değişiklikler yaptı. Çoğunluk ilkesinin ağırlığının artırılması, partiye seçimlerde önemli avantaj sağladı. Parlamentodaki 199 sandalyeden 106'sı direkt seçim bölgelerinden basit çoğunlukla seçiliyor. Fidesz'e sadık seçim bölgeleri genelde daha küçük bölgeler ve dolayısıyla milletvekili seçimi için daha az sayıda oy yeterli oluyor. Bu sayede Orban'ın partisi, 2022'deki seçimlerde oyların yüzde 53'ünü almasına rağmen çok daha fazla seçim bölgesini kazanarak parlamentodaki sandalyelerin yüzde 68'ine, yani mutlak çoğunluğa sahip oldu.Komşu ülkelerde yaşayan, Macaristan vatandaşlığına sahip etnik Macarlar, seçimlerde parti listeleri için oy kullanabiliyor ve mektup yoluyla da oy verebiliyor. Batı Avrupa ülkelerine çalışmak için giden ve daha ziyade Orban'a eleştirel bakan Macar seçmen ise mektupla oy kullanma imkanına sahip değil. Sadece büyükelçilik ve birkaç konsoloslukta oy kullanabiliyorlar. Macar seçim uzmanları seçim kanununu adil olmamakla eleştiriyor. Sonuçta Macaristan'da hükümet değişikliği pek kolay değil, ama mümkün.Macaristan'daki seçim uzmanları, muhalefet partisi Tisza'nın da kendi paralel sayımını organize ettiğine işaret ederek oy sayımında hile olacağına ihtimal vermiyor. Komşu ülkelerdeki Macar azınlığın mektupla kullandığı oylarda ise hile ihtimali mevcut. Bu seçmen kitlesi Orban'a bir ya da iki sandalye kazandırabilir. Macaristan'ın yoksul bölgelerinde para karşılığı oyunu satanlarla ilgili çekilen bir belgesel film de, bu yöndeki endişeleri ve tartışmaları artırdı.Macar seçim araştırmacıları, seçmenin büyük çoğunluğunun iktidar değişikliği istediğini kaydediyor. Bağımsız kamuoyu araştırma şirketleri, bir yılı aşkın bir süredir Tisza partisinin önde gittiğini, zaman zaman arayı belirgin şekilde açtığını belirtiyor. Ancak bu tür anketler, direkt adayların belirli seçim bölgelerindeki seçilme şanslarını kısıtlı bir şekilde yansıtabiliyor. Ağırlıklı olarak küçük şehirlerde yaşayan yaşlı ve emeklilerden oluşan Fidesz seçmeni de bu tür anketlerde tam anlamıyla temsil edilmiyor. Dolayısıyla anketlerin yanılma payı mevcut. Ancak seçim araştırmacılarının büyük bölümü Orban'ın seçimi kaybetmesini bekliyor.Orban'ın rakibi Magyar ve partisi Tisza'nın en önemli vaadi ve hedefi, Macaristan'ı Rusya'dan uzaklaştırarak AB ve NATO'nun güvenilir müttefiki çizgisine geri döndürmek. Ancak Magyar göç ve Ukrayna politikasında Orban'ın çizgisini devam ettireceği mesajlarını veriyor. Ama bunu yaparken AB ile topyekûn çatışmaya girmesi de beklenmiyor.Magyar, iç politikada da yolsuzluklar ile sert mücadele ve sistem değişikliği vaat ediyor. Sistem değişikliği çerçevesinde seçim sisteminin daha adil hale getirilmesi, Başbakan'ın görev süresinin iki dönemle sınırlandırılması ve yeni bir anayasa hazırlanması planları da yer alıyor. Magyar'ın seçilmesi durumunda Orban ve çevresindeki diğer üst düzey siyasetçilere yönelik yolsuzluk ve vatana ihanet suçlamalarıyla davalar açılması gündeme gelebilir.Viktor Orban bu soruya şimdiye kadar hiç direkt yanıt vermedi. "Seçimleri kazandığım da oldu, kaybettiğim de oldu. Macaristan bir demokrasi" gibi ifadelerle yetindi.Viktor Orban, seçimleri kaybetme ihtimaline karşı çeşitli önlemler almış durumda. Sistemde yapılacak pek çok değişiklik için üçte ikilik meclis çoğunluğu gerekiyor. Ayrıca ataması yapılmış pek çok önemli makamda görev süreleri yıllar sonra dolacak. Dolayısıyla Orban'ın "derin devleti", basit çoğunlukla göreve gelmiş yeni bir hükümeti kolayca sabote edebilir. Yeni hükümet üçte ikilik çoğunluğa sahip olsa bile Tisza'nın Orban'ın sistemini tamamen değiştirebilmesi yıllar alabilir.
