CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeMazotun pompası Husilerde
🇹🇷 Türkiye

Mazotun pompası Husilerde

Hürriyet·🕐 10 sa önce·👁 0 görüntülenme
Mazotun pompası Husilerde
HÜRMÜZ’den Babülmendep’e uzanan kriz bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomiyi sıkıntıya sokuyor.

Yükselen enerji fiyatları İran ve Ukrayna’da kilitlenen iki savaşın acı meyvesi.

ABD Başkanı Trump, mazot fiyatlarındaki artışı Ukrayna’nın Rus enerji altyapısına saldırılarına bağlasa da asıl sorun Yemen cephesinde yaşanıyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki kriz aşılmadığı için petrol arzı ve transferindeki problem aylardır sürüyor.

Bu dönemde Hürmüz için en anlamlı alternatif Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki Yanbu limanı oldu.

Suudiler, 45 yıl önceki İran - Irak savaşı sırasında ilk Hürmüz krizini atlatmak için ülkenin doğusundan batısına dev bir boru hattı inşa ettiler.

Yanbu limanına bağlanan bu hat, petrolü Kızıldeniz’in iki ucundan dünyaya sevk etmeye yarıyor.

Hürmüz kriziyle birlikte bu hat Asya ve Avrupa’ya giden petrol tankerleri açısından can simidi oldu.

Avrupa’ya giden tankerler genellikle Akdeniz’e açılmak için Süveyş Kanalı’nı kullanıyor. Ancak burada bir sorun var. Dev tankerler Süveyş kanalından geçemiyor. Küçük tankerler ise Avrupa’nın enerji talebini karşılamaya yetmiyor. Bu yüzden fiyatlar artıyor.

Asya’ya giden tankerlerin doğal rotası ise Kızıldeniz’in güneyindeki Babülmendep Boğazı.

Bu Boğaz’ın doğusu Husilerin yönetimi ele geçirmeye çalıştığı Yemen’de. İran yanlısı Husiler son günlerde aralarında Yanbu’nun da bulunduğu Suudi Arabistan kentlerini tehdit ediyor ve Babülmendep’teki kritik noktalara saldırılar düzenliyor.

En son bölgedeki stratejik liman kentlerinden biri Moha’yı ele geçirdiler. Böylece Hürmüz’den sonra Babülmendep’te de Suudi petrolünün dünyaya sevkıyatı engellenmiş oldu.

Suudi Arabistan bu yüzden Trump’tan Husilere karşı destek istiyor. Ancak İran’da ağzı yanan Trump, Ukrayna’yı diline dolayarak adeta “cambaza bak” taktiği uyguluyor.

İran savaşı ilk başladığı günlerde “Hürmüz’ün alternatifi Husilere çıkıyor” diye yazmıştım. Artık o safhaya geçilmiş görünüyor.

Şu anda mazotun pompası Husilerin elinde.

ÇAĞAN Irmak’ın olgunlaşamayan erkeklere bir ömür boyu kullanabilecekleri bahaneyi verdiği Issız Adam filmindeki “Ada ben ayrılmak istiyorum” cümlesi Birleşik Krallık’ın içinde bulunduğu durumun özeti sayılabilir.

Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler liderleri önceki gün Londra’ya karşı bir bildiri yayınlayıp “Biz ayrılmak istiyoruz” dediler.

Üç ülke de bağımsızlık için bir referandum talep etti.

Özellikle Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından bağımsızlık sesleri daha çok duyulur oldu.

Kuzey İrlanda ve İskoçya 2016’da Avrupa Birliği’nde kalmak için oy kullanmış, Galler ve İngiltere’deki “evet” oylarıyla Britanya AB’den çıkma kararı almıştı.

Brexit sonrasındaki ekonomik sıkıntılar Birleşik Krallık’ı sert şekilde vurdu. En son mayıs ayındaki seçimlerle birlikte tarihte ilk kez Krallığı oluşturan üç ülkede de ayrılıkçı liderler başa geldi.

İşte bu üç ayrılıkçı lider önceki gün İngiltere’nin yeni başbakanı Andy Burnham’ın üzerinde siyasi bir baskı oluşturmak için bir bağımsızlık bildirisi yayınladı.

Eğer bu referandum yapılır ve üç ülkede de “evet” oyu çıkarsa artık Birleşik Krallık’tan bahsedemeyeceğiz. Geriye sadece 53 milyonluk bir İngiltere kalabilir.

Dahası nükleer silah kapasitesi ve petrol sahalarını İskoçya’da, yeni nükleer enerji santrallerini Galler’de bırakacak olan o İngiltere’nin gücü de tartışmalı hale gelir.

Ancak kâğıt üstünde istenen “bağımsızlık” o kadar kolay değil. Britanya’nın bin yıllık devlet aklı bu günleri düşünen bir sistem yaratmış.

Kuzey İrlanda’da bağımsızlık referandumu bir anlaşma metnine bağlı. 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma anlaşmasına göre, Kuzey İrlanda Bakanı ülkede çoğunluğun İrlanda’ya bağlanmak istediğine kanaat getirirse bir referandum kararı almakla yükümlü. Ancak Kuzey İrlanda Bakanı, Londra tarafından atanıyor.

Bu bakan yani Londra’daki hükümet istemediği sürece bir referandum yapılamıyor. Zaten anlaşma imzalandığından beri böyle bir referandum yapılmadı.

İskoçya ve Galler’in durumu farklı. İki ülkede de referandum yapılması için ya anayasal bir değişiklik yapılması ya da Londra’daki Parlamento’nun bir yetki devri vermesi gerekiyor.

Londra, 2014’te böyle bir yetki devrini vermişti. Ancak İskoçya’daki bağımsızlık referandumunda halkın yüzde 55’i Birleşik Krallık’ta kalmak için oy kullanmıştı.

Mevcut anketlere bakıldığında İskoçya’da ayrılıkçıların oranı yüzde 47, Kuzey İrlanda’da yüzde 35, Galler’de yüzde 32 civarında görünüyor.

Yani bir referandum yapılsa bile bağımsızlık isteyenler çoğunluğu yakalayamıyor. Çünkü Birleşik Krallık ekonomisinin yüzde 85’ini İngiltere oluşturuyor. Ama o ekonomik pasta giderek küçülüyor. Asıl sorun da bu.

Özetle şu anda ayrılıkçı liderler AB’den ayrılmanın faturasını Londra’ya keserek küçülen pastadan daha büyük pay almak istiyor.

TENİSTEKİ en büyük turnuvalardan biri olan Amerika Açık’ı kazanan Alexander Zverev, kupa töreni sırasında harika bir konuşma yaptı.

Ödülünü maçlarını hiç izleyemeyen annesine armağan etti. En yıpratıcı spor dallarından birinde yıllardır zirveye oynayan Zverev, tip 1 diyabet hastası.

Saatler süren maçların bir dakikalık oyun aralarında rakipleri su ve enerji içeceği içerken o, çantasından çıkardığı diyabet iğnesini parmağına uygulayıp maçlara devam ediyor.

Henüz dört yaşında bir çocukken Zverev’e diyabet teşhisini koyan doktor annesine dönüp “Çocuğunuzun hayatı ve o hayatta sporun yeri çok kısıtlı olacak” demiş.

Doktorun muayenehanesinden çıkarken annesi şöyle cevap vermiş: “Benim oğlum ne yapmak isterse onu yapacak. Tenisçi olmak isterse tenisçi olacak. Başka bir şey isterse onu yapacak. Bu hastalığın kaderimizi belirlemesine izin vermeyeceğim.”

Zverev kupayı alırken bu konuşmayı hatırlatarak annesinin hayatı boyunca yaptığı fedakarlıkları anlattı.

Hem genç sporcular hem de sporcu ebeveynleri için ilham verici bir hayat dersi.

Kaynak: HürriyetOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler