MHP lideri Bahçeli’den küresel gerilim uyarısı: Türkiye'nin kenetlenmesi zorunluluktur
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalarda, küresel gerilimlerin arttığı bir dönemde savaşın uzamaması gerektiğini vurgulayarak acil ateşkes çağrısında bulundu. Bahçeli, mevcut tablonun tesadüfi olmadığını belirterek yeni emperyalist anlayışın krizleri derinleştirdiğini ifade etti.Bahçeli, konuşmasında küresel güç mücadelesine dikkat çekerek, “Savaşın uzamaması bir an önce ateşkesin sağlanması acil bir ihtiyaçtır” dedi. Yaşanan gelişmelerin arkasında küresel kaynakları kontrol etme isteğinin bulunduğunu dile getiren Bahçeli, bu durumun bölgesel ve küresel istikrarsızlığı artırdığını kaydetti.Türkiye’nin hedef alındığına yönelik söylemlere de değinen Bahçeli, İsrail’deki bazı çevrelerin Türkiye’yi açıkça hedef gösterdiğini belirterek, bu süreçte iç birliğin önemine işaret etti. Bahçeli, “Böylesine ağır ve çok cepheli küresel tablo İsrail'deki bazı çevrelerin Türkiye'nin hedef olduğunu alenen dile getirdiği bir dönemde Türkiye'nin içeride güçlü dirençli ve kenetlenmiş olması tarihi bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.Türkiye’nin bu zorlu süreçten güçlenerek çıkacağını savunan Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:Emperyalist güçler, insani duyarlılıkları ve uluslararası kuralları yok sayarak ya da ortadan kaldırarak kendi imtiyaz ağlarını genişletme çabası içindedir. Teknolojik ve ekonomik hakimiyetin sağladığı üstünlükle hedef alınan ülkelerde etnik ve dini unsurlar, istikrarsızlaştırmanın en önemli araçları ya da iş birliği aktörleri olarak kullanılmaktadır. Maalesef bu gelişmeler Müslüman coğrafyaların adeta kaderi haline gelmiştir. Bölgemizde yaratılan nobranlığın, barbarlığın ve emperyalist heves ile emellerin önemli sebeplerinden biri de bundan yüz yıl önce kurgulanan, haritaların emperyalist masalarda çizildiği ve mazlum halkların sömürgeci canilere meze yapılmak istendiği Sykes-Picot düzeninin revize edilerek yeniden bölgemizde ve dünyada hakim kılınması arzusudur. Aktörler ve araçlar değişse de taraflar ve emeller hiç değişmemektedir.Etnik, dini ve mezhepsel olarak bin bir parçaya bölünmüş, istikrarsız, güvensiz, marjinalize edilmiş ve terörize edilmiş gruplarla çatışma ve kaosun egemen olduğu bir bölge hedeflenmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde "Öyle insanlar vardır ki adeta hayrın anahtarları, şerrin kilitleri gibidir" buyurmuşlardır. Öyleleri de vardır ki şerrin anahtarları, hayrın kilitleri gibidir. Bugün yaşadığımız siyonist barbarlık, ABD ve İsrail ortak yapımı hukuksuzluğun, zulmün ve kötülüğün adeta şerrin anahtarıdır. İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiş ve huzur umudunun sönmesine neden olmuştur. Açıkça görülmektedir ki İsrail hem bölgenin hem de dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir. ABD'nin Orta Doğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı Batı ve Amerikan halkında büyük tepkiye ve öfkeye neden olmaktadır. İsrail'in katliam politikaları Yahudilerin dünya genelinde nasıl algılanacağına dair oldukça kötü ve köklü bir değişimin zeminini hazırlamıştır.Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netanyahu'yu ve İsrail'i sınırlandırması zorunluluk halini almıştır. Savaşları bitireceğim diyerek iktidara gelen Trump, bu savaşla kapanmayacak bir yara ve tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir. Trump, 340 milyonluk Amerika Birleşik Devletleri'ni 10 milyonluk İsrail'in kan emici Başbakanı Netanyahu'nun kuyruğuna takmış ve tüm bölgeyi felakete sürüklemiştir. Şimdi de savaşı sahte bir zafer ilanıyla bitirmenin arayışı içindedir. Böyle bir Amerika'nın büyük Amerika olamayacağı açıktır. Böyle bir Amerika'nın dünya barışı, düzeni, istikrarı ve refahı vadetmediği ortadadır. Ortaya çıkan bu çarpık düzenin sahiplerinin yaşattıklarını bir gün mutlaka kendilerinin de yaşayacakları beklenen bir durumdur.Savaşın uzamaması bir an önce ateşkesin sağlanması acil bir ihtiyaçtır. Vahşi eli kanlı emperyalizmin ahlaksızlık örneklerini sergilemekten vazgeçmemektedir. Küresel dengelerin değiştiği bölgesel fay hatlarının hareketlendiği bir dönemden geçilmektedir.İnsanlık unutulmuş batı değerler sistemi çökmüştür. Korkarım ki dünya gerilim sarmalına sürüklenmektedir. Bu gidişat hayra alamet değildir. Buna dur demek insanlık vazifesidir. Bu savaşın kazananı olmayacaktır.Yakından takip ettiğimiz küresel krizlerin İran'la sınırlı olmadığı açıktır. Hiç kimse bizden Güney Kesimi'nin silaha boğulduğu bir dönemde Kuzey Kıbrıs'ı yalnız bırakmamızı, soydaşlarımıza yönelen tehditleri görmezden gelmemizi beklememelidir.Unutulmamalıdır ki Kıbrıs bizim için alalade bir dış politika konusu değil milli bir dava vazgeçilmez bir egemenlik meselesidir. Türk devletleri teşkilatının yeni bir ağırlık merkezi olarak bölgede barış huzur ve istikrarın tesisine önemli bir katkı sağlayacaktır.Açıkça ifade etmek gerekir ki bu tablo tesadüf eseri ortaya çıkmış bir tablo değildir. Küresel kaynakları kontrol etme arzusunda olan yeni emperyalist anlayış krizleri derinleştirerek hakimiyet alanlarını genişletme çabası içindedir.Böylesine ağır ve çok cepheli küresel tablo İsrail'deki bazı çevrelerin Türkiye'nin hedef olduğunu alenen dile getirdiği bir dönemde Türkiye'nin içeride güçlü dirençli ve kenetlenmiş olması tarihi bir zorunluluktur. Ülkemiz bu çalkantılı dönemden büyüyerek çıkacak, huzurlu bir dünyanın neşhet etmesinde de hizmet edecektir.Terörsüz Türkiye, milli birlik ve kardeşlik projesidir. Kardeşlik yerleşirken bölücü emellere heves edilmemelidir.
