Nisandaki %0,1’lik daralma yapısal mı, geçici mi? İngiltere ekonomisinde enerji maliyeti çıkmazı
İngiltere ekonomisinin makroekonomik verilerinde yaşanan son dalgalanma, büyüme dinamiklerinin kalıcılığına dair soru işaretlerini artırdı. Yılın açılış çeyreğinde G7 ortalamasının üzerinde performans gösteren İngiltere ekonomisi, nisan ayında aylık bazda %0,1 oranında daralarak momentum kaybetti. Analitik modeller, bu küçülmenin doğrudan küresel jeopolitik risklerin tetiklediği arz yönlü bir enerji şokundan kaynaklandığını ve iç talep dengelerini bozduğunu gösteriyor.Üretim ve harcama bileşenleri incelendiğinde, daralmanın ana merkez üssünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) en büyük ağırlığına sahip olan hizmetler sektörü olduğu görülüyor. Hizmetler grubundaki %0,2'lik hacim kaybı, hanehalkının harcanabilir reel gelirindeki azalışla doğrudan korelasyon gösteriyor. İnşaat ve imalat sanayisinde gözlenen mikro ölçekli pozitif ayrışmalar ise hizmet sektöründeki bu yaygın erimeyi kompanse etmekte yetersiz kalıyor.Ekonominin röntgeni çekildiğinde, girdi maliyetlerindeki artışın fiyatlama davranışlarını bozduğu net bir şekilde izlenebiliyor. Saha anketlerine katılan ticari işletmelerin %40'ı, satın alma ve lojistik maliyetlerinin son iki yılın en yüksek hızında tırmandığını rapor ediyor. Bu durum, ekonominin hem durgunluk hem de maliyet enflasyonunu aynı anda yaşadığı stagflasyon risk bütçesini büyütüyor. Tüketicilerin akaryakıt ve enerji harcamalarını kısmak adına temel dışı tüketim mallarından kaçınması, harcama bazlı büyüme modelinin önümüzdeki çeyreklerde de baskı altında kalacağına işaret ediyor.Verilerin analitik boyuttaki en kritik yansıması, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) önündeki politika patikasında yaşanıyor. Birkaç ay öncesine kadar dezenflasyon sürecine paralel olarak kurgulanan faiz indirim senaryoları, yerini stagflasyonist risklerin yönetimine bırakmak zorunda kaldı. Merkez Bankası, ekonomik faaliyetteki yavaşlamayı durdurmak için gevşeme adımları atmak istese de, enerji fiyatlarının beslediği ikincil enflasyonist etkiler bu hamleyi engelliyor. Bu çift yönlü sıkışma, politika faizinin öngörülenden daha uzun süre yüksek seviyede kalacağını ve getiri eğrisindeki tersine dönme riskinin devam edeceğini gösteriyor.
