Norveç, Kanada, ABD: İran savaşının kazananları ve kaybedenleri
Kaynak, Sedat Suna / Gett ImagesGündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.İngiltere'nin kuzeyindeki Yorkshire'daki hanelerin artan ısınma harcamalarından, Pakistan'daki tasarruf amaçlı okul tatillerine kadar Ortadoğu'daki savaşın finansal etkileri şimdiden derinden hissediliyor.Tahran'ın ekonomik hasara yol açmak için tasarladığı misilleme stratejisinin etkisinin geçici olmayacağı giderek daha açık hale geliyor.Dahası, bu etki çok dengesiz.Ağır darbe alma riski taşıyanların yanı sıra, bundan fayda sağlayanlar da var. Peki bunlar kimler?Yenilenebilir enerji arayışında tüm çalışmalara rağmen, petrol ve doğalgaza halen büyük ölçüde bağımlıyız. Zengin rezervler büyük karşılık getiriyor, bu nedenle de ham petrol "kara altın" olarak adlandırılıyor.Fiyatlar yükseldiğinde, üreticiler genellikle büyük kazanç sağlarken, kullanıcılar zarara uğruyor.Haberin sonuAncak bu yaşanan alışılagelmiş bir petrol fiyatı şoku değil.Ortadoğu petrol arzının kalbi olmaya devam ederken, Hürmüz Boğazı ise bu trafiğin can damarını oluşturuyor.Tahran'ın Amerika'nın bölge müttefiklerinin enerji tesislerini hedef alması ve fiili ablukanın etkileri, Katar ve Suudi Arabistan gibi Körfez üreticilerinde sert şekilde hissediliyor.Müşteriler alternatif kaynaklar ararken, Norveç ve Kanada gibi ülkeler bundan fayda sağlayabilir.Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgali sonrası birçok ülke Rus doğalgazına bağımlılıktan uzaklaşmaya çalıştı. Norveç üretimi artırarak yükselen talebi kazanca çevirdi.Kanada Enerji Bakanı Tim Hodgson da, ülkesini "istikrarlı, güvenilir, öngörülebilir, değerlere dayalı bir enerji üretici" olarak konumlasa da ülkenin mevcut üretimi ne kadar artırabileceği konusunda soru işaretleri var.Kaynak, Getty ImagesMevcut durumun en büyük kazananı aksine Rusya olabilir. Washington küresel arz sıkıntısını hafifletmek için yaptırımları gevşettikçe, Rusya'nın Hindistan'a ham petrol satışları %50 arttı.Bazı tahminlere göre Moskova, Mart ayı sonuna kadar 5 milyar dolar daha fazla gelir elde edecek. Böyle giderse, 2022'deki işgalden bu yana enerji gelirlerinde en iyi yılı geçirmesi olası.Amerika, Körfez ülkelerinin durumuna karşın, Moskova'ya büyük bir kazanç sağlama riskini alıyor.Başka potansiyel kazananlar da var.Bazı ülkeler petrol sıkıntısı nedeniyle kömüre yöneldikçe, bu yakıtın fiyatı da yükseldiği için Endonezya gibi büyük ihracatçılar fırsat elde ediyor.Peki ya ABD? ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatları yükseldiğinde ülkesinin "çok para kazandığını" savundu.Elbette, ham petrol fiyatları mevcut seviyelerde seyrederse, Amerikalı petrol üreticileri bu yıl on milyarlarca dolar daha fazla gelir edebilir.Ancak bu, ABD'yi net bir kazanan yapmaz.Bunun birinci nedeni, ABD'li bazı üreticilerin Ortadoğu'daki aksaklıklardan büyük oranda etkilenmesi.Örneğin, ExxonMobil Katar'ın Ras Laffan sanayi bölgesinde pay sahibi şirketlerden biri. Mart başından beri üretim yapılmayan tesis bir de üzerine İran'ın füze saldırılarında büyük hasar aldı.İkincisi, düşük seyreden toptan fiyatı nedeniyle yıllardır kapasitelerini azaltan birçok kaya petrolü üreticisi üretimi hızla artıramıyor.Ve hepsinden önemlisi şu ki, Amerikalılar kişi başına düşen tüketim açısından dünyadaki en büyük petrol ve doğalgaz kullanıcıları.ABD'nin orta batı kısmındaki sert kış aylarında ısıtıcılar köklendiği gibi uzun mesafelerde de depolarca benzin harcanıyor. Yani Amerikalılar fosil yakıttaki dalgalanmadan büyük ölçüde etkileniyor.Oxford Üniversitesi'nden ekonomistler, petrol fiyatlarının 140 dolara yükselmesi ve o seviyede kalması durumunda ekonominin küçülme riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıyor.Kaynak, Bloomberg via Getty ImagesElbette, bu kırılganlık döneminde Amerikalılar yalnız değiller. Özellikle Avrupa ve İngiltere'deki tüketicilerin ithal gaza bağımlılığı, büyüme rakamları için daha büyük bir risk anlamına geliyor.Mevcut durumun enflasyona darbe vurması da beklenebilir.Son birkaç haftadaki gelişmelerin gübre ve nakliye maliyetleri gibi kalemlere yansımaya başlaması halinde, bu yılın ilerleyen dönemlerinde enflasyona yaklaşık %0,5 oranında katkıda bulunabilir.İyi haber şu ki, yıllar içindeki bu bağımlılığa karşı harekete geçen Batı, genel olarak geçmişe göre enerji fiyat şoklarına karşı daha dirençli.Ancak örneğin İngiltere'de, enerji tüketiminin yarısından fazlasını petrol ve gaz oluşturduğu için, taşıma, konut ısınma masrafı ve imalat gibi enerji yoğun sektörlerin faturaları risk altında kalmaya devam ediyor. Bu durum dünyanın birçok ülkesinde de geçerli.Etkinin büyük bir kısmı sadece fiyatların gelecekteki yönüne değil, aynı zamanda hükümetlerin ne tepki verebileceğine de bağlı.Birçok yetkilinin büyük ölçekli kurtarma paketlerini düşünmekten çekinmesi şaşırtıcı değil, çünkü ülkelerin mali durumları da baskı altında.Tahvil piyasalarının yüksek enflasyon riskine verdiği tepki, zaten borçlu olan ülkelerin maliyetlerine milyarlarca dolar daha ek getirme tehdidi oluşturuyor.Hürmüz Boğazı'ndan doğuya doğru akan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın müşterileri en büyük tehditle karşı karşıya.Asya, ham petrolünün %59'unu Ortadoğu'dan, Güney Kore ise %70'ini buradan sağlıyor. Asya'daki borsalar, aksama ve maliyet endişeleri nedeniyle düşerken, politikacılar, çip üretim endüstrisine yönelik risk konusunda da uyarıda bulundular.Güney Kore, dünyanın bellek çiplerinin yarısından fazlasını üretiyor. Sri Lanka, Bangladeş ve Filipinler gibi ülkelerde dört günlük çalışma ve eğitim kurumlarının tatil edilmesi gibi önlemler alındı.Ancak kıtanın en büyük tüketicileri, planlama ve diplomasi yoluyla bir nebze olsun korunmuş durumda. Çin, birkaç aylık kullanıma yetecek kadar rezerve sahip ve İran'dan alımlarını artırdığı bildiriliyor.Aynı durum Hindistan için de geçerli; o da yaptırımları kaldırmaya gelen geçici yeşil ışığı kullanarak Rusya'ya yöneldi.Elbette, tam olarak ne olacağı, bu çatışmanın geleceğine bağlı olacak. Ancak ABD'nin İran'a yönelik saldırılara başlamadan önce strateji geliştirirken bu ekonomik sonuçların bazılarını tam olarak öngörmüş olması pek olası değil.Ve savaş uzarsa, sadece bireysel ülkelere verilen zararın değil, aynı zamanda bulaşma ve küresel yayılma riskinin de artması söz konusu olur.
