14 Eylül günü yeni eğitim öğretim yılı başlayacak. Ancak okullarda birçok yenilik olacak. Bunun nedeni ise geçen dönem acı deneyimlerle yaşamımıza giren “okulda şiddet”...
Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Gaziantep derken, aradan geçen beş aylık süreçte biri İçişleri Bakanlığı, diğeri Milli Eğitim Bakanlığı imzalı iki genelge yayımlandı. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde değişiklikler yapıldı.
Oksijen'den Baran Can Sayın'ın derlediği habere göre uzmanlar ise güvenlik önlemlerinin eğitimsel ve pedagojik bir çerçeveyle tasarlanması gerektiğini söylüyor.
Tüm bu adımlar, okul kapısından bahçeye, öğrenci dolabından velinin ziyaret hakkına kadar tüm eğitim yaşamını yeniden düzenleyecek kadar köklü. Yeni dönemde okullarda karşılaşacak başlıca yenilikler şunlar:
Okullarda artık okul öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu kararıyla arama yapılabilecek. Bu kurul ilkokul ve ortaokullarda ihbar ve şikayetler olursa ya da “gerekli görülen haller” doğarsa arama kararı alma yetkisine sahip.
Yetkinin kapsadığı alanda okul, pansiyon ve eklentileriyle birlikte sıra, masa, dolaba ek olrak “gerekli görülen diğer yerler” ibaresi var. Arama müdür yardımcıları, kurul üyeleri ve görevli öğretmenlerce yapılacak. Madde işlemin “öğrencinin kişilik ve onurunu rencide etmeden” yürütülmesini şart koşuyor.
Her arama için iki nüsha tutanak tutulacak. Tutanakta aramanın gerekçesi, nerenin arandığı ve ne bulunduğu yazacak. Müdür onayını alan doküman okul arşivinde saklanacak.
Her okul için risk analizi yapılacak. Emniyet müdür yardımcısı ya da jandarma komutan yardımcısı başkanlığında asayiş, siber suç, çocuk şube, istihbarat, narkotik ve trafik birimlerinin temsilcilerinden oluşan komisyonlar kurulacak.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı risk analizleri için hane gelir düzeyi, sosyal yardım ve göç yoğunluğu gibi veriler sağlayacak.
“Yüksek riskli” görülen okullara sabit “okul kolluk görevlisi”, diğer okullara sürekli orada olmayan “güvenli eğitim koordinasyon görevlisi” atanacak.
Okul girişleri tek kapıdan yapılacak. Ziyaretçi müracaat kaydı tutulacak. Özel araçlar okul bahçesine alınmayacak. Servis alanları kolluk nezaretinde belirlenecek.
Okulların çevresindeki metruk binalar, İmar Kanunu’nun 39. maddesi kapsamında valilikler tarafından yıkılacak.
(Oksijen’in notu: Bu maddeye göre valilikler genel güvenlik ve asayişi tehdit eden metruk binaları tespit ettiğinde malike üç gün içinde yıkılması gerektiğini tebliğ ediyor. Kişiye ulaşılamazsa tebligat internette 30 gün yayında kalıyor. Tebligat varakası da yapıya asılıyor. Bu mühlet de dolduğunda bina hala ayaktaysa valilik binayı yıkabiliyor ve yıkım masrafını yüzde 20 fazlasıyla yapının sahibinden tahsil ediyor).
Çevre parklara ve okul güzergahına aydınlatma ve kamera kurulacak. Kolluk kuvvetleri metruk yapı, park, internet kafe ve oyun salonu gibi alanlarda devriyeyi sıklaştıracak.
Rehber öğretmenler öğrencilerdeki şiddet eğilimini, tehdit dilini ve saldırgan davranış örüntülerini hem fiziksel hem dijital ortamda izleyerek erken müdahale mekanizmasını işletecek.
Veliler yalnızca okulun internet sayfasındaki randevu sistemiyle okulu ziyaret edebilecek. Randevusuz ziyarete izin verilmeyecek. Veli ya da yasal vasi olmayan kişiler okula alınmayacak.
Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Doç. Dr. Emre Er yeni uygulamaları şöyle değerlendiriyor:
“Okullarda şiddet konusunda fiziksel güvenlikle güvenlikçi okul yaklaşımı arasında ayrım yapmak lazım. Okulların fiziksel olarak güvenliği; giriş çıkışların kontrolü, riskli alanların belirlenmesi, gerektiğinde kolluk desteğinin sağlanması ve öğrencilerin silah ya da başka tehlikeli araçlara erişiminin önlenmesi elbette önemli. Fakat okulda şiddetin yalnızca polisiye tedbirlerle çözülebileceğini düşünmek mümkün değil. Okul bir karakol ya da adliye değil, bir eğitim kurumu.
Bu nedenle güvenlik politikalarının da eğitimsel ve pedagojik bir çerçeveyle tasarlanması gerekiyor. Güvenlik görevlileri ve fiziksel güvenlik önlemleri kritik işlev taşıyor. Fakat şiddet ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek kadar şiddeti ortaya çıkmadan önce fark etmek de şart. Türkiye’de asıl geliştirilmesi gereken izleme ve erken müdahale kapasitesi. Okul çalışanlarının güvenliği ve okulun kontrollü işleyişi bakımından okul girişlerinin düzenlenmesi lazım.
Ama bu uygulamalar veliyle okul arasındaki iletişimi bürokratikleştirmemeli.
Okulda şiddeti önleme politikasının birkaç farklı katmanı var. Fiziksel güvenlik bunlardan sadece biri. Erken uyarı ve tehdit değerlendirmesi de yapılmalı. Güçlü psikolojik danışmanlık ve psikososyal destek hizmetleri bir diğer katman. Okul iklimi ve öğrencinin okula aidiyeti de temel faktör. Bunların tamamı birbirini tamamlayan unsurlar.”
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Necati Cemaloğlu ise şu ifadeleri kullanıyor:
“Kontrollü giriş, ziyaretçi kaydı, güvenli çevre düzenlemesi ve acil durum planları temel ihtiyaçlar. Ancak sosyal ve psikolojik önlemlerin yerine geçmemeli. Okul saldırılarını önleyen tek bir yöntem yok. En etkili yaklaşım, fiziki güvenlikle psikolojik ve sosyal desteği birleştiren yaklaşımdır. Pedagojik açıdan en önemli risk öğretmenin rolünün değişmesi.
Öğretmen yardım istenebilecek bir yetişkin yerine denetim ve arama makamı olarak algılanırsa, öğrenciler yaşadıkları sorunları paylaşmaktan kaçınabilir. Bu da güveni ve okul aidiyetini zayıflatırken eğitimcilik ile güvenlik görevliliği arasında rol çatışması yaratır. Diğer taraftan düzenlemenin temel sorunu, ‘gerekli görülen haller’ ve ‘gerekli görülen diğer yerler’ ifadelerindeki belirsizlik.
Metin, öğrencinin üstünün aranmasına açıkça yetki vermiyor. ‘Diğer yerler’ ifadesi bu şekilde sınırsız yorumlanamaz. ‘Öğrencinin kişilik ve onurunu rencide etmeme’ ilkesi de öğrenciyi korumak için yeterli değil. İdare okuldaki mekanları kontrol edebilir. Fakat öğrencinin bedeni ya da kişisel eşyaları söz konusu olursa anayasal güvenceler devreye girer. Kurul genel bir arama makamına dönüşmemeli. Arama bir son tedbir olmalı.”
Eğitim araştırmacısı Aydın Kaan Şenel de şu cümlelerle yeni uygulamayı değerlendirdi:
“Okullarda yaşanan silahlı saldırılarla beraber kamuoyunda oluşan korku ve panik atmosferi, çoğu zaman bilimsel verilerle yeterince desteklenmeyen, kısa vadeli ve tepkisel politikaların öne çıkmasına neden oluyor.
Türkiye’de okulları daha güvenli hale getirme amacıyla atılan adımlara baktığımızda, literatürde ‘sıkılaştırma önlemleri’ olarak adlandırılan ve okuldaki fiziksel denetim ve kontrolü artırmayı amaçlayan yöntemler olduğunu görüyoruz. Bu tür fiziksel sıkılaştırma önlemleri şiddetin kökenine değil, ortaya çıkışını denetlemeye çalıştığı için etkinliği oldukça sınırlı.
Ayrıca araştırmalar, aşırı fiziksel güvenlik çabalarının okulu bir ‘hapishane gibi’ hissettirebileceğini, bunun da öğrencilerde güvenlik hissini arttırmak yerine endişe, korku ve yabancılaşmayı beslediğini vurguluyor.
ABD’deki okullarda, Türkçeye okul kaynak memurları olarak çevirebileceğimiz, silah taşıyan, gözaltına alma, arama yapma yetkisi bulunan kolluk görevlileri veya okul polisleri bulunuyor.
Bu görevlilerle ilgili yapılmış 3 bin 443 okulu kapsayan 2023 tarihli bir araştırma, memurların istihdam edildiği okullarda silah tespit oranlarının arttığını ve kavga ile tehdit olaylarında belirli bir azalma yaşandığını gösterdi.
Ancak silahlı saldırılar önlenebilmiş değil. Hatta uzaklaştırma, okuldan atılma, polise sevk ve öğrenci gözaltına alma oranlarının arttığı gözlendi."
