Paranın ilk doğduğu yer artık aç
16. yüzyılda Avrupa başkentlerini geride bırakan bir refaha sahip olan Bolivya’nın Potosi şehri, günümüzde tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşıyor. İspanyol İmparatorluğu’nun küresel gücünü finanse eden bu eski zenginlik merkezi, rezervlerin tükenmesiyle yoksulluğa mahkum oldu.
1545'te Cerro Rico (Zengin Dağ) eteklerinde gümüşün keşfiyle Potosi, dünyanın en kalabalık şehirlerinden birine dönüştü. Burada basılan gümüş paralar, Çin’den Avrupa’ya uzanan ticarette tarihin ilk küresel para birimi kabul edildi. Şehir, bu devasa kazançla barok kiliseler ve görkemli saraylarla donatıldı.
Bu ekonomik patlamanın bedeli, "Mita" sistemiyle madenlerde zorla çalıştırılan milyonlarca yerli ve Afrikalı işçi oldu. Kötü çalışma koşulları ve cıva zehirlenmesi nedeniyle yaşanan kitlesel ölümler, Cerro Rico’nun yerel halk arasında "İnsan Yiyen Dağ" olarak anılmasına yol açtı.
18. yüzyılda gümüş damarlarının tükenmesi çöküşü başlattı. Ekonominin sadece madene dayalı kalması ve sanayi dönüşümünün gerçekleştirilememesi, gümüş fiyatlarının düşüşüyle şehri bir krize sürükledi. Kalay ve çinko madenciliği ise eski ihtişamı geri getirmeye yetmedi.
Bugün UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Potosi, bir açık hava müzesini andırsa da halkın çoğu asgari yaşam standartlarının altında. Madenciler hala 16. yüzyıldan kalma ilkel yöntemlerle çalışırken, akciğer hastalıkları nedeniyle ortalama yaşam süreleri 45-50 yıla kadar düşmüş durumda. Şehrin temel ekonomisi artık sınırlı madencilik ve sömürge döneminden kalan mimariye yönelik turizme dayanıyor.
