Petrol alarmı: Türkiye'de akaryakıta peş peşe zam
Petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına sert zamlar olarak yansımaya devam ediyor. Son olarak motorinde yaklaşık 2,52 TL'lik zam pompaya yansıdı. Böylece motorinin litre fiyatı İstanbul'da 77,5 TL, Ankara ve İzmir'de 79 TL oldu; Diyarbakır'da ise 80 TL'yi geçti.Bu artışların arkasında ise küresel petrol piyasasındaki sert yükseliş var. Brent petrolün varil fiyatı, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşla birlikte bir ara 119 dolara kadar yükselirken, Mart ayının son gününü 105 doların üzerinde tamamladı. Savaşın başladığı 28 Şubat'ta Brent petrol 70 dolar seviyesindeydi.İran savaşı öncesinde Türkiye'de motorin fiyatları 60 TL civarındaydı. 1 Nisan itibariyle motorindeki toplam fiyat artışı 17 TL'yi geçti. Şubat sonunda İstanbul'da 58 TL civarında bulunan benzinin litre fiyatı da bugün 62,5 TL'nin üzerinde.Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı nedeniyle uluslararası fiyatlardaki her artış kısa sürede iç piyasaya yansıyor. Hükümet ise fiyat artışlarının enflasyona etkisini sınırlamak amacıyla 5 Mart'ta eşel mobil sistemini devreye aldı. Buna göre petrol veya kur kaynaklı artışların yüzde 75'i ÖTV üzerinden karşılanıyor, yalnızca yüzde 25'i pompa fiyatına yansıyor. Eşel mobil sistemi, daha önce 17 Mayıs 2018'de yürürlüğe konmuş, ancak 2021 yılının son çeyreğinde uygulamadan kaldırılmıştı.Ancak uzmanlara göre bu mekanizma sadece geçici bir rahatlama sağlıyor. Petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi halinde hem tüketici fiyatları hem de kamu maliyesi üzerindeki baskı artıyor.DW Türkçe'ye konuşan enerji uzmanı Ali Arif Aktürk, devletin ÖTV gelirinin önemli bölümünden feragat ederek fiyat artışını sınırlamaya çalıştığını ancak petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi halinde sistemin etkisinin sınırlı kalabileceğini söylüyor.Petrol fiyatlarındaki yükselişin arkasında Ortadoğu'daki gerilim bulunuyor. ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan çatışma ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin riskler, küresel enerji arzına dair endişeleri artırıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'dan çıkış sinyallerine rağmen Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması, petrol fiyatlarını yukarı taşımaya devam ediyor.Hürmüz Boğazı dünya petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Barış zamanında bu hat üzerinden günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşınıyordu. Bu petrolün büyük kısmı Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerine gidiyor. Katar da sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının büyük bölümünü bu rota üzerinden gerçekleştiriyor.Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Avustralya Ulusal Basın Kulübü'nde yaptığı değerlendirmede, İran savaşıyla derinleşen enerji krizinin "çok ciddi" olduğunu ve küresel ekonominin "çok büyük bir tehditle karşı karşıya" bulunduğunu söyledi. Birol, savaşın küresel petrol arzında günlük yaklaşık 11 milyon varillik kayba yol açtığını ve bunun 1970'lerdeki petrol şoklarından daha büyük bir etki yarattığını belirtti.Analistler gerilimin sürmesi halinde petrol fiyatının 150 dolar seviyesini aşabileceğini ifade ediyor.IEA üyesi ülkeler 11 Mart'ta, küresel petrol piyasasındaki sert dalgalanmayı sınırlamak amacıyla stratejik rezervlerden 400 milyon varil petrol salımı konusunda anlaşmıştı. Bu miktar, IEA koordinasyonundaki acil petrol stoklarının yaklaşık yüzde 20'sine karşılık geliyor.Petrol fiyatlarındaki artışa ülkeler farklı yöntemlerle müdahalede bulunuyor.Rusya'nın benzin ihracatını yasaklama kararı, iç piyasada fiyatları kontrol altına almayı amaçlıyor. Ancak bu tür adımlar küresel arzı daraltarak uluslararası fiyatların daha da yükselmesine neden olabiliyor.Avrupa'da ise kriz daha görünür hâle gelmiş durumda. Fransa'da yüzlerce akaryakıt istasyonunda yakıt sıkıntısı yaşanması, arz zincirindeki sorunları ortaya koyuyor. Grevler ve lojistik aksaklıklar, yalnızca fiyatları değil fiziksel erişimi de etkiliyor.Almanya'da akaryakıt istasyonlarının fiyatları günde yalnızca bir kez, öğle saatinde artırmasına; buna karşılık indirimlerin gün içinde her an yapılmasına izin veren yeni fiyatlandırma kuralı 1 Nisan'da devreye girdi. Yeni kural ile fiyat dalgalanmalarının sınırlandırılması hedefleniyor. Ancak tüketiciler, bunun pompa fiyatlarını sınırlamak için yetersiz bir önlem olduğu eleştirisinde bulunuyor.Polonya'da milletvekilleri, akaryakıtta katma değer vergisinin yüzde 23'ten yüzde 8'e düşürülmesini öngören plana Cuma günü onay verdi. Düzenlemenin kısa süre içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. İki hafta önce İtalya akaryakıt üzerindeki özel tüketim vergilerini indirirken, hemen ardından İspanya da katma değer vergisini yüzde 21'den yüzde 10'a düşürdüğünü açıklamıştı.Sri Lanka ve Bangladeş gibi bazı ülkeler yakıt kullanımına sınırlama getirirken, geçen hafta Slovenya bu tedbire başvuran ilk AB ülkesi oldu. Avustralya'da ise yüksek akaryakıt fiyatları karşısında sürücülere destek olmak amacıyla yakıt satış vergisi üç ay süreyle yarıya indirildi. Kararın yürürlüğe girmesinden sonra ülkede akaryakıt fiyatları düşmeye başladı.İngiltere'de hükümet, daha önce uygulamaya konan yakıt vergisi indiriminin süresini uzatırken, yeni önlemleri gözden geçiriyor. Ayrıca artan enerji maliyetleri karşısında hanehalkına yönelik hedefli destek paketleri üzerinde çalışıldığı belirtiliyor. Ülkede ortalama benzin fiyatları savaşın başlamasından bu yana yüzde 14, dizel fiyatları ise yüzde 27 artış kaydetti.ABD'de ise petrol fiyatlarındaki yükseliş doğrudan pompa fiyatlarına yansıdı. Amerikan Otomobil Birliği verilerine göre, İran'da çatışmaların başlamasından bu yana ülkede benzin fiyatı galon başına yaklaşık 1 dolar arttı ve 2022'den beri ilk kez 4 dolar sınırını geçti.Petrol yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda modern sanayinin temel hammaddelerinden biri. Bu nedenle fiyatlardaki artış plastikten tekstile, gübreden kozmetiğe çok sayıda ürünün maliyetini etkiliyor. Ham petrol rafinerilerde işlendiğinde ortaya çıkan petrokimya ürünleri, ambalajdan elektronik üretimine kadar geniş bir alanda kullanılıyor.Enerji maliyetlerindeki artış taşımacılık ve lojistik üzerinden de tüm üretim zincirine yayılıyor. Tarım sektörü bu süreçten doğrudan etkileniyor. Gübre üretiminde enerji yoğun süreçler kullanıldığı için maliyet artışları gıda fiyatlarına kadar uzanıyor.Enerji uzmanı Aktürk'e göre, eşel mobil sistemi akaryakıttaki artışı kısmen frenlese de petrokimya ve sanayi girdilerindeki maliyet artışlarını engellemek mümkün değil. Petrol ve doğalgaz türevlerinin tarım sektöründe de önemli rol oynadığına işaret eden Aktürk, fiyat artışlarının özellikle tarım sezonunda maliyet baskısını daha da artıracağına işaret ediyor.Petrolde yüzde 92, doğalgazda ise yüzde 99 oranında dışa bağımlı olan Türkiye, küresel fiyat artışlarından en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.Enerji fiyatlarındaki yükseliş yalnızca akaryakıtla sınırlı kalmıyor; üretim, taşımacılık ve gıda maliyetleri üzerinden enflasyonu yukarı çekiyor. Eşel mobil sistemi kısa vadede fiyat artışını sınırlasa da bütçe üzerinde ek yük oluşturuyor.Uzmanlara göre petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde Türkiye'de enflasyonla mücadele zorlaşabilir, cari açık üzerinde baskı artabilir. Küresel ölçekte ise yüksek enflasyon ve düşük büyümenin birlikte görüldüğü stagflasyon riski yeniden gündeme gelebilir.Ali Arif Aktürk, fiyatlardaki artışın hem Türkiye ekonomisini hem de küresel ekonomiyi olumsuz etkilemesinin "kaçınılmaz" olduğu görüşünde. Aktürk, "Eğer bu olay uzama eğilimi gösterirse tüm dünya ekonomilerinde hem yüksek enflasyon hem de durgunluk birlikte baş gösterecek. Stagflasyon tehlikesi özellikle ortada" diyor.
