CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaEkonomiPlastik sektöründen 'Avrupa'nın hatasını
📈 Ekonomi

Plastik sektöründen 'Avrupa'nın hatasını tekrarlamayalım' uyarısı

Ekonomim.com·🕐 2 sa önce·👁 0 görüntülenme
Plastik sektöründen 'Avrupa'nın hatasını tekrarlamayalım' uyarısı
Türkiye’de “tek kullanımlık plastikler” başlığı altında gündeme getirilen yasakçı düzenleme yaklaşımı üzerine Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de “tek kullanımlık plastikler” kapsamında gündeme gelen yasak odaklı düzenleme yaklaşımına ilişkin, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu önemli değerlendirmelerde bulundu.PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Eroğlu, şu ifadeleri kullandı:"Çevre politikası gibi sunulsa da gerçekte çok daha büyük bir sonucu tetikleme riski taşımaktadır: sanayinin daralması, istihdamın zayıflaması, ihracatın düşmesi, enflasyonun artması ve vatandaşın günlük hayatının pahalanması. Daha vahimi ise şudur: Avrupa Birliği, son yıllarda aşırı düzenlemelerin kendi sanayisinin rekabetçiliğini zayıflattığını yaşayarak gördüğü için birçok başlıkta erteleme, yumuşatma, revizyon ve sadeleştirme yönüne giderken; Türkiye’nin bugün, AB’nin beş yıl önce yaptığı ve bugün düzeltmeye çalıştığı aynı yanlışa yönelmesi kabul edilemez. Sorun plastik değil, atık yönetim sisteminin kurulamamış olmasıdır; çözüm de yasak değil, akıllı dönüşümdür.Kamuoyunda “tek kullanımlık plastik” diye anılan ürünlerin önemli bir bölümü aslında hijyen ve gıda güvenliği sağlayan ürünlerdir. Pandemi döneminde bu ürünlerin bulaş riskini azaltmadaki rolü net biçimde ortaya çıkmıştır. Bu nedenle meseleyi yalnızca “tek kullanımlık” etiketiyle tartışmak eksik ve yanıltıcıdır. Konu; gıda güvenliği, hijyen, erişilebilirlik, maliyet ve sanayi yapısı birlikte değerlendirilmeden ele alınamaz. Bu ürünlerin sektör içinde “hijyen plastikleri” olarak görüldüğü, toplu yaşamın getirdiği bulaş riski ve gıda güvenliği ihtiyaçlarına cevap verdiği vurgulanmıştır.Türkiye’nin plastik sanayisi marjinal değil, stratejik bir üretim gücüdür. Sektör, yıllık 11 milyon ton plastik mamul üretimi yapmakta; bu üretim 45 milyar doların üzerinde bir ciroya karşılık gelmektedir. Geri dönüştürülmüş hammaddeden üretilen mamuller de dahil edildiğinde toplam ciro yaklaşık 50 milyar dolara ulaşmakta; doğrudan ve dolaylı ihracat ise 15 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmektedir. Türkiye, bu ölçekle Avrupa kıtasında Almanya’dan sonra en büyük ikinci plastik mamul üreticisidir. Böyle bir üretim altyapısını, teknik ve ekonomik gerçeklikler hesaba katılmadan yasaklarla baskılamak, çevreyi korumak değil, Türkiye’nin üretim omurgasını zayıflatmaktır.Yasak tartışmasının merkezindeki ürün gruplarının ekonomideki ağırlığı da son derece büyüktür. Sektör veri notuna göre, listelenen tek kullanımlık plastik ürünlerde yıllık üretim miktarı 1.458.000 ton, yaklaşık üretim değeri ise 4,4 milyar dolar düzeyindedir. Aynı ürün grubunda ihracat 1.008.000 ton ve yaklaşık 3 milyar dolar seviyesindedir.Doğrudan istihdam kaybı riski 35 bin, tedarikçi ve bağlantılı sektörlerle toplam etki ise yaklaşık 100 bin kişiye kadar ulaşmaktadır; bu sektörden geçimini sağlayan hane halkı etkisi de yaklaşık 400 bin kişi olarak belirtilmektedir. Türkiye Avrupa’da İtalya’dan sonra en büyük ikinci “hijyen plastikleri” üreticisi olduğu, sektörün yaklaşık 4 milyar dolarlık bir hacme ve çok güçlü ihracat bağlantılarına sahiptir.Bu ürünlerin yerine geçeceği varsayılan alternatifler ise ne ekonomik ne de teknik olarak sorunsuzdur. Sektör temsilcilerinin bakanlığa sunduğu görüşlerde, alternatif ürünlerin hem maliyet hem de teknik açıdan ciddi riskler barındırdığı belirtilmektedir.Sektörün bu konuda “savunmacı” değil, son derece rasyonel bir noktada durduğu da açıktır. Doğrudan yasaklama yaklaşımının; teknik gerçekler, mevcut üretim altyapısı, ikame ürünlerin erişilebilirliği, gıda güvenliği gerekleri, ekonomik etkiler ve geçiş kapasitesi yeterince değerlendirilmeden yürürlüğe konulmasının kamu yararı bakımından beklenen sonucu doğurmayacaktır. Çevresel hedeflerle ekonomik ve teknik gerçekler arasında makul bir denge kurulması, ürün bazlı değerlendirme yapılması, kademeli geçiş öngörülmesi ve kapsamlı etki analizi hazırlanması gerektiği ortadadır.Tek kullanımlık ürünlerin üretimine yönelik makine, kalıp ve altyapı yatırımlarının büyük ölçüde tamamlandığı; taslakta öngörülen sürelerin bu yatırımları kısa sürede atıl hale getirme riski taşıdığı; fabrikaların mevcut ekonomik koşullar ve kredi yükleri nedeniyle ciddi finansal baskı altındadır. Bu bile tek başına, ani yasakların “çevre kararı” değil, doğrudan yatırım kıyımı anlamına gelebileceğini göstermektedir.Avrupa deneyimi ise yasağın tek başına çözüm olmadığını gösteren çok güçlü bir laboratuvar niteliğindedir. Avrupa Birliği Plastik üreticileri derneği EuPC’nin Mart 2025 tarihli ulusal girişimler takibine göre, Avrupa’da SUP Direktifi uygulaması yeknesak değildir; birçok ülkede tartışmalar, ertelemeler ve revizyonlar sürmektedir. Örneğin Fransa’da profesyonel ambalajlara ilişkin EPR uygulamasının Ocak 2025’te başlaması öngörülmüşken ertelendiği; Belçika’da sistemin revizyon altında olduğu; Bulgaristan’da DRS için çerçevenin halen tartışıldığı ve uygulamanın 2027 beklentisiyle ilerlediği; İtalya’da plastik verginin 1 Temmuz 2026’ya ötelenip iptali yönünde baskının sürdüğü; Yunanistan’da ise plastik PET şişelerde yüzde 25 geri dönüştürülmüş içerik şartı ve DRS odaklı bir modelin öne çıktığı görülmektedir. Yani Avrupa’nın fiili yönü, “daha çok yasak” değil; geri dönüşüm, geri dönüştürülmüş içerik, depozito ve uygulanabilir geçiş mekanizmalarıdır."

Kaynak: Ekonomim.comOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler