CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeRusya ile Çin Batı'ya meydan okudu: BRIC
🇹🇷 Türkiye

Rusya ile Çin Batı'ya meydan okudu: BRICS Zirvesi'nin şifreleri

Hürriyet·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
Rusya ile Çin Batı'ya meydan okudu: BRICS Zirvesi'nin şifreleri
BRICS ülkeleri, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen zirvede bir araya geldi. Batı ülkelerinin yer almadığı 2 günlük zirvede konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, BRICS'in üyeler arasında işbirliğini güçlendirecek yeni bir aşamaya girdiğini belirtti. BRICS'in Rusya ve Çin'e Batılı ülkelerin sahip olmadığı türden bir diplomatik araç sunduğunu ifade eden Rusya uzmanı Buğra Bekir Işılak, Hurriyet.com.tr'ye yaptığı değerlendirmede zirvenin Batı'ya bir meydan okuma anlamına geldiğini ifade etti. Işılak, BRICS'in Türkiye'ye stratejik özerklik avantajı sağladığına dikkat çekerek, Ankara'nın uzun vadede yeni ekonomik seçeneklere sahip olabileceğini kaydetti.

Güncelleme Tarihi: Eylül 13, 2026 16:19

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen 18. BRICS Zirvesi'nde, grubun işbirliğini güçlendirmesi ile yeniliği, barışı ve istikrarı teşvik etmesi çağrısında bulundu. Şi, Çin'in gelecek yıl BRICS dönem başkanlığını üstleneceğini ve 19. zirveye ev sahipliği yapacağını açıkladı. Çin daha önce 2011, 2017 ve 2022 yıllarında da BRICS zirvelerine ev sahipliği yapmıştı.

Şi, BRICS'in yirmi yıllık yolculuğu boyunca dayanışma ve işbirliğinin her zaman güç kaynağı olduğunu belirterek, üyelere birbirlerine samimiyetle davranmaları, farklılıklara saygı duyarken ortak zemin aramaları ve birbirlerinin temel kaygılarına saygı göstermeleri çağrısında bulundu.

Üyelerin, BRICS işbirliğinin istikrarlı ve uzun vadeli gelişimini sağlamak için karşılıklı anlayışı derinleştirmeleri gerektiğini belirten Şi, farklılıkların iletişim ve diyalog yoluyla uygun şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.

Şi, grubun tarihi genişlemesinin ve kapsamlı, çok düzeyli işbirliği çerçevesinin, daha büyük BRICS işbirliğinin yüksek kaliteli gelişiminde yeni bir aşama başlattığını kaydetti.

BRICS, başlangıçtaki dört üyesinden 11 tam üye ve 10 ortak ülkeden oluşan bir topluluğa dönüştü. Üyeleri, dünya nüfusunun neredeyse yarısını ve küresel ticaretin dörtte birinden fazlasını oluşturuyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan

'BİRLİKTE İNŞA EDERİZ, BİRLİKTE YÜKSELİRİZ'

Ev sahibi Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin lideri Şi, devasa bir su havuzunun önünde grup fotoğrafı çektirdi. Liderler, "Birlikte inşa ederiz, birlikte yükseliriz" sloganıyla süslenmiş bir mekanda bir araya geldi.

BRICS Zirvesi, Batı'nın katılımı olmadan dünya liderliğinin nasıl bir görünüme sahip olabileceğini göstermek istercesine bir düzene sahipti. Orta Doğu'daki çatışmaların giderek derinleşmesi küresel enerji fiyatlarını yükseltirken, bu hafta sonu Yeni Delhi'de yapılan toplantı, Çin, Hindistan, Rusya ve diğer birçok ülkenin liderlerine Washington'ın sahip olmadığı bir fırsat sundu; İran ile aynı masada oturmak.

Grup, şubat ayında savaşın başlamasından bu yana İran'ın balistik füzeleriyle hedef aldığı ABD'nin ortağı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Tahranm arasındaki gerilimler nedeniyle bölünmüş durumda. Ev sahibi ülke olarak toplantı gündemini belirleyen Hindistan ise Rusya ve İran gibi Batı'ya mesafeli durmak yerine ideolojik yelpazenin her iki tarafındaki güçlerle stratejik dostluklar kurmayı tercih ediyor.

RUSYA VE ÇİN'E AVANTAJ SAĞLAYAN ZİRVE

Fotoğraf çekimi sırasında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan sıranın bir ucunda, BAE'yi temsil eden Abu Dabi Veliaht Prensi ise Pezeşkiyan'dan en uzak köşede yer aldı. Aynı günün ilerleyen saatlerinde grup, Orta Doğu'da "azami itidal" çağrısında bulunan ancak herhangi bir ülkeyi suçlamaktan kaçınan ortak bir bildiri yayınladı.

BRICS'in Yeni Delhi'de düzenlenen zirvesi, İran ve BAE gibi bölgesel rakipleri aynı masada buluşturarak Çin ile Rusya'ya Batı'nın elde edemediği bir diplomatik avantaj sağladı. BRICS'in Orta Doğu'da tek başına savaşı bitirecek bir güç olmadığını ancak alternatif bir diplomatik kanal işlevi gördüğünü belirten Rusya uzmanı Buğra Bekir Işılak'a göre, Çin ile Rusya'nın BRICS üzerinden geliştirdiği işbirliği, Batı sistemine askeri değil ekonomik ve kurumsal bir meydan okuma anlamına geliyor.

BRICS'İN DİPLOMATİK KANAL İŞLEVİ

Işılak, BRICS'in en önemli işlevinin doğrudan arabuluculuk yapmasından ziyade, farklı aktörleri aynı masa etrafında tutabilecek alternatif bir diplomatik alan oluşturması olduğunu vurguladı. Işılak, enerji koridorlarının, küresel ticaretin ve deniz taşımacılığının güvenliğine yapılan vurgunun, Orta Doğu krizinin artık yalnızca bölgesel değil küresel sonuçları olan bir mesele olarak ele alındığını ortaya koyduğunu kaydetti.

Uzman isim, "Özellikle İran ile Körfez ülkelerinin aynı siyasi zeminde buluşabilmesi, BRICS'in bölgesel krizlerde temas ve diyalog kanalı oluşturabileceğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

ÇİN-RUSYA YAKINLAŞMASININ BATI SİSTEMİNE ETKİSİ

Işılak, Çin ve Rusya'nın yakınlaşmasının BRICS'in bugün kazandığı ağırlığın en önemli unsurlarından biri olduğunu belirterek, iki ülkenin çok kutuplu dünya düzeninin güçlendirilmesi, Batı merkezli uluslararası kurumların reformu ve Küresel Güney'in küresel karar alma mekanizmalarındaki ağırlığının artırılması konusunda önemli ölçüde ortak bir perspektife sahip olduğunu ifade etti.

Işılak, "Bununla birlikte Çin ve Rusya'nın 'tam iş birliği' içerisinde olduğunu söylemek doğru olmaz. Daha doğru ifade, stratejik ortaklığın ve ortak çıkarlar doğrultusundaki koordinasyonun giderek derinleşmesi olur" dedi.

BRICS'in NATO veya AB gibi ortak dış politika ve savunma yükümlülükleri bulunan bir ittifak olmadığını hatırlatan Işılak, bu esnek yapının Çin ve Rusya'nın kendi ulusal çıkarlarını koruyarak ortak gördükleri alanlarda birlikte hareket etmelerine imkan sağladığını kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

"Çin özellikle ekonomi, ticaret, yatırım, teknoloji ve örgütün genişlemesi konusunda öne çıkarken; Rusya çok kutupluluk, enerji, güvenlik ve küresel yönetişimin dönüştürülmesi başlıklarında daha belirgin bir rol üstleniyor. Bu nedenle Çin'nin ekonomik kapasitesi ile Rusya'nın jeopolitik ve enerji ağırlığının birleşmesi, BRICS'in küresel etkisini artırıyor."

BREZİLYA VE HİNDİSTAN'IN DENGE POLİTİKASI

Işılak, Brezilya ve Hindistan'ın Rusya-Çin eksenine katıldığını söylemenin doğru olmayacağını belirterek, her iki ülkenin de BRICS'i kendi stratejik özerkliklerini artırabilecekleri ve uluslararası sistemde pazarlık güçlerini yükseltebilecekleri bir platform olarak kullandığını ifade etti. Brezilya açısından da benzer bir tablonun geçerli olduğunu kaydeden Işılak, Lula yönetiminin çok kutupluluğu desteklediğini ve BRICS'in güçlendirilmesini istediğini ancak Brezilya'nın ABD ile ilişkilerini koparmak veya Çin-Rusya eksenine dahil olmak gibi bir hedefi bulunmadığını belirtti.

Hindistan'ın Rusya ile geleneksel ilişkilerini sürdürürken ABD, Avrupa ve Asya-Pasifik'teki diğer aktörlerle de güçlü bağlarını koruduğunu aktaran Işılak, "Çin ile ilişkilerinde son dönemde bir yumuşama görülse de sınır anlaşmazlıkları ve stratejik rekabet devam ediyor. Bu nedenle Hindistan'ın yaklaşımı bir 'Doğu blokuna katılma' politikasından ziyade çok yönlü dengeleme politikasıdır" diye konuştu.

'ULUSLARARASI SİSTEM ÇOK MERKEZLİ HALE GELİYOR'

Brezilya'nın BRICS'in genişlemesine daha temkinli yaklaştığını, bunun temel nedenlerinden birinin genişlemenin örgütün yapısını ve karar alma dengelerini değiştirerek Brezilya'nın BRICS içerisindeki etkisini azaltabileceği endişesi olduğunu ifade eden Işılak, "Brezilya'nın 'aktif bağlantısızlık' olarak tanımlanan yaklaşımı, ABD ve Çin arasında tercih yapmak yerine her iki tarafla ilişkileri sürdürmeye dayanıyor" yorumunu yaptı.

Uzman isim, "Yaşanan dönüşüm, ülkelerin topluca 'Doğu'ya dönmesi' değil, uluslararası sistemin 'çok merkezli' hale gelmesi. BRICS içerisinde yer alan ülkelerin siyasi çıkarları aynı değil; fakat küresel finans, ticaret, enerji, teknoloji ve uluslararası kurumların reformu gibi alanlarda daha fazla söz sahibi olmak konusunda ortaklaştıkları noktalar bulunuyor. Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu yeni bir Doğu-Batı bloklaşmasından ziyade çok merkezli bir uluslararası sistemin güçlenmesi olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır" açıklamasını yaptı.

BRICS'in ABD öncülüğündeki Batı sistemi açısından öncelikle askeri değil, ekonomik ve kurumsal bir meydan okuma anlamına geldiğini belirten Işılak, şunları sözlerine ekledi:

"Yerel para birimleriyle ticaret, alternatif ödeme mekanizmaları, de-dolarizasyon gibi kavramların ortaya çıkması, Yeni Kalkınma Bankası ve küresel finans kuruluşlarında reform talepleri, Batı merkezli finansal mimarinin yanında alternatif kanallar oluşturma arayışını gösteriyor" dedi.

BRICS'i Çin-Rusya öncülüğünde Batı'ya karşı kurulmuş yeni bir blok olarak görmenin doğru olmayacağını vurgulayan Işılak, "Hindistan'ın Çin'yle rekabeti, Brezilya'nın stratejik özerklik politikası ve üyelerin Batı ile devam eden ekonomik ilişkileri bunu sınırlıyor. Çin-Rusya yakınlaşması BRICS'i güçlendiriyor; fakat asıl ortaya çıkan tablo, Batı sisteminin yerini hemen alacak yeni bir bloktan ziyade, çok kutuplu bir uluslararası düzenin giderek güçlenmesi şeklinde okunması daha doğru olacaktır."

TÜRKİYE'NİN BRICS DENKLEMİNDEKİ KONUMU

Işılak, Türkiye açısından BRICS'e "Batı'dan kopuş ve Doğu'ya yöneliş" şeklinde yaklaşmanın doğru olmayacağını belirterek, Ankara'nın BRICS'e yönelik ilgisinin daha çok stratejik özerkliği artırma, ekonomik seçenekleri çeşitlendirme ve çok kutuplu sistemde hareket alanını genişletme arayışıyla açıklanabileceğini ifade etti. Türkiye'nin NATO üyeliği, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ve Avrupa'nın hâlâ en önemli ekonomik ortaklardan biri olmasının, BRICS'in bunların alternatifi olarak görülmesini gerçekçi kılmadığını vurgulayan Işılak, "bu nedenle BRICS'in Türkiye açısından daha çok tamamlayıcı bir platform niteliğinde olduğunu" vurguladı.

Ekonomik açıdan BRICS'in yeni pazarlar, yatırım, enerji ve ulaştırma bağlantıları bakımından Türkiye'ye önemli fırsatlar sunduğunu belirten Işılak, Türkiye'nin Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan konumunun, özellikle Çin'nin Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye'nin Orta Koridor yaklaşımının kesiştiği noktada önem kazandığını kaydetti.

Uzman isim, "Ankara açısından BRICS'in ulaştırma, enerji ve ticaret ağlarıyla ilişkili projeleri Türkiye'nin transit ülke konumunu güçlendirmektedir" ifadesini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN EKONOMİK SEÇENEKLERİNİ ARTIRABİLİR"

Finansal alanda ise BRICS'in yerel para birimleriyle ticaret ve alternatif ödeme mekanizmaları geliştirmesinin Türkiye'nin ekonomik seçeneklerini artırabileceğini belirten Işılak, özellikle Rusya, Çin ve diğer Asya ülkeleriyle ticaret açısından bu tür mekanizmaların uzun vadede önem kazanabileceğini söyledi. Işılak, Türkiye ekonomisinin Avrupa finans sistemi ve Batı pazarlarıyla güçlü bağlantıları devam ettiği için BRICS'in mevcut sistemin alternatifi olarak değerlendirilmesinin gerçekçi olmayabileceğini sözlerine ekledi.

Işılak, uzun vadede BRICS'in Türkiye üzerindeki etkisinin, örgütün ne ölçüde kurumsallaşacağına bağlı olacağını belirterek, şunları dile getirdi:

"Eğer yerel para birimleriyle ticaret, ödeme sistemleri, yatırım mekanizmaları, enerji ve ulaştırma projeleri daha fazla gelişirse Türkiye açısından BRICS'in ekonomik değeri artacaktır. Dolayısıyla Ankara'nın temel hedefi bir blok seçmekten ziyade hem Batı ile mevcut ilişkilerini koruyup hem de Asya ve Küresel Güney'deki seçeneklerini artırmak yönündedir. Türkiye için BRICS'in asıl stratejik değeri de bu çok yönlü hareket alanını genişletme potansiyelinde yatıyor."

Kaynak: HürriyetOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler